Miftahulkulub

10. KISIM



Allah, bize yeter; her işimize yetişir (hasbünellahü ve kefa).
Allah, zatına yakaranın yakarışını duyar; Allah'tan başka el açıp dilek sunulacak bir makam yok ki.. Bir kimse, Allah'a tutunursa hayat bulur. (Semiallâhü limen dea, leyse veraellahi'l - münteha, meni'tesame billahi yahya).
Şerh :
Yani: Allah yolunu tutan kurtulur.
Metne devam- edelim :
Devamlı merhametli ve keremli bir Rab olan Yüce Zat, noksan sı­fatlardan münezzehtir (Sübhane men lemyezel rabben rahiymen ve lâ yezalü kerimen).
Allah'tan başka ilâh yoktur; Halimdir, Kerim'dir (lâ ilahe illallâh'ül-kerimü).
Şerh :
Metinde geçen, iki güzel ismin geniş açıklaması, daha önce geçti; bu­rada kısa mana verelim:
Haliym : Birden yakalamaz, zaman tanır; sonunu iyiye vardırır.
Keriym : İyiliği ikramı bol..
Metne devam edelim :
Allah, noksan sıfatlarda nmünezzehtir, Allah Yüce'dir, uğuru bere­keti çoktur (Sübhanellâhi ve tebarekellâhü).
Yedi kat semanın Rabbı, büyük arşın Rabbı; âlemlerin Rabbı Allah'a hamd olsun. (rabb'ül - semavati's - seb'î ve rabb'ül - arş'il - aziymi vel-hamdü lillâhi rabb'il - âlemiyne).
Şerh :
ÂLEM
Metinde geçen :
— Âlem..             
Tabiri üzerinde biraz duralım. Yüce Hakkın zatından başka her ne varsa, hepsine :
—  Âlem..
îsmi verilir ki; hepsi de Yüce Hakkın varlığına, birliğine delildir. Aynı zamanda bu isim, Yüce Allah'ın yarattığı cinsi değişik şeylere veri­lir : Eflâk, anasır, bitki, hayvan hep birer âlemin adıdır. Bu manadaki de­ğişik görüşleri aşağıya alıyoruz :
Demişlerdir ki:
—  Yüce Allah'ın bin âlemi vardır; bunların altı yüzü denizde, dört yüzü de karadadır.
Vehb b. Münebbih'in şöyle dediği anlatılmıştır :
—  On sekiz bin âlem vardır; dünya, on sekiz bir âlemden biridir. Demişlerdir ki :
—  Kırk bin âlem vardır; dünya, doğusundan batısına kadar tek âlem­dir.
Demişlerdir ki :
—  Seksen bin âlem vardır; kırk bini denizde, kırk bini de karadadır. Demişlerdir ki :
—  Yüz bin âlem vardır; bu manada gelen bir rivayet de şöyledir :
—  Yüce Allah, yüz bin kandil yarattı. O kandillerin hepsini büyük ar­şa astı. Yerlerde ve göklerde bulunan, tüm yaratılmışlar, hatta cennet, cehennem dahi tüm olarak, bir kandildedir. Diğer kandillerde bulunan ya­ratılmışları, Allah'tan başkası bilmez.
Kâab'el-Ahbar şöyle dedi:
— Âlemlerin sayılarını sayıp tüketmek mümkün değildir. Çünkü, Allah-ü Taâlâ, Müddessir suresinin 31. âyetinde şöyle buyurdu :
—  «Rabbın ordusunu, ancak kendisi bilir.»
Metne devam edelim :
Allah'tan başka ilâh yoktur; birdir, ortağı yoktur; Vahid, Ehad, Sa­med, Ferd, Vitr, Hayy, Kayyum sıfatlarının sahibi, sürekli ve sonu olma­yan ilâhtır.
(Lâ ilahe illallâhü vahdehu lâ şerike lehu ilahen vahiden, ehaden, sa­meden, ferden, vitren, hayyen, kayyumen daimen, ebeden.)
Bu cümlede geçen güzel isimlerin manaları, daha önce anlatıldı; onun burada tekrar anlatılmayacaktır.    
Metne devam edelim :
Kadın tutmamıştır, oğul edinmemiştir. Mülkünde onun bir ortağı yoktur. Düşüklükten yana bir yandaşı yoktur. (Lemyettehiz sahibeten ve lâveleden ve lem yekûn şeriykün fil-mülki ve lem yekun lehu veliyyün min'-az-zülli).
Ona tam manası ile tazim eyle (ve kebbirbü tekbiren).
Allah, en büyüktür. (Allahü ekberü).
Şerh :
îmam-ı Gazali, Kimya-i Saadet, adlı kitabının başında şöyle demiştir :
—  Allah, en büyüktür.. Demenin manası şudur :
—  Allah, o kadar yüce o kadar büyüktür ki; insan, onu akıl ölçüsü ile takdir edip bilemez.                                       
Metne devam edelim :
Dinimiz için, Allah bize yeter. Dünyamız için, Allah bize yeter, önem­li işlerimizde, gamlı kederli hallerimizde Allah bize yeter. Bize saldırıya geçenler hakkında Allah bize yeter. Bize hased edenler için, Allah bize yeter. Bize kötülükle yaklaşanlar için Allah bize yeter, ölüm zamanı Al­lah bize yeter. Kabre konulduğumuz zaman; Allah bize yeter. Sorgu - sual esnasında Allah bize yeter. Ettiğimizin hesabını verme sırasında Allah bize yeter. Amellerimizin tartıya çekildiği sırada Allah bize yeter. Sırattan geçerken, Allah bize yeter. Cennet yanında, cehennem yanında Allah bize yeter. Yüce Allah'ın huzuruna kavuşma sırasında, Allah bize yeter.
(Hasbünellâhü lidinina. Hasbünellâhü lidünyüna, Hasbünellâhü lima ehemmena. Hasbünellâhü limen beğa aleyna. Hasbünllâhü limen hasede­na. Hasbünellâhü limen kâdena bisuin. Hasbünellâhü ind'el-mevti. Has­bünellâhü ind'el-kabri. Hasbünellâhü ind'el-mesaili. Hasbünellâhü ind'el­hesabi. Hasbünellâhü ind'el-mizani, Hasbünellâhü ind'es-sıratı. Hasbünel­lâhü ind'el-Cenneti ven-nari. Hasbünellâhü ind'el-likai.)
Şerh :
Allah, kendilerine rahmet eylesin, Ehl-i Sünnet vel-Cemaat ile, Allah sırlarının kudsiyetini artırsın tarikat meşayihi, şu mana üzerinde görüş birliğine varmışlardır :                                                                           
—  Bir kimse, imanla giderse, mutlaka cennete girecektir; ya hiç azap görmeden, ya da günahı kadar azap gördükten sonra..
Şu mana üzerinde dahi görüş birliğine varmışlardır :
—  Cennetteki her mümin, Yüce Sübhan Hakkı baş gözü ile görecek­tir; ister dünyada iken müşahede mertebesine erişsin; isterse erişmesin.
Yüce Hakkı, öbür âlemde görmek üzerine kesin delil olarak, Kur'an âyetleri, hadis-i şerifler çoktur.
Allah-ü Taâlâ, Kıyamet suresinin 22. 23. âyetlerinde şöyle buyurdu :
—  «Bazı yüzler vardır ki, o gün, tör ü tazedir; Rablarına bakacak­lar.»
Bu âyet-i kerimenin Arapça aslında, bakmaya (İLÂ) edatı ile işa­ret edilmiştir. Bunun ifade ettiği manaya göre :
—  Yüce Allah'ı görmek..
Şeklinde bir mana çıkarmak vaciptir. Daha açık olarak, üstteki ma­na bir. gerçek olur.
Yine bu. âyet-i kerimeden, şöyle bir mana dahi çıkarmak mümkündür :
—  Orada, Yüce Yaratıcıyı görecekler, bakacaklar. O güzel yüzü gör­me şerefine nail olur, Allah'ın cemalini mütalaaya dalarlar. Onun zatın­dan başka her şeyi bırakır, hiç bir şeye iltifat edip bakmazlar.
Allah-ü Taâlâ, Muttafifiyn suresinin 15. âyetinde şöyle buyurdu :
—  «Hiç de sandıkları gibi değil; onlar o günde Rablarından perdeli kalırlar.»
Bu âyet-i kerimenin delâletine göre, Yüce Hakkı sadece müminler gö­receklerdir; aksi halde, kâfirlerin perdeli kalacakları bildirilmezdi.
Buharî Sahih'inde, Cerir b. Abdillah'tan alınan bir hadis-i şerif vardır; Allah ondan razı olsun.
Şöyle anlattı :
—  Mehtaplı bir gece idi. Resulüllah'ın meclisinde oturduk; Allah ona salât ve selâm eylesin. Aya baktı; şöyle buyurdu :
—  «Bu aya nasıl bakıp görüyorsanız, öbür âlemde Yüce Rabbınıza bakıp aynı açıklıkta, hatta daha açık göreceksiniz.»
Mevlâna, Sa'deddin Taftazanî, Akaid şerhinde şöyle yazmıştır :
—  Bu hadis-i şerif, sahihtir; ashaptan yirmi bir kişi rivayet etmiştir; Allah onlardan razı olsun.
Metne devam edelim :
Allah bana yeter; öyle bir zattır ki, ondan başka ilâh yoktur. Ona te­vekkül ederim; ona dönerim. (Hasbiyellâhüllezi lâ ilahe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve ileyhi üniybü).
Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir; Allah o kadar büyük ki (lâ ilahe illallâhü sübhanellâhi maazamellâhü)..
Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir; Allah o kadar halimdir ki (lâ ilahe illallâhü sübhanellâhi ma ahlemel­lahü).
Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir; Allah o kadar ikramlıdır ki (lâ ilahe illallâhü sübhanellâhi maekremellâ­hü)..
Allah, o kadar büyük, o kadar keremli, o kadar halim ki (maa'za­mellâhü maahlemellahü maekremellahü)..
Allah'tan başka ilâh yoktur, birdir, ortağı yoktur; Muhammed Al­lah'ın Resulüdür (lâ ilahe illallâhü vahdehu lâ şerike lehu Muhamme­dün Resulüllah).
Allahım, Muhammed'e salât eyle, onu ananlar andıkça; Allahım, Mu­hammed'e salât ve selâm eyle, gafiller, onu anmaktan gafil kaldıkça (Al-lâhümme salli alâ Muhammedin küllema zekereh'üz-zakirune, Allâhümme salli alâ Muhammedin küllema gafele an zâkrih'il-gafilune).
Şerh :
SALÂVAT OKUMAK
—  Muhammed, Allah'ın Resulüdür.. Dedikten sonra :
—  Allahım, Muhammed'e salât eyle..
Şeklinde salât okunmuştur. Bunun sebebine gelince; şöyle anlatılmış­tır :
—  Resulüllah efendimizin adı anıldığı zaman, ona salâvat okumayan­lar hakkında, çok sert ceza haberi gelmiştir. Onlardan biri, Resulüllah efendimizin şu hadis-i şerifidir :



Günün Sözü

"“Kulların sabahladığı hergün, iki melek inip mutlaka duâ eder. Biri: ‘Yâ Allah, senin yolunda harcananın yerine (daha iyi olanı) ver!’ diye; diğeri de: ‘Yâ Allah, (cimrilikle malını) tutana telef ver!’ diye duâ eder.” (Hadîs-i Şerif—Müttefekun aleyh)"
Telif Hakkı © 2021 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla!, GNU Genel Kamu Lisansı altında dağıtılan özgür bir yazılımdır.