Miftahulkulub

2. KISIM


Kelimesinin manası, şefkat, merhamet, acımak ise de, eserde şöyle bir mana verilmiştir :
—  Bitkisi çok olan yerler, bitkilerin kendileri kadar.. Hulâsa olarak kul, buraya kadar özetle şöyle okudu :
—  Yüce Allah'ı çok çok tenzih eder, ona çok çok hamd ederim; hem de sayılan şeylerin çokluğu ve sonsuzluğu kadar..
Bunları söylerken, kendisinden, ucüp vehminin kokusunu aldı; o ko­kuyu gidermek için bundan sonraki cümleyi okudu.
Metne devam edelim :
Güç yoktur (lâ- havle)..
Şerh :
Yani : Masiyetten dönmeye, bu tenzihe ve tahmide., hatta sair iba­dete de.. Ancak, Yüce Allah'ın koruması ve verdiği başarı ile bunlar olur.
     Metne devam edelim : Kuvvet yoktur (lâ kuvvete).. Şerh :
Yani : Bu tenzihe, tahmide, sair taata kuvvetim kudretim yoktur.
Metne devam edelini :
Ancak, bunlar. Yüce Büyük Allah'ındır (îllâ billah'il-ahyy'il-azim)..
Şerh :
Yüce Allah'ın ne yücelikte bir dengi vardır, ne de azamette.. He­men her şey, ona nisbetle sadece küçük değil; yok, hükmündedir.
Buraya kadar okunanlarla, kul Yüce Allah'ı tenzih etti, azamet sı­fatları ile andı. Bundan sonra, sıra halini arz etmek için müracaata ve dıleğe geldi.
Mü'min suresinin 60. âyetinde buyurulan :
—  «Bana duâ edin ki, kabul edeyim.» Emrine göre hareket etti.
Metne devam edelini :
Allahım (Allahümme), ey devamlı yaşayan (ya Hayy), ey yeri göğü ayakta tutan (ya Kayyum) ey Allah (ya Allah), ey yeri ve semaları yaratan (ya Bediassemavati vel-arzi)..
   Şerh :
Evrad-ı Fethiye şerhinde şöyle denilmiştir :
—  Bir kimsenin, çözümü zor bir işi olduğu zaman, yetmiş kere :
—  Ey yeri ve semaları yaratan (Ya Bediassemavati vel - arzi)..
Diye okuyup çözümü zor işini arz eylese, o kimsenin zor işini Yüce Al­lah çözer..
Arapça bilenler Arapça okumalıdır; bilmeyenler de Öğrenip okursa daha iyidir.
Metne devam edelini :
Ey mülkünde yönetici sahib (ya Malik'el-mülki), ey Celâl ve ikram sahibi (ya Zel - celâli .vel - ikram)..
Şerh :
Şerh-i Meşarık, adlı eserde anlatıldığına göre, bir kişi şöyle demiştir :
—  Allah-ü Taâlâ'dan şu dilekte bulundum :
—  Bana, ne zaman kendisi ile duâ edilecek olsa makbul olan ism-i azam duasını göster.
Bunun üzerine gördüm ki, semadaki yıldızlara şöyle yazılmış :
—  Ey yeri ve semaları yaratan, ey celâl ve ikram sahibi..
Bir hadis-i şerifte anlatıldığına göre, Resulüllah efendimiz, bir kişi­nin şöyle münacaat ettiğini gördü :
—  Ey celâl ve ikram sahibi.. Bunun üzerine şöyle buyurdu :
— «Senin duan makbul oldu.. Ne dilersen dile..» Bir başka hadis-i şerifte şöyle anlatılmıştır :
—  «İsm-i azam duası ile ne zaman duâ edilse, Allah kabul buyu­rur; ism-i azam vesile edilerek ne zaman bir şey istense Yüce Allah ve­rir.»
Üstteki iki hadis-i şerif, Hısn-ı Hasiyn adlı eserde anlatıldıktan son­ra şöyle denilmiştir :                         
— îsm-i Azam şu üç surededir : Bekara, Al-i İmran, Ta - Ha..
Ebu Ümame'nin arkadaşı tabiinden Şamlı Kasım b. Abdirrahman şöyle anlattı :
—  Anılan üç sureyi araştırdım; her üçünde de ism-i azam olarak şu iki büyük ismi buldum :
—  «Hayy Kay yum..»
Üstteki manadan anlaşılan odur ki : Bir kimse, temiz bir kalble, bu büyük isimleri aracı kılıp Yüce Allah'tan bir şey isterse, Allah onun isteğini geri çevirmez.
Metne devam edelini :
Ey senden başka ilah olmayan (ya lâ ilahe illâ ente).. Senden dile­riz ki (İnna nes'elüke) : Seni bilme nurları ile kalblerimizi, cisimlerimizi, bedenlerimizi, ruhlarımızı esas hayata kavuşturasın (en tuhyiye kulube­na ve ecsamena ve ebdanena ve ervahena bi envarı marifetike)..
Şerh :
En doğrusunu Allah bllir; bu cümleden murad olan daha açık mana şu olsa gerek :                                   •
—  Senden dileriz ki : İçimizi imanla doldurasın, güzel huylar ve­resin, hem de üstün nurlarla..
Bir başka açıklamada dahi, şöyle demeğe geldiği anlatılmıştır :
—  Yararlı ameller, güzel huylar ile özümüzü yararlı hale getiresin. Metne devam edelim :
Hem de ebedî, daimi, kalıcı olarak (ebeden, daimen, bakiyen)..
Şerh :
Yani : Bu verdiklerine hiç zeval gelmesin
Metne devam edelim :
Bunlar, bize hidayetçi olsun (hadiyen)..
Şerh :
Hidayetin sonu ise, cennettir, Allah'ın rızasıdır.
Metne devam edelim :
Ya Allah, ya Allah, ya Allah..
Şerh : .
Münacaat makamında, Allah adını tekrarlamak iyidir.
Metne devam edelim:
Hidayet nurları, kudret nurları olmasını da diliyoruz (ve bi envar-i
hidayetike ve bi envar-i kudretike)..
Şerh:
Burada istenen; bu nurlarla kalblerin, cisimlerin, bedenlerini ruhla­rın esas hayata kavuşmasıdır.
Metne devam edelim :
Allahım, amellerimiz az, ihtiyaçlarımız çok, Allahımız görüyor (ilâhi a'mülüna kalilün ve hacatünü kesirün ve ilâhüna basirün)..
Metne devam edelim :
Allahım, sana yakışan neyse bize onu yap, lâyık olduğumuz şeyi bize yapma. Allahım, hakkimiz olmayan şeyi senden diliyoruz; müsta­hak olduğumuz şeyden sana sığınırız.
Sen ne güzel Mevlâsın, ne güzel yardımcısın.
Mağfiretine sığınırız, dönüş sanadır.
Güç kuvvet, ancak Yüce Büyük Allah'ındır.
(Allahümmef'al bina ma ente lehu ehlün ve lâtef'al bina manahnü lehü ehlün Allahümme inni es'elüke ma lâ estahıkku ve euzü bike mim­ma estahıkku.
Ni'mel - mevlâ ve ni'mel - nasir. Gufraneke Rabbena ve ileykel - ma­sir. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'il - ahyy'il - azim.)
Şerh :
Cezerî, Hısn-ı Hasıyn, adlı eserinde şöyle demiştir :
DUA EDEBÎ
— Duanın kendine göre edepleri vardır. Onların bazısı rükün, ba­zısı şart olup bir kısmı emir ve yasak cinsi şeylerdir. Onları karışık ola­rak şöyle sıralatabiliriz :
Yenilen, içilen, giyilen şeylerde kesin olarak haram şeylerden ka­çınmak..
Allah için ihlâs sahibi olmak, yararlı amel sunmak, sıkıntılı durum­larda işlenen yararlı amelleri anlatmak..
Daima abdestli ve temiz olmak; kıbleye dönmek; namaz kılmak.
Dizüstü oturmak.
Duadan önce, Yüce Allah'a hamd etmek, övmek; duanın evvelinde ve sonunda Resulüllah efendimize salâvat okumak.
Duanın başında ve sonunda elleri açıp omuz hizasına kadar kaldır­mak..
Tevbekâr, huşu içinde, huzurlu sakin bir şekilde bulunmak..
Duâ esnasında gözlerini göğe dikmemek..
Yüce Allah'tan bir şey istenirken, Yüce Allah'ın güzel isimleri, üs­tün sıfatları vesile edilmelli.                               
Kafiyeli sözler etmekten, zorlama şeyler yapmaktan, nağmeli duâ etmekten sakınmak gerek.
Yüce Allah'a arz ettiği dileğinde; herkes peygamberleri, salih kul­ları aracı kılmalı..
Ses yükseltilmemeli; günahlar Yüce Hakkın huzurunda itiraf edilip af mağfiret dilenmeli..
Edilecek dualar, Resulüllah efendimizin daima okuduğu, eserlere ge­çen dualar arasından seçilmeli. onlar arasından, toplu mana ifade eden­leri tercih edilmeli..
Duaya kendi nefsinden başlamak, ana babasına, mümin kardeşleri­ne dahi duâ etmeli. Sadece, kendisine duâ edip kalmamalıdır. Bilhassa, duâ işinde imam ise, yani : Cemaata duâ ettiriyorsa, sırf kendisine duâ etmeye...
Duanın makbul olacağına inanarak, azimle duâ edile; zevkle is­tekle duâ edile..
Uygunsuz şeyler varsa, kalbden çıkarılmak.. Kalb huzuru bulmalı, duâ için ciddi, gayretli olmak..
Duâ ile istenen şeyler, büyük şeylerden,olmalı..
Duâ tekrar tekrar arz edilmelı; bu tekrar da en azından üç kere olmalı..
îstenen şey üzerinde ısrarla durmalı..
Akraba ziyaretinden kesilmek, günah bir şey için duâ edilmemeli..
Yapılmayan, bırakılan bir şey için duâ edilmeye..
Olmayacak bir şey için duâ edılmemeli.. özellikle iyi bir işe engel olmak için de duâ edilmemeli.
Her ne dılek varsa istenmeli..
Duanın sonunda duâ eden :
—  Âmin!.
Demeli.. Duayı dinleyenler dahi, aynı şekilde deyip ellerini yüzleri­ne sürmeli..
Duâ edenlerden hiç kimse :
—  Duâ ettim makbul olmadı..
Dememeli..
Duâ işinde ısrar, tekrar, ihtiyaçların tamamını sayıp dökmek men­dub olduğu için, müellif merhum, görüleceği gibi, Allah'a hamd ile yeni bir duaya başlıyor.
Metne devam edelim :
Alemlerin Rabbı Allah'a hamd olsun (el-hamdü lillahı Rabb'il - Ale­min).
Şerh :
Burada yapılan hamd, Yüce Allah'ın; Mümin suresinin 60. âyetinde buyurduğu :
—  «Bana duâ ediniz ki, kabul edeyim..»
Emirden dolayıdır.
Metne devam edelim :
Salât ve selâm efendimiz Muhammed'e, âlinin ve ashabının tamamı­na (vessalâtü vesselâmü alâ seyyidina Muhanunedin ve alâ alihi ve sah-bihi ecmain).
Ey varlığı tam ve sabit olan Allah'ım; ey hayır bağışlayan, cömert­lik eden (ya, Vacib'ül - vücudi ya vahib'el - hayri vel - cudi).
Şerh :
HAYIR
Sözlükte :
—  Hayır..
Kelimesinin manası şudur : İyilik, kerem, şerrin zıddı..
—  Çokça yağmur..
Demeğe de gelir. Bundan murad olan mana da, rahmettir. Bu du­rumda şu demeğe gelir :
— Kullarına keremin, rahmetin belirtilerini ihsan, eyle..
Metne devam edelim :
Rahmet nurlarını üzerimize taşır (efız aleyna envare rahmetike).
Şerh :
Bu cümlenin daha açık manası şudur :
—  Rahmet ışıklarını üzerimize yağdır, taşırt; onlar bizi sarsın, rah­met ışıklarına boğsun. Bize gelecek zararları da bertaraf eyle.
Metne devam edelim :
Mükemmel marifetine ulaşmayı bize kolay getir (yessir len'el - vüsu­le ilâ kemali marifetike).
Zatını eksik sıfatlardan tenzih ederiz (sübhaneke); bize öğrettiğin­den başka bir bilgimiz yok ki (la ilme lena illâ ma allemte lena).
Onun dilediği dışında ilimden yana hiç bir şeyi kavrayamazlar (ve lâyuhiytune bişey'in min ilmini illâ bima şae).
Bize ilham ettiğinden başka, bizim için marifet yoktur (ve lâmari­fete lena illâ ma elhemtena).
Şerh :
Demişlerdir ki :
—  İlim ve marifet aynı manayadır ki, o da şudur : Bilmek..
MARİFET - İLİM
Ancak, aralarında küçük bir fark olsa gerek. Nitekim, bu manada Seyyid Şerif Cürcüni, T a r i f a t, kitabında şöyle demiştir :
—  Sahih olan, ilim ile marifet arasında fark olduğudur.
—  Marifet..
Derken, bir kimsenin bir bildıği şeyi unuttuktan sonra, tekrar aynı
şeyi bilmesidir. Bunun içindir ki; Yüce Allah'a :
—  Âlim.. Denir, ona :
—  Arif.. Denmez..
İLHAM
—  İlham..
Kelimesinin manası ise şudur :
—  Feyiz yollu kalbe bırakılan bir şey.. Buna göre, üstteki metin cümlesinin daha açık manası şudur ;
—  Bildiğimiz şeyleri unuttuktan sonra, biz nasıl biliriz ki?. Meğer­ki, onu sen kalbimize düşüresin.. İşte zatın da böyle eyledi;,.biz de unut­tuğumuzu hatırlayıp bildik.
Metne devam edelim :                       
Gerçek manası ile her şeyi bilen, tam olarak her şeyi yerli yerine koyan zatındır (inneke ent'el - alim'ul - hakim).
Şerh ;
Allahım, senden, ismetin devamını diliyoruz (inna nes'elüke min'el ­ismeti devameha).
Şerh :
İSMET
Lügatte :
—  İsmet..
Kelimesinin manası şudur :
—  Korumak, şerri gidermek.. Yüce Allah'tan istenen de bunlardır.
Seyyid Şerif Cürcani, ismet kelimesinin manası üzerine şöyle de­miştir :
— İsmet, öyle bir melekedir ki; bir kimse bu ismet hali ile, kötü­lük etmeye gücü yeterken onu yapmaz..
    



Günün Sözü

"Sübhânallâhi vel hamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm” kavlini çok zikredin. Bu kelimeler Allah’a, fî sebîlillah altından veya gümüşden dağ infâk edilmesinden (verilmesinden) daha sevimlidir. (Hâdîs-i Şerif)"
Telif Hakkı © 2021 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla!, GNU Genel Kamu Lisansı altında dağıtılan özgür bir yazılımdır.