Miftahulkulub

9. KISIM



İsmini söylemek yerindedir; öbürü onun şanında gelmemiştir.
Bu mübarek ismin özellikleri arasında şöyle denilmiştir :
—  Bir kimse, bu mübarek ismi okursa.. Yüce Hakkın ihsanına zuhur yeri olur.
Bir kimse, kendi çocuğu üzerine bu mübarek ismi yedi (7) kere okur­sa., belâya çarptırılmaktan yana emin olur.
TEVVAB İSMİ
Devam edelim :
Ey tövbeleri kabul buyuran, tevbe etme başarısı ihsan eyleyen (ya Tevvabü).
Şerh :
Kazî Beyzavî, Bakara suresinin 37. âyetinde buyurulan :
—  «O, tevbeleri çok çok kabul buyurur; pek merhametlidir.» Manayı açıklarken, tevbe kelimesi üzerinde şöyle durmuştur:
—  Asıl tevbe, günahlardan dönüştür. Sonra tevbe :
a)     Kula bağlanırsa, masiyet işlerden dönmek, olur.
b)  Yüce Hakka bağlandığı zaman, ceza kesilmekten, mağfirete dönüş olur.                     
Bu mübarek ismin özelliği üzerine şöyle denildi :
—Bir günahkâr bu mübarek ismi çok okursa., ümid edilir ki : Yü­ce Hak o kimseye tevbe etme kerameti ihsan eyleye..
MÜNİM ÎSMÎ
Devam edelim : .                                                                       
Ey nimet veren (ya Mün'imü).
Şerh :
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı:
—  Bir kimse, bu mübarek ismi çok okursa, yüce Haklan nimetlerine zuhur yeri olacağı ümid edilir.
MÜNTAKÎM İSMİ
Devam edelim :
Ey günahkârlardan dilediği kimseye ceza kesip azab eden (ya Mün­takimü).
Şerh :
Bu mübarek ismin özelliği söyle anlatıldı:
—  Bir kimse bu mübarek ismi çok okusa, hatta Kahhar, ismini de ekleyip okusa., düşmanı helak etme yönünden muradı hâsıl olur.
AFÜVV ÎSMÎ
Devam edelim :
Ey günahları affeden (ya Afüvvü).
Şerh :
Hadis-i şerif şerhedenlerden bazısı söyle demiştir :
—  Afüvv..
ismi, Gafur, isminden daha şümullüdür. Zira gufran, örtme mana­sını; af v ise, günahların silineceğini anlatır.
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı:
—  Bir kimse, bu mübarek ismi devamlı okursa.. Yüce Hak, onun gü­nahlarım affeder.             
Anlatıldığına göre, Hazret-i Âişe, bir keresinde Resulüllah feendimize şöyle sormuştur :
—  Ya Resulellah, kadir gecesine erdiğim zaman, ne okuyayım?.
Allah, kendisine salât ve selâm eylesin; Resulüllah efendimiz şöyle bu­yurmuştur :
—  «Şu duayı okursun :
—  Allahım, sen Afüvv, isminin sahibisin, affı seversin, beni affet.» RAUF ÎSMÎ
Devam edelim :
Ey tam manası ile rahmet ve şefkat eden (ya Raufü).
Şerh :
Yüce Hakkın Rauf ismi, Rahiym isminden bir derece ileridir; Rahim isminden ise, iki derece ileridir.
    Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
—  Bir kimse, bu mübarek isme devam edip çok okursa., nimet sahibi olur.
Yine bir kimse isterse ki: Bir mazlumu, bir zalimin elinden kurtara; hemen bu mübarek ismi okuyup aracı olmalıdır, kabul görür.
MALÎK'ÜL - MÜLK
Devam edelim:
Ey tasarruf edilip yönetilen her şeyi yöneten (ya Malik'el-Mülki).
Şerh :
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
—  Bir kimse, bu mübarek ismi çok okursa, halk arasında değerli olur.
ZÜLCELÂLİ VEL İKRAM ISMÎ
Devam edelim :
Ey mutlak varlıklı, geniş kapsamlı nimet sahibi (ya Zel - Celâli vel -ikrami.)
Şerh :
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
—  Bu mübarek ismi; sürekli okuyan kimse zengin olur.
RABB ÎSMÎ
Devam edelim :
Ey besleyip büyüten, yetiştiren (ya Rabbi).
Şerh :
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı:
— Bu mübarek ismi okuyan kimse, Yüce Hakkın lütufları ile korunur; nasipli olur.
Bir kimsenin oğlu veya kızı bir başkasının elinde esir olduğu zaman; o kimsenin evinin çevresine bir hat çekip yüz otuz (130) kere bu mübarek ismi okursa., kurtulur.
MUKSIT ÎSMÎ
Devam edelim :
Ey âdil zat (ya Muksıtu).
Şerh :
Bu isim, yoldan sapanlar hakkında kullanılırsa :
— Zalim..
Demeğe gelir.
—  Bir kimse, bu mübarek ismi sürekli okursa., şeytanın şerrinden emin olur..
CAMİ ÎSMÎ
Devam edelim :
Ey halkı, kıyamet günü toplayan (ya Cami'ü).
Şerh :
Bazılarına göre, Yüce Hak, hamd ile sena edilmeyi bir aradâ hak et­tiği için bu isim verilmiştir.
Bazılarına göre, Yüce Sübhan Hak, muhtelif hakikatleri ve sırları biraraya getirdiği için, bu isim zatına verilmiştir.
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı:
—  Biri bir şeyini yitirdiğ' zaman :
—  Ey geleceğinde şüphe olmayan bir günde insanları toplayacağında şüphe olmayan, yitiğimi buluştur.
Bu özellik, Avarif, kitabında yazılıdır; meşayih tarafından denen­miştir.
GANÎ ÎSMI
Devam edelim :
Ey kesinlikle zatından başkasına ihtiyacı olmayan varlıklı (ya Ga-niyyü).
Şerh:.
Sofiyeden tahkik ehli zatlar, bu mübarek ismin açıklanmasında şöyle demişlerdir :
—  Yüce Hak için iki kemal derecesi vardır; şöyleki :
a)    Zati kemâl..
Bu türlü kemâl; varlığı, tekliği, hayâtı, ilmi ve diğer zatına bağlı sı­fatlarıdır. Yüce Hakkın, bunlarla sıfatlanıp kemal bulması isin, başkasına ihtiyacı yoktur.
b)    İsimlerine bağlı kemâl..
Bu isimlerle kemal bulması, zatından gayrı şeylere bağlıdır. Ama, onun bu türlü kemali, isimlerinin zuhuru ve hükümlerinin o şeyler üzerine yürümesidir. Elbetteki, isimlere bağlı kemâl, zuhur yerlerinin varlığı ile olacak ve oradan görülecektir.           
Üstte anlatılan manaya göre, ihtiyatsızlık, zatî kemal içindir; isim­lere bağlı kemal için değildir.
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
—  Bir kimse, bu mübarek ismi okumaya devam ederse., zenginlik vas­fından yana nasipli olur.
MUĞNÎ İSMÎ
Devam edelim :
Ey zengin eden ve istetmeyen (ya Muğniy).
Bu mübarek ismin özellikleri şöyle anlatıldı:
—  Bir kimse, on (10) cuma günü on (10) kere bu mübarek ismi okursa.. Yüce Hak, o kimseyi halka muhtaç eylemez.
Bir kimse, bir hastalığa düştüğü zaman, bu mübarek ismi okuyup eline üflemeli; sonra da elini o hastalıklı yerine sürmeli. Allah'ın izni ile o hastalığından kurtulur.
Şerh :
MU'Tİ ISMÎ
Devam edelim :
Ey karşılıksız ihsan eden (ya Mu'tıy).
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
—  Bir kimsenin duası makbul olmuyorsa, bu mübarek ismi okuduk­tan sonra duâ ederse, duası makbul olur.
MANİ' İSMİ
Devam edelim :
Ey dilediği şeyin, dilediği kimseye gitmesine engel elan (ya Mani').
Şerh :
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
—  Bir kimsenin kadını ile arasında dirlik düzenlik olmazsa, bu mü­barek ismi okumaya devam ederse, aralarında dirlik düzenlik olur.
DARR. ÎSMİ
Devam edelim :
Ey dilediği kimseye zarar eriştiren (ya Darrü).
Şerh :
Bu türlü bir zarar, aslında yarardır; bizim anlayamadığımız bir hik­mete dayanır.
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
— Bir kimse, çok düşük bir duruma düşse, cuma gecesi, her ayın 13. 14. 15. günleri bu mübarek ismi yüz (100) kere okursa., yüksek mer­tebeye erişir.
NAFİ ÎSMİ
Devam edelim :
Ey fayda veren (ya Nafi').
Şerh :
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
—  Bir kimse, gücü yettiği kadar, her gün, bu mübarek ismi okusa, kendisine hiç ziyan ve elem erişmez.
NUR ÎSMİ
Devam edelim :
Ey yeri, göğü, ayı, güneşi aydınlatan (ya Nur).
Şerh :
Bu mübarek isimle gönüller dahi, iman ve marifet nuru ile aydınlıktır.
Bazıları da, bu mübarek ismi şöyle bir mana ile açıklamışlardır :
—  Her şey, zatı ile vücud bulan..
Bu mübarek ismin özelliği üzerine şöyle anlatıldı :
— Bir kimse, Nur suresini yedi (7) kere okuduktan sonra, bu mü­barek ismi de bin (1000) kere okursa., onun içi nurlanır.
HADİ ÎSMÎ
Devam edelim :
Ey doğru yol gösteren (ya Hadiy).
Şerh :
Bu mübarek ismin özelliği üzerine şöyle anlatıldı:
—  Bir kimse göğe doğru bakıp bu mübarek ismi, çokça okur, eline üf­ler, elini de gözüne sürerse, marifet bulur.
BEDÎ' ÎSMÎ
Devam edelim :
Ey eşi görülmemiş şekilde eşyayı yaratıp meydana çıkaran (ya Be­di'ü).
Şerh :
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
—  Bir kimsenin zor bir işi olduğu zaman, yetmiş (70) kere : — Ey yeri ve semaları eşsiz bir şekilde yaratan.
Derse, Yüce Hak, o kimsenin müşkil işini çözer.
BAKÎ ÎSMÎ
Devam edelim :
Ey yok olmayı kabul etmeyen daimi varlık (ya Baki).
Şerh:
Mezhep âlimleri, bu mübarek isim üzerinde :
—  Hakikî midir, itibarî midir?.
Diyerek değişik görüş ileri sürmüşlerdir. Ama, hak mezheb, ikinci görüşü tutar.
Buna göre, Yüce Yaratıcının bekası, yokluğun olmaması durumun­dan ibarettir. Bu da, dışta varlığı olmayan bir yokluktan ibarettir.
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı:
—  Bir kimse, bu mübare ismi yüz (100) kere okumuş olsa, dünyada kaldığı süre bir felâket görmez; âhirette dahi Yüce Hak, onu bağışlar.
VARİS ISMÎ
Devam edelim :
Ey miras yollu, içindekiler yok olup gittikten sonra; yeri ve semaları tutan var ve baki (ya Varisü).
Şerh :
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
—  Bir kimse, bu mübarek ismi çok okursa., ömrü uzun olur. RAŞÎD ÎSMÎ
Devam edelim :
Ey yaratılmışları kendilerine yarayan şeylere ileten (ya Raşidü).
Şerh :
Bazılarına göre de, ayrıntılarına girmeden, bu mübarek ismin manası şudur :                                     
— Sağlam, muhkem..
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
—  Bir kimseye önemli ve önemli olduğu kadar da ne gibi tedbir al­ması gerektiğini bilmediği bir iş gelse; akşamla yatsı namazı arasında bin (1000) kere okursa., o bilemidiği işin yolu kendisine kolayca açılır; içi aydınlanır.
SABUR İSMİ
Devam edelim :
Asilere ceza vermekte acele etmeyen (ya Sabur).
Şerh :
Dolayısı ile, ya tevbe nasib eder, yahut dilediği zaman azab eder.
- Sabır..
isminin manası, halim ismine yakındır; fakat halimde af ümidi daha fazladır.
Bu mübarek ismin özelliği şöyle anlatıldı :
—  Bir kimse bir derde veya bir teşvişe düştüğü zaman, bu mübarek ismi üç bin (3000) kere okursa kurtulur.
SADIK İSMİ
Devam edelim :
Söylediği her şeyde doğru söyleyen (ya Sadıku).
Şerh :
Bu mübarek ismi okumaya yalancı bir kimse devam ederse., doğru sözlü olur.
SETTAR İSMİ
Devam edelim :
Ey asilerin günahlarını örten (ya Settar)..
Şerh :
Burada anlatılan Settar, ismi bir manada Gaffar ismini an­dırır; ama Settar isminde günahların örtülmesi daha ileri manadadır. Meşhur mana budur.
HİMMET
Anlatıldığına göre, Hace Ubeydullah şöyle demiştir.:
—  Bir kimse için, önemli bir şey olduğu zaman, ona gerekir ki: Yü­ce Allah'ın isimlerden o işe uygun düşen birine teveccüh eyleye; tam him­medini o yöne vere..
—  Himmet.. Kelimesinin manası ise şudur :
—  Aklı, gönlü kalbi istenilen şey üzerinde teksif edip toplamak..
İşte himmet o zaman etkisini gösterir ki : İstenen şey tarafına ağır­lık verile, bütünüyle gönül onun oluşmasını bekleye..
Bazan gönlü bir şeyle meşgul etmek, bazan da boş bırakmak, tarikat erbabı için bir himmet sayılmaz.
Yine demiştir ki :                                                     
-- Halkın varlığı, halikın iradesi dışına çıkamaz; o halde böyle dışa çıkış yönü ile bir himmet, ters bir himmettir.
Üstteki manaya göre : Bütün himmet, Yüce Hakkın emri ve iradesi­ni gözetmek yönünde olmalıdır.
Bir başka yerde ise şöyle demiştir :
—  Kur'an'a karşı durmak mümkün olmadığı gibi, batın ehlinin him­metine karşı durmak da mümkün değildir. Herkim, onlara karşı duracak olsa, yenilir.
Bir başka yerde ise, şöyle demiştir :
—  Bir kâfir dahi olsa, sürekli olarak gönlünü bir şeye verince; him­met tam olduğundan onun isteği yerine gelir. Buna göre, himmetin tesirli olmasında, iman ve yararlı amel şart değildir. Nitekim, Nemi suresinin 62. âyetinde buyurulan :
—  «Darda kalmışa, duâ ettiği zaman yetişen..»
Mananın her şeye şümulü vardır.
Metne devam edelim :
Ey zata, benzerleri bulunmaktan yana tertemiz olan; sıfatlarına aynı ayarda benzerler bulunup karşılaştırılmaktan yana münezzeh olan Yüce Zat. (Ya men takaddeset an'il-eşbahi zatühu ve tenezzehet an müşabe­het'il - emsali sıfatühu).
Şerh :
Bu cümlenin bize anlattığı daha kısa mana şudur :
—  Hakikat ve mahiyet itibarı ile, Yüce Hakkın zatına bir ortak yok­tur. Ülûhiyet sıfatlarında dahi, yaratılmışlarla hiç bir benzerliği yoktur.
Metne devam edelim :
Ey âyetleri, tekliğine ve birliğine delâlet eden, yarattığı harika san'atları rübubiyetine şehadet eden (ve ya men dellet alâ vahdaniyetini âya­tühu ve şehidet birübubiyetihi masnuatühu).
Şerh :
Nitekim, Enbiya suresinin 22. âyeti bu manayadır; Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu :
—  «Eğer yerde ve gökte ilâhlar olaydı, her ikisi de bozulurdu; ancak Allah vardır.»
Kazî Beyzavî, Fatiha suresinin başında buyurulan :
—  «Âlemlerin Rabbı..»
Âyetini tefsir ederken şöyle buyurmuştur :
—  Yüce Hakkın yaratmış olduğu san'at harikası, sayılan hemen her şey, yaratılışlarında nasıl bir yaratıcıya muhtaç iseler, varlıklarım sür­dürmek için de, daimî var olan bir zata öyle ihtiyaçları vardır.
Metne devam edelim :
Birdir, tektir; ama azlık manasına göre değil( vahidün la min kılletin).
Şerh :
Bu teklik, zatının hakikatında ülûhiyet sıfatlarında ortaklığın müm­kün olmaması manasına dayanır.
Metne devam edelim :
Mevcuttur, ama bir illete göre değil (ve mevcudun bilâ illetin).
Şerh :
Yani : Bir başkasının var etmesi nedeni ile var olmamıştır; tıpkı, yaratılmış olduğunu gördüğümüz şeyler gibi..
Metne devam edelim :
Ey iyiliği ile tanınan, ihsanı ile sıfatlanan (ya men hüve bil-birri marufün ve bil-ihsani mevsufün).
O, tanınmıştır, ama tanınmakta bir sonu bulunmuş değildir; sıfat­lanmış bir zattır ki, bu sıfatlanmasında dahi bir son bulunmuş değildir (marufun bilâ gaye ve mevsufün bilâ nihaye).
Şerh :
Yani : Tanınmakla tam tanınmış olmak; sıfatları sayılmakla sonuna gelinmez.                                                                                           
Metne devam edelim :
Evvelden beri vardır, ama bir başlangıcı yoktur; bir sondur, kerim­dir, rahimdir, ama bir bitiş yoktur (âhirün, keriymün, rahiymün bilâ in­tihain).
Şerh :
Bu metinde geçen iki güzel ismin manası ayrıntılı olarak daha önce anlatıldı; faydasına binaen, burada kısa öz mana verelim :
Keriym : İkramı bol..
Rahiym : Pek merhametli, özellikle taat kullarına..
Metne devam edelim :
Keremi ve hilmi ciheti ile günahkârların günahlarını bağışladı (ve gafere zünub'el - müznibiyne keremen ve hilmen).
Şerh :
Yani : Hiç de bağışlamaya mecbur değildir.
Metne devam edelim :
Ey benzeri bir şey olmayan; ki o, gerçek manası ile duyan ve tam manası ile işitendir. Allah bize yeter; pek güzel vekildir. O kadar güzel Mevlâ, o kadar güzel yardımcıdır ki.
(Ya men leyse kemislihi şey'ün ve hüv'es-semi'ül-basirü hasbünella­hü ve ni'm'el-vekiylü ni'm'el-mevlâ ve ni'm'en-nasyrü..)
Ey zevalsiz duran (ve ya men kaimen bilâ zevalin).
Şerh :               .
Raad suresinin 33. âyetinde buyurulan :
—  «Yoksa, her nefsin kazandığı hayır ve şer üzerine kaim olan mı?.»
Manada geçen :
—  «Kaim..»
Lafzı, şu şekilde tefsir edilmiştir : Görüp gözeten..
Metne devam edelim :
Ey işleri yardımcı vezirsiz yöneten (ve ya müdbiren bilâ veziyrin).
Her zorluğu, bize ve ana babamıza kolay getir (sehhil aleyna ve alâ valideyna külle asiyrin).
Sen zatını övdüğün gibi, seni övüp bitiremem (lâ uhsıy senaen aley­ke ente kema esneyte alâ nefsike).
Şerh :
Bir kimse, bir zatı öveceği zaman, onun tüm vasıflarını lâyıkı ile bil­miş ve kavramış olması gerekir.
Mana üstteki gibi olunca, hiç kimse, Yüce Hakkın vasıflarını tam kavrayıp bilemez ki : Ona göre layıkı ile övebilsin. Ancak, övebildiği mik­dar, Yüce Hakkın sıfatlarından bildiği kadardır.
Bu manadaki ayrıntılar, Seyyid Şerif Cürcanî'nin Metali' adlı eserin­de geçer; öğrenmek isteyenler, onu okumalıdırlar.
Metne devam edelim :
Zatına sığınan değerlidir, seni övmek büyük iştir, isimlerin temizdir (azze carüke ve celle senaüke ve takaddeset esmaüke).
Şerh :
isimlerin temiz olduğu manasında, Kazî Beyzavî, A'lâ suresinin 1. âye­tinde buyurulan :
—  «Pek Yüce Rabbının ismini tesbih eyle.»
Manasım şöyle açıkladı:
—  Yüce Hakkın ismini, kötü yorumlardan temizle. Bilhassa, eşit ge­lecekleri kanaatini uyandıracak şekilde başkasına aynı ismi vermekten sakın. Onun ismini sadece tazim, saygı ile an.
Metne devam edelim :
Şanın yücedir (ve azume şanüke).
Yani : Yaptığın işler o kadar üstündür ki; hiç kimse onları yapamaz.
Metne devam edelim :
Senden başka ilâh yoktur (ve lâ ilahe gayrüke).
Şerh :
Yani : Zatından başka ibadet edilmeye hak kazanan yoktur.
Metne devam edelim :
Allah, dilediğini yapar, istediği hükmü üstünlüğü ile verir. (Yef'alül-lâhü ma yeşaü ve yahkümü ma yüriydü biizzetihi).
Yüce Hakkın zatından başka hemen her şey, helake yüz tutmuştur (Küllü şey'in halikün illâ vechehu).
Şerh :
Bazıları bu manada şöyle demişlerdir :
—  Hemen her şey, hazır durumu ile, Yüce Allah'ın zatında yok ol­muştur; hem de sürekli..
Imam-ı Gazali, bu manada şöyle demiştir :
—  Bu mümkün sınıfına dahil olan şeyler, sürekli bir yokluk içinde­dirler.
Üstteki görüşünü, îhya adlı eserinde anlattı; Mişkât'ül-Envar'da dahi şöyle dedi :
—  îrfan sahipleri, mecaz bataklığından, hakikat zirvesine yükselirler, o zaman müşahede gözü ile görürler ki : Bu varlık âleminde, Yüce Hak­kın zatından başkası yoktur.
Eşyanın helake yüz tutması, bir vakit helak olup bir başka vakit dur­maları, manasında değildir; onlar sürekli bir helak, yokluk içindedirler. Metne devam edelim :
Hüküm onundur; ona döneceksiniz (leh'ül-hükmü ve ileyhi türcaune).
Onlar hakkında Allah sana yetişir; gerçek manası ile duyan bilen odur (feseyek-fiykehümüllahü ve hüv'es-semiyül-alim). Şerh :
Üstteki metin cümlesi, Bekara suresinin 137. âyeti olup daha çok Resulüllah efendimiz muhataptır, Allah ona salât ve selâm eylesin; dola­yısı ile tüm müminler..
Yüce Allah, burada müminleri teskin ve teselli etmektedir.
Metne devam edelim :


Günün Sözü

"“Allah (c.c.), bu ümmete her yüz senenin başında onlar için dinlerini yenileyecek birini gönderir.” (Hadîs-i Şerif—Ebû Davûd)"
Telif Hakkı © 2021 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla!, GNU Genel Kamu Lisansı altında dağıtılan özgür bir yazılımdır.