307.Mektup

e-Posta Yazdır PDF

307. Mektup

MEVZUU : — «Allah noksan sıfatlardan münezzehtir: ona hamd olsun..» (Sübhanellahi ve bihamdihi).
Manasına gelen kelime-i tayyibenin açıklaması.. Bu münasebetle bazı hususların beyanı..

***

NOT : İMAMI RABBANİ HZ. bu mektubu, Mcelâna Abdülvahid Lahorî'ye yazmıştır.

***

Rahman Rahim Allah'ın adı ile..

Allah'a hamd olsun; salât ve selâm onun Resulüne..

***

Bilinmesi yerinde olur ki: İrfan sahibi, ibadet zamanı ibadetinde bulduğu güzellik, kemal tümden Yüce Allah'ın ihsan buyurduğu başarıya racidir. Yüce Allah'ın güzel terbiye edişinden ve ihsanındandır. Bunun dışında ibadet işinde bulduğu kusur ve noksan ise.. ibadet edenin nefsine aittir; onun yaratılışındaki habasetten ileri gelir. Bunda, Yüce Hakkın zatına raci olan bir şey asla yoktur. Şerri ve noksanı mümkinat dairesine aittir. Ki onun: Ademde yerli bir basamağı vardır. Adem (yokluk manasına..) bütün şerrin ve noksanın menşeidir. İşte:

— Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; ona hamd olsun..

Manasına gelen kelime-i tayyibe, en güzel şekli ile, bu işleri beyan edip kemal manada bir tenzihle Yüce Mukaddes Hakkı, zatına lâyık olmayan şer ve nokrandan tenzih etmektedir.

O cümlede geçen:

— H a m d ..

İbaresi. Yüce Allah'ın sıfat-ı hamidesi, ef'al-i cemilesi, sayısız nimetleri, bol ihsanları üzerine şükrü eda yoluna gidilmektedir. Zira bu anlatılan ibare, her şükrün başıdır. Bu mana icabı olarak, hadis-i nebevide şöyle anlatıldı:

— «Bir kimse, bu kelime-i tayyibeyi bir gün ve bir gecede yüz kere okursa., amelde o gün ve gece için, hiç kimse kendisine yetişemez. Meğer ki, bir kimse, aynı kelime-i tayyibeyi onun gibi okumuş ola..»

Onunla nasıl müsavi olur ki: Her amel ve ibadet, Yüce Allah'ın şükrü gereken nimetlerden birinin şükrünü eda olmaktadır. O kimse ise., bu kelime ile, onun bir cüz'ü eda edilmiştir. O kelimenin kalan cüzü ise.. Sübhan Hakkın takdis ve tenzih beyanıdır. Bu mana icabı olarak, bu mübarek kelimeyi bir gün ve bir gecede yüz kere okumalısınız.

Burada şöyle bir şey sorulabilir:

— Hadis-i şeriflerde, teşbihlerden aşağıdaki gibi varid olanlar vardır:

— «Allah noksan sıfatlardan münezzehtir: ona hamd olsun: Halkının adedi, zatından rızası, arşının ağırlığı, kelimelerinin sayısı kadar..» (1)

— «Sübhanellah, lafzı, mizanı doldurur.»

— «Bütün halkının ettiği hamdın kat katı..»

Bunları söyleyen bir kereden başka söylemedi. Aded dahi bir fertten gayrı vukua gelmemiştir. Durum böyle olunca, ona:

— «Halkının adedi..» Demek hangi itibara göredir?.

— «Zatından (nefsinden) rızası..»

Ne manaya olur?. Sonra, onun arşının ağırlığı nasıldır?. Sonra:

— «Kelimelerinin sayısı kadar..»

Denmesi nasıl sahih olur?. Mizan nasıl dolar?. Sonra şu cümle ne manayadır:

— «Bütün halkının ettiği haindin kat katı..»

Bu soruya cevab olarak şöyle derim:

— İnsan, emir âlemi ile halk âleminde olanı kendinde toplar. Halk alemi ile emir âleminde ne varsa., ziyadesi ile insanda vardır.

O tek heyeti ile. halk ve emir âlemi terkibinden neş'et etmiştir. Bu heyet-i vahdaniye onun gayrı bir şey için müyesser olmamıştır. Bu pek hayret verici bir şeydir. Eşsiz bir modeldir. Bu durumda o insandan ki: Hamd vaki olur, bu hamd bütün yaratılmışlara ait hamdin kat katıdır. Bu kıyas, diğer sorulara da yeterlidir.

— «Bütün yaratılmışlar..»

Cümlesinden murad, insandan başkaları da olabilir. Eğer bu cümleye insanı dahil edersek deriz ki:

— İnsan-ı kâmil, nasıl âlemin fertlerini kendi özünün cüzleri olarak bulunuyorsa., aynı şekilde insan fertlerini dahi kendi nefsinin cüzleri olarak bulur. Yine nefsini, her kül için kül olarak görür. Mana böyle olunca, nefsinin hamdini, nefsinin kat kat hamdi olarak görür. Tüm insan ferdlerinin hamdini dahi, kat kat nefsinin hamdi olarak bulur.

Selâm hidayete tabi olanlara..

Mütabaat-ı Mustafa'yı bırakmayanlara..

Ona ve âline salâtların en faziletlisi.. Tahiyyatın da ekmeli..

***