ŞİA'NIN ESASLARI

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "Türkiye'de bazı çevreler, Aleviliği ve bektaşiliği cazip hale getirdiler. Laikliği savunan aydınlar, Alevilerin demokrat olduğunu ve şeriatı reddettiklerini söylüyorlar. Aleviliğin nesebe dayandığını; Hz.Hüseyin'in soyundan gelenlere "Seyyid", Hz. Hasan'ın soyundan gelenlere "Şerif" denildiğini dahi bilmiyorlar. Tekkelerin kapatılmasından yıllar sonra, bektaşilik devlet eliyle ihya ediliyor. (...) Bir kimsenin Alevi-Şii olabilmesi için, masum imama bağlanması ve İslam fıkhına uygun amellerde bulunması şart degil midir? İslam ahkamını reddedenlere, Müslüman denilebilir mi?"

CEVAP: Ehl-i sünnet ile şia arasındaki siyasi ihtilaf; fer'i olmaktan çıkarılmış, imani bir mesele haline getirilmiştir. İmam-ı Şehristani, şia'nın tezini şöyle ifade etmektedir: "Şia şu görüştedir: insanların şeriatın hükümlerini koruyacak bir imama olan ihtiyacı, bir peygambere olan ihtiyacı gibidir. Masum imam, yeryüzünde Resul-i Ekrem (sav)'in naibidir. Başkasına naib olmak, ancak onun izniyle ortaya çıkar. Dolayısıyle imamın nass ile tesbit edilmiş veya bir masum tarafından tayin edilmiş olması şarttır. (5) Hz. Ali (ra) veda haccının dönüşünde; "Gadir-i Hum" denilen mekanda, vahiy gereği olarak imamet makamına getirilmiştir.(6) Şia'nın siyaset anlayışına göre, "imamın (devlet başkanının) nass ile tesbit veya masum birisi tarafından tayin edilmiş olması" şarttır. İmamet, dinin rüknü ve İslam'ın temelidir. Hiçbir peygamberin bundan gafil olması ve bu işi ümmete havale etmesi caiz değildir. Aksine peygamberin imam tayin etmesi vaciptir. Bu imamın, büyük ve küçük günahlardan masum olması gerekir"(7) Bu itikad, demokrasinin her çeşidini reddeden bir mahiyete haizdir. Ehl-i sünnet'in benimsediği hilafet sisteminde, bey'atın (seçmenin ve seçilmenin) önemli bir yeri vardır. Fakat bunun da ideolojik demokrasi ile bir ilgisi yoktur. Zira İslam fıkhında hakimiyet ile iktidar kavramları; birbirleriyle ilgili olmakla beraber, farklı mahiyete haizdirler. Hakimiyet kayıtsız ve şartsız Allahu Teala (cc)'ya aittir. İktidar kavramı; Allahu Teala (cc)'nın halifesi olan insanın, O'nun rızasına uygun olarak kuracağı siyasi sistemi ifade için kullanılır. Mektubunuzda yer alan: "İslam ahkamını reddeden bir kimseye, Müslüman denilebilir mi?" sualine gelince: Bir insan; İslam'a teslim olduğu zaman "Müslüman"(teslim olan), reddettiği zaman da "gayrimüslim" vasfını kazanır. Dolayısıyle bir insanın gayrimüslim olması için, İslam'ı reddetmesi kafidir. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İmam-ı Suyuti-El İtkan fi Ulumu'l Kur'an-Beyrut:ty C:1 Sh: 105
(2) Sünen-i Ebu Davud İst.: 1401 C:1 Sh: 355
(3) İmam-ı Kurtubi-El Camii Li Ahkamhu'l Kur'an-Kahire: 1967 C: 9 Sh: 639
(4) İmam-ı Gazali-İhyau Ulu'mi'd-din- İst.:1996 C: 2 Sh: Sh: 267 vd, Ayrıca İmam-ı Kurtubi-A.g.e. C 1 Sh: 27-31
(5) İmam-ı Şehristani-Nihayetü'l İkdam fi ilmi'l kelam-Kahire: 1948 Sh: 484.
(6) Ayetullah Kuleyni-Usul-i Kafi-Tahran: 1397 C:2 Sh: 72 vd.
(7) İbn-i Haldun-Mukaddeme-Kahire: ty C: 2 Sh: 697