ŞERİAT KELİMESİNİN ANLAMI

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "Türkiye'de bazı aydınlar; 28 Şubat süreci ile birlikte, şeriat ve irtica kavramlarını ön plana çıkardılar. Gazetemizin yazarlarından Abdurrahman Dilipak; bir eserinde 'Şeriat; kanun ve nizam manasına gelen Arapça bir kelimedir. Her toplumun bir şeriatı vardır. Bu şeriatın hak veya batıl olması mümkündür' tezini işlemektedir. (...) İslam'ın tebliğ edildiği dönemde şeriat kelimesi, bu keyfiyeti ifade için kullanılmış mıdır? Hüda'ya veya hevaya dayanan şeriat ile ilgili bir nass var mıdır?"

CEVAP: Önce şeriat kelimesinin lugat ve ıstılahi manası üzerinde duralım. Arapça olan şeriat kelimesi, "Şe-Re-A" fiil kökünden gelir. Lugat manası, "insanı bir ırmağa, bir su kaynağına götüren yol" demektir. Bu fiilin masdarı olan şeriat, "geniş su yolu" manasında kullanılmıştır.(1) Elbette her suyun aktığı bir yolu olduğu gibi, çıktığı bir kaynağı da vardır. Arapça'da suyun çıktığı yere "Minhac", takip ettiği yola da "Şeriat" denilmiştir. Istılahi açıdan, bir toplumun bütün ferdlerini bağlayan kanunlara (yazılı veya örfi) şeriat denilir. Bu kanunların; hak veya batıl olması muhtemeldir. Kuvvetin esas alındığı ve güçlülerin daima haklı kabul edildiği "orman kanunu" deyimi, Arapça'da "şeriatü'l ğaab" olarak ifadesini bulmuştur.(2) Cahiliye döneminde Mekke müşriklerinin; Daru'n Nedve'de toplanarak, bütün fertleri bağlayıcı kanunlar çıkardıkları malumdur. Bu kanunlar ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'de, "Yoksa onların Allah'ın izin vermediği şeyleri (o fasid) dinlerinden kendilerine şeriat yapan ortakları mı var? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı mutlaka (dünyada cezaları icra ) edilmişti bile. Şüphesiz ki, o zalimlerin hakkı çetin bir azaptır" (Eş Şuara Suresi: 21) hükmü beyan buyurulmuştur. Bu ayet-i kerimede; Daru'n Nedve'de çıkarılan ve Mekke'de yaşayan insanların tamamına uygulanan kanunlar, "batıl dinden çıkarılan bir şeriat" olarak nitelendirilmiştir. İnsanların hevalarına dayanan her ideoloji, batıl bir şeriatı gündeme getirebilir. İslami ıstılahta; insanın hakkı inkar etmesi ve nefs-i emmarenin şehvetlerine tabi olması, "heva" kavramı ile ifade edilmiştir.(3) Hevaya tabi olmak; insanın hidayetten uzaklaşmasına, amellerinde zulüm (cevr) ve bağy etmesine sebeb olur.(4) Yeryüzünde kıyamete kadar; hem İslam şeriatı, hem insanların hevalarına dayanan batıl şeriatlar gündemde olacaktır. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) Ragıp El Isfahani-El Müfredat fi Garibi'l Kur'an- İst: 1986, Sh: 379.
(2) Osman Zeki Soyyiğit- Şeriat Kavgası- İst: 1987, Sh: 19 vd.
(3) Geniş bilgi için: Ragıp El Isfahani- A.g.e., Sh: 548.
(4) İmam-ı Kurtubi-El Camii Li Ahkami'l Kur'an-Kahire: 1967, C: 5, Sh: 412.