AİLE İÇERİSİNDEKİ İHTİLAFLARIN ÇÖZÜMÜ VE TALAK

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "-Yürürlükteki medeni hukuku savunan profesörler; İslam aile hukukunda, kadına fazla değer verilmediği iddia etmektedirler. Son yıllarda bazı islamcı yazarlar da aynı iddiayı seslendirmeye başlamışlardır. Bir islamcı yazar, "erkeksi fıkıh" tabirini kullanmaktadır. (..) İslam fıkhında, kadına fazla değer verilmemiş midir?(..)İslam dini erkeğe, karısını keyfine göre boşama hakkı vermiş midir? Aile içerisindeki ihtilaf nasıl çözülür? İhtilafı bilen müslümanların, kadını kocasına karşı kışkırtmaları caiz midir? Meşru boşama sebebleri nelerdir?"

CEVAP: İslam fıkhında kadına değer verilmediği iddiası batıldır. Bir batılı herkesin tekrar etmesi, onun keyfiyetini değiştiremez. Alauddin El Haskafi, "Dürri'l Muhtar" isimli eserinin cihad bahsinde:"-Kur'an-ı Kerim, hadis kitapları, fıkıh kitapları ve kadın gibi kendilerine ta'zim etmek vacip, hafif ve hakir görmek haram olan şeylerle cihada çıkmak yasaklanmıştır "(1) diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir. Dikkat edilirse kadınlar "kendilerine ta'zim etmek vacip, hafif ve hakir görmek haram" olan varlıklar arasında zikredilmişlerdir. Resul-i Ekrem (sav)'in "Kadınlar hususunda Allahu Teala (cc)'dan sakınınız. Zira siz onları Allahu Teala (cc)'dan emanet olarak almışsınızdır." (2) buyurduğu malumdur.
Hadis-i Şerif'te kadın "Allahu Teala (cc)'nın emaneti" olarak tavsif edilmiştir. Bu tesbitten sonra meseleye geçebiliriz. İslam dini, erkeğe keyfine göre boşama hakkı vermemiştir. İhtilaf halinde, aile reisinin nasıl davranması gerektiği kat'i nasslarla belirtilmiştir. Bunları maddeler halinde izaha gayret edelim.
Birincisi: Nasihat edilmesi zaruridir. Aile içerisinde ortaya çıkan ihtilafta, kocasının uyması gereken adab-ı muaşeret hükümleri, nass ile beyan edilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de; "Serkeşliklerinden yıldığınız (bıktığınız) kadınlara gelince: Onlara önce nasihat ediniz. (Vazgeçmezlerse) Kendilerini yataklarında yalnız bırakınız. (Yine vazgeçmezlerse) dövünüz. Ancak size (ma'rufta) itaat ederlerse, aleyhlerine bir yol aramayınız" (En Nisa Suresi: 34) hükmü beyan buyurulmuştur. Buradaki "Nüşuz" terimi; kadının kocasına; "buğz ve nefretle davranması, isyan etmesi" ifade etmektedir. Bu gibi durumlarda aile reisine, önce nasihat etmesi emredilmiştir. Eğer nasihat fayda vermezse; konuşmaması ve yatağında yalnız bırakması gerekir. Bu sayede kadın, durumun vehametini ve boşanmaya doğru gidildiğini kavrayabilir. Sohbetin ve cinsi münasebetin kesilmesi bir ikazdır.
İkincisi: Hakem tayin edilmelidir: Bütün tedbirlere rağmen; aile hayatının devamı tehlikeye düşerse, yakın akrabaların vazifelerini yerine getirmeleri gerekir. Kur'an-ı Kerim'de; "Eğer (karı-kocanın) aralarının açılmasından endişeye düşerseniz; o zaman kendilerine erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse, Allah aralarında (onları) sulhe muvaffak buyurur. Şüphesiz ki Allah; hakkı ile bilicidir. (Her şeyin künhünden) haberdardır" (En Nisa Suresi: 35) hükmü beyan buyurulmuştur. Müfessirler; "Karı-koca ihtilafı büyütüp; birbirlerine eziyet etmeye başladıkları zaman, mü'minlerin tamamına bu ihtilafı giderme görevi terettüp etmektedir. Ayeti kerime'de özellikle yakın akrabaların zikredilmiş olması; ihtilafın sebeblerini ve tarafların huylarını daha yakından bilecekleri içindir. Hakemlerin mutlaka adil, tecrübeli ve fakih olmaları gerekir. Eğer akrabalar arasında bu vasıflara haiz kimseler yoksa, akrabaların dışında adil ve alim iki kişi (hakem olarak) gönderilebilir."(3) hükmünü zikretmişlerdir. İmam-ı Şafii (rha) ayette geçen "gönderin" emrini esas alarak; "İhtilaf halinde hakem göndermek farzdır" demiştir. Çünkü karı-koca arasındaki geçimsizliği gidermek için hakem göndermek, zulmü bertaraf etmek demektir. Bu da müslümanların üzerine düşen umumi farzlardan birisidir.(4) İhtilafa muttali olan müslümanların, kadını kocasına karşı kışkırtmaları caiz değildir. Resul-i Ekrem (sav)'in; "Bir kadını kocasına karşı ifsad eden ve onu isyana sevkeden bizden değildir" (5) buyurduğu ve mü'minleri uyardığı malumdur. Neticenin alınamaması halinde, tarafların zarara uğramıyacağı bir çözümün bulunması zaruridir. Aile hayatının devamı; taraflar için hem dünyevi, hem uhrevi musibetlere sebeb oluyorsa, mübahların en sevimsizi olan talak (boşama) gündeme girer. Talak'ın (boşanmanın) mübah kılınmasının sebebi, musibetten kurtulmaya ihtiyaç olduğu içindir.(6) Fukaha meşru boşanma sebeblerini şu şekilde izah etmişlerdir: "Eşlerin birbirlerinden nefret etmesi, cinsi acz sebebiyle vazifelerini yerine getirememek, şiddetli geçimsizlik ve Allahü Teala (cc)'nın kesin emirlerini, bütün ikazlara rağmen terk etmekte ısrar etmek"(7) Bu sebeblerin bulunması dahi, boşamayı zaruri kılmaz. Aile hayatının devamına vesile olacak her tedbire başvurmak şarttır. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İbn-i Abidin- Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar- İst: 1984 C: 8 h: 384.
(2) Sünen-i Ebu Davud İst:1401 C: 2 Sh: 455 vd. Had. No: 1905.
(3) İmam-ı Kurtubi a.g.e. C: 5 Sh: 175, Ayrıca Mecmuatu't Tefasir C: 2, Sh: 64
(4) Muhammed Ali Sabuni- Ahkam Tefsiri İst:1984 C: 1 Sh: 404.
(5) İmam Ahmed b.Hanbel El Müsned İst: 1401 C: 2 Sh: 397.
(6) İmam-ı Merginani- El Hidaye - Kahire: 1965 C: 1 Sh: 227
(7) Geniş bilgi için/ İbn-i Hümam -Fethu'l Kadir- Beyrut: 1316 C:3 Sh: 21 vd