DOĞUM KONTROLÜ VE NÜFUS PLANLAMASI

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "Diyanet İşleri Başkanlığı; doğum kontrolü yapmanın caiz olduğuna dair fetva vermektedir. Bazı gönüllü kuruluşlar; nüfus planlamasını 'ailelerin istedikleri zaman, istedikleri kadar çocuk yapmaları' şeklinde tarif etmektedirler. (...) Her ailenin; bakabileceği kadar çocuk yapması, akla ve mantığa da uygundur. Dinimizin hükümleri ile akıl arasında bir çelişki olamaz. (...) Bazı hocaefendiler; anne rahmine düşen çocuğun dört ay içerisinde aldırılabileceğini söylüyorlar. Bazıları ise; azl fiilinin dışında, hiçbir şekilde doğum kontrolü yapılamayacağını iddia ediyorlar. Her iddia sahibinin, kendine mahsus bir delili vardır. (...) Çalışmak mecburiyetinde olan bir karı-koca; aralarında istişare ederek, doğum kontrolü yapamazlar mı? Eğer yaparlarsa, günah işlemiş olurlar mı? Bütün tedbirlere rağmen kadın hamile kalırsa; kocasının rızasıyla ve dört ay çerisinde, bu cenini aldırabilir mi? Hanefi fukahasının, bu husustaki içtihadları nedir?"

CEVAP: Nüfus planlamasını ve doğum kontrolünü savunan gönüllü kuruluşların, ekonomik sebepleri (özellikle işsizlik, fakirlik, hayat pahalılığı, enflasyon vs.) ileri sürdükleri sabittir. Teorilerini savunurken; "ailelerin istedikleri zaman, istedikleri kadar çocuk yapmalarını" tavsiye etmeleri, bir demagojiden ibarettir. Çocuk özlemi ile kıvranan zengin aileler, niçin bu arzularına kavuşamıyorlar? Allahu Teala (cc)'nın ilmi, dilemesi ve yaratması söz konusu olmadan, kainatta hiçbir hadise meydana gelemez. Kadere ve kazaya iman eden her Müslümanın, bu propagandanın bâtıl olduğunu iyi bilmeleri gerekir. Doğum kontrolü; halen yaşayan insanların; dünyaya gelmesi muhtemel olan insanlara karşı başlattıkları, gizli bir mücadeleden ibarettir. Kürtaj ise tam bir cinayettir.
Bu tesbitten sonra meseleye geçebiliriz... İslam'da aile hayatının temeli; ekonomiye değil, zühd ve takvaya dayanır. Kur'an-ı Kerim'de, gerçek mü'minlerin arzuları şu şekilde beyan edilmiştir: "Onlar ki, 'Ey Rabbimiz' derler, 'Bize zevcelerimizden ve nesillerimizden gözlerimizin bebeği olacak (çocuklar) ihsan et!.. Bizi takva sahiplerine rehber kıl." (El Furkan Suresi, 74) Salih evladın yetiştirilmesi, anne ve baba için en büyük nimettir. İslam fıkhında nikah; mü'minlerin nüfusun artmasına vesile olduğu için, hem ibadet, hem muamelat olarak değerlendirilmiştir.(1)
Resul-i Ekrem (sav)'in, "Nikah benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimi yerine getirmezse, benden değildir!.. Evleniniz. Zira ben diğer ümmetlere karşı, sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim"(2) hadisi, nikah ile nüfus arasındaki münasebeti ortaya koymaktadır. İşleri yoğun olan bir karı-kocanın; aralarında istişare ederek, fıtrata müdahaleyi beraberinde getiren doğum kontrolünü yapmaları caiz değildir. Sadece azl fiili müstesnadır. İslam alimleri; nesil emniyetininin sağlanmasını, zaruri bir maslahat olarak değerlendirmişlerdir. Anne rahmindeki ceninin korunması da, nesil emniyetiyle alakalıdır. Zira Kur'an-ı Kerim'de, "Evladlarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyiniz. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Hakikat onları öldürmek büyük bir cürümdür" (El İ(s.a.v.)uresi, 31) hükmü beyan buyurulmuştur. Kürtaj, anne rahmindeki çocuğun öldürülmesidir. Anne rahmindeki ceninin; (anneye tâbi olduğu için) ayrı bir varlık olarak değerlendirilmemesi, kendisine tecavüz edilmesini meşru kılamaz. Kaldı ki fukaha; miras ve vasiyet gibi hususlarda, cenini ayrı bir canlı olarak değerlendirmiştir. Bir kimse; karısı hamile iken ölse, rahminde bulunan çocuk asabesine dahil edilir.(3) Mirasından, anne rahmindeki çocuğu için pay ayrılır. Ceninin korunması, neslin devamı açısından da zaruridir. Peygamber Efendimiz (sav); iki kadının kavgası sonucunda ortaya çıkan cenin cinayetini hükme bağlarken, hamile kadının karnına vuranın akilesine hitaben, "Kalkınız!.. Ceninin diyetini veriniz"(4) buyurmuştur. Bunun miktarı beş yüz dirhem gümüştür. Resul-i Ekrem (sav)'in döneminde, beş dirheme bir koyun satın alınabilmektedir.(5) Dolayısıyla ceninin diyeti (gurre) yüz koyunun bedeline denk bir miktardır. Bu miktar dikkate alındığı zaman; anne rahmindeki cenine ne kadar değer verildiği, kolaylıkla anlaşılabilir. Hatta hamile olan bir kadın; ilaç içmek veya karnına vurmak suretiyle ölü doğum yaparsa, gurre vermesi vacip olur. Kürtaj için de durum aynıdır. Kasden çocuğunu öldüren kadın veya öldürülmesine vesile olan doktor; çocuğun sahibi durumunda olan babaya, beşyüz dirhem gümüşü (yüz koyun bedelini) bir yıl içerisinde ödemek durumundadır.(6) Bunun ilk dört ay içerisinde olup-olmamasının hiçbir önemi yoktur. Müftabih olan kavil budur. Cenin telef edildiği (öldürüldüğü) zaman, gurre vacip olur. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İbn-i Abidin- Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar- İst.: 1983 C: 5, Sh: 247.
(2) Sünen-i İbn-i Mace- İst.: 1401 C: 1, Sh: 592 Hd. No: 1846.
(3) İbn-i Nüceym- El Bahru'r Raik Kahire: 1311 C: 8, Sh: 389.
(4) Molla Hüsrev- Dureru'l Hükkam Fi Şerhi'l Gureri'l Ahkam- İst.: 1307 C: 2, Sh: 125.
Ayrıca Sahih-i Müslim- İst.: 1401 C: 2, Sh: 1309 vd. K.Kasame: 11.
(5) İmam-ı Serahsi- El Mebsut- Beytrut: ty C: 2, Sh: 150. Ayrıca Mecmuatu'l Enhur (Şerhu Damad)- İst.: 1316 Bsk. Ofset Beyrut: ty C: 1, Sh: 197.
(6) İbn-i Hümam- Fethu'l Kadir- Beyrut: 1318 C: 8, Sh: 326. Ayrıca Molla Hüsrev- Age: C: 2, Sh: 108