327) Kötü Söz Ve Fena Konuşmanın Yasak Oluşu

e-Posta Yazdır PDF

 

327) Kötü Söz Ve Fena Konuşmanın Yasak Oluşu

 

1738. İbni Mes'ûd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Mü'min; insanları kötüleyen, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir."[1]

* Bu hadiste müslümanda bulunmaması gereken çirkin özellikler sayılmıştır. Bunlar:

1. Başkalarını kötülemek, ayıplarını araştırmak, bazı kusurlarını ifşa edip soy ve sopuna dil uzatmaktır ki mü’mine yakışmaz.

2. Lanet: Allah’ın rahmetinden uzak olmak demektir. Bu yüzden şeytana mel’un denilir. Bir Müslüman bir Müslüman kardeşine lanet okuyamaz, bu da İslam ahlakıyla bağdaşmaz.

3. Söz ve davranışlarda haddi aşmak ve çirkinlikler sergilemek bir mü’mine yakışmaz. Haya duygusuna yakışmayan her türlü davranış fuhuş olarak isimlendirilir.

İnsanlar arasında çıkarılmış en hayırlı ümmet ve örnek toplum olması gereken mü’minler (Bkz. Al-i İmran: 3/110 ayeti) böyle davranışlara girerlerse birlik ve beraberlik ruhunu kaybederler ve aralarına kin ve düşmanlık girer.

Oysa gerçek mü’min daha iyi mü’min olmaya özen göstermek ve iyilikte her gün bir adım daha ileriye gitmek, her mü’minin üzerine düşen görevlerindendir. [2]

1739. Enes radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Bir işte çirkinlik bulunması onu lekeler; bir işte hayâ duygusunun bulunması ise onu süsler."[3]

* İslam Müslümanlara her hususta iyilik ve güzelliği ön planda tutmalarını, çirkinliğin her çeşidinden uzak durmalarını öğütler. Çünkü çirkinlik neye bulaşırsa onu kirletir ve sevimsiz hale getirir. Mesela konuşma anında sertlik, yalan, iftira, gıybet sözlerimizi lekeler, sevimsiz hale getirir. Alışverişte dürüst olmayan bir tüccarın bu tavrı onu lekeler ve insanlar yanında sevimsiz kılar.

Haya duygusu bütün hayırların temelidir ve her şeyi süsler ve güzel gösterir. (683 nolu hadisin açıklamasına bakınız.) [4]


 

[1] Tirmizî, Birr 48. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 405, 416.

1557’de geçmişti.

[2] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 507.

[3] Tirmizî, Birr 47. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 17.

[4] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 507.