77.Mektup

e-Posta Yazdır PDF

77. MEKTUP


MEVZUU : «Onun misli gibi bir şey yoktur.» (42/11)

Mealindeki âyet-i kerime ile şanı anlatılan Yüce Allah'a ibadetin, ne zaman müyesser olacağının beyanı.. Ve., bu mevzuda bazı hususların beyanı..

***

NOT : İMAMI RABBANİ Hz. bu mektubu, Cebbarî Hana yazmıştır.

Allah'a hamd olsun; selâm onun seçtiği kullara..

Bir şiir;

Boştur Allah'ın gayrına ibadet ettikleri;
Yazıklar olsun ona ki, batıldır seçtikleri..

***

— «Onun misli gibi bir şey yoktur.» (42/11)

Mealindeki âyet-i kerime ile beyan edilen Yüce Allah'a tam manası ile ibadet etmek; ancak onun gayrı sayılanların bağından kurtulduktan sonra olabilir. Hem de tam manası ile.. O kadar ki: Teveccüh kıblesinde zat-ı ahadiyetin gayrı kalmamalı..

Anlatılan halin doğruluğunu gösteren: Nimetlendirmesinin ve elem vermesinin aynı manada görülmesidir. Hatta elemlenmek; kendisine göre nimete dalmaktan daha sevimli olmalı.. Bu makamın ilk husulünde böyle olmalı.. Sonunda iş, tefviz (her şeyi Yüce Hakka ısmarlamak manasını alırsa., o zaman, kendisine her ne gelir ve her ne ulaşırsa., pek yerinde ve pek münasip olur.

Temenni ve çekinme menşei olan ibadet, aslında nefsin ibadetidir zira, ibadetten maksad nefsin necatının veya sürura kavuşmasının hâsıl olmasıdır..

Bu manada bir şiir:

Ey dost, madem nefsinle fitnede devamlısın; Senden gelen mahabbet davasında yalancısın..

***

Üstte anlatılan teveccüh devletinin husulü: Mutlak fena halini bulmaya kalmıştır.

Ve., bu teveccüh: Zati mahabbetin bir neticesidir. Aynı zamanda. Muhammedi manada has velayetin zuhuruna bir mukaddimedir. O velayetin esas sahibine salât, selâm ve tahiyyat.

Bu büyük nimetin husulü, kemal manada, Resulûllah S.A. efendimizin şeriatına tabi olmaya bağlıdır. Ona ve âline tam salât ve tam tahiyyat..

***

Allah-ü Taâlâ'nın, nübüvvet yolu ile kendisine ihsan eylediği her peygamberin şeriatı; onun velayeti ile bir münasebettir. Zira velayette teveccüh tam manası ile Hakka dönüktür. Allah'ın izni ile nübüvvet makamına indiği zaman, bu velayet nuru ile iner.. Böylece, halka teveccüh manası ile kemal makamını alır.. Nübüvvet makamının kemalât husulüne sebeb dahi anlatılan nurdur. Anlatılan mana icabı olarak, şöyle denmiştir:

— Nebinin velayet derecesi, nübüvvetinden daha faziletlidir.

Her nebinin şeriatı, velayet derecesi ile bir münasebet olduğunda hiç bir şüphe yoktur. Bu şeriata ittiba ise., anlatılan velayete ulaştırmaktadır.

Burada şöyle bir soru sorulabilir:

— Resulûllah S.A. efendimizin şeriatına tabi olanlardan bazısı var ki, kendisine velayetten yana hiç bir nasip yoktur. Belki de o, bir başka peygamberin basamağındadır; nasibi onun velayetinden gelir..

Bu soruya şöyle cevap verilir:

— Resulûllah S.A. efendimizin şeriatı, bütün şeriatları camidir.

Kendisine indirilen kitab ise., bütün semavî kitaplara şümulü vardır.

Durum üstte anlatıldığı gibi olunca; bu şeriata tabi olmak, bütün şeriatlara tabi olmakla birdir.

Anlatılan mana çerçevesinde; bir kimsenin, peygamberlerden biri ile bir münasebeti olunca, onun velayet derecesinden nasib alır. Ama, kendi istidadına göre., bunda da hiç bir mahzur yoktur. Hatta derim ki:

— Resulûllah S.A. efendimizin velayeti, bütün peygamberlerin velayetlerini ihtiva etmiştir. Bu manada, o velayetlerden birine ulaşmak, Resulûllah S.A. efendimize has velayet cüzlerinden birine ulaşmaktır.

O velayet derecesine ulaşmamak, Resulûllah S.A. efendimize kemâl manada ittiba edememektedir. Kusurların da kendine göre dereceleri vardır. Bunun için de, velayet derecelerinde değişiklik meydana gelmektedir. Tam manada bir ittiba hâsıl olsaydı; anlatılan has velayete ulaşmak mümkün olurdu.

Burada edilecek asıl itiraz; diğer peygamberlerin şeriatına tabi olan kimselere, Velâyet-i Muhammediye hâsıl olursa edilir.. Yoksa., itiraz olmaz.. Yani: Resulûllah S.A efendimizin şeriatına uyup da, diğerlerinin velayetinden nasib alan için bir itiraz yoktur.

***

Bize nimetler verip sırat-ı müstakime ve din-i kavime hidayet eden Allah'a hamd olsun. Burada anlatılan:

— Sırat-ı Müstakim..

Bu metin tarikattan ibarettir. Açık belli beyan edilen şeriattan ibaretir. Bu manaya, şu âyeti kerime pek güzel bir delildir:

— «Gerçekten sen, resullerdensin; sırat-ı müstakim üzeresin..» (36/3)

***

Noksan sıfatlardan münezzeh Allah, bize ve size tam manası ile, Resulûllah S.A. efendimizin şeriatına tabi olmayı nasib eylesin. Ona tabi olan kâmil zatlar, büyük velîler hürmetine.. Allah hepsinden razı olsun. Âmin!.

Bu duâ mektubunun hamili, o tarafa doğru yollandı. Onun bu yolculuğu; mahabbet zincirini, bazı cümlelerin yazılması ile harekete getirmeye sebeb oldu.

Selâm size.. Allah'ın rahmeti üzerinize olsun..