98.Mektup

e-Posta Yazdır PDF

98. MEKTUP

MEVZUU : Yumuşak davranmaya teşvik edip sert davranmayı, hadis-i şerifler getirerek terk ettirmek.

***

NOT : İMAMI RABBANİ Hz. bu mektubu, Şeyh Zekeriya'nın oğlu Abdülkadir'e yazmıştır.

***

Allah-ü Teâlâ'dan adalet merkezi üzerinde istikamet dileriz..

***

Burada; vaaz nasihat ve tezkir babında gelen Resulûllah S.A. efendimizin hadis-i şeriflerini anlatacağız. O hadis-i şeriflerin Rahibi Resulûllah efendimize salâtların en faziletlisi, selâmların ekmeli..

Allah-ü Taâlâ, bu hadis-i şeriflerin muktazası ile amel müyesser eylesin..

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

«Allah refiktir; rıfkı sever. Rıfk üzerine yaptığı ihsanı sertlik üzerine yapmaz.. Hatta, bunun için yaptığı ihsanı, başkası için yapmaz..» (Müslim ve Mişkât'ül-Mesabih)

Resulûllah S.A. efendimiz Hazret-i Âişe'ye r.a. şöyle buyurdu:

«Rıfk ile muamele etmen gerekir. Bilhassa sert ve kötü sözden sakınmalısın.. Her ne şeyde rıfk olursa, ona süs olur; her ne şeyden alınırsa., o şeye de ar olur..» (Müslim ve Mişkât'ül-Mesabih)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Rıfk ile muameleden mahrum olan, hayırdan mahram olur.» (Müslim - Ahmed - Ebu Dâvud)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Sizin bana en sevimli geleniniz, huy itibarı ile en güzel olanınızdır.» (Buhari)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Rıfk ile muameleden yana kendisine bir haz ihsan edilen kimseye; dünya ve âhiretin hazzı verilmiştir.» (Mişkât'ül-Mesabih)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Haya imandandır; iman ise, cennettedir. Hayasızlık cefadır; cefa ise, cehennemdedir.» (Ahmed-Tirmizî -Mişkât'ül-Mesabih)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Hayasızca söz söyleyene Allah buğzeder.» (Tirmizî - Mişkât'ül- Mesabih)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Dikkat ediniz, size kendisinin ateşe haram olduğu, ateşin dahi kendisine haram olduğu kimseyi haber vereceğim: Sakin, yumuşak, cana yakın ve kolaylık gösterendir.» (Ahmed - Tirmizî - Mişkât'ül-Mesabih - Taberanî)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Mümin olan sakin, vakarlı ve yumuşak başlıdır.. Misali, çekilen bir deve olabilir ki: Bir yere bağlansa inkiyad eder; taş üzerine çökertilmek istense çöker.» (Mişkât'ül-Mesabih - Ahmed - Ebu Davud - Tirmizî)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

—- «Bir kimse, hırsını almaya güçlü iken öfkesini yutarsa.. Allah-ü Taâlâ, kıyamet günü, onu, halkın gözleri önünde davet eder; taki gelip hurilerden hangisini isterse ala..» (Buhari - Ahmed - Tirmizî -Mişkât)

Bir kimse, Resulûllah S.A. efendimize gelip, kendisine bir tavsiyede bulunmasını istedi; bunun üzerine Resulûllah S.A. efendimiz ona şöyle buyurdu:

— «Öfkelenme.»

Aynı şekilde, bir kaç kere bir tavsiyede bulunmasını istedi; Resulûllah S.A. efendimiz hepsinde şöyle buyurdu:

— «Öfkelenme.» (Buhari)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Dikkat ediniz, size cennet ehlini haber vereceğim. Zaif görülen, hor görülen, bir güçsüzdür ki; bir şeyin olması için Allah adına and içip söylese.. Allah onun yeminini yerine getirir.

Dikkat ediniz, size cehennem ehlini haber vereceğim: Kaba, burnunun dikine giden ve büyüklük satandır..» (Buhari) Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Biriniz, ayakta iken öfkelenirse otursun; şayet üzerinden Öfkesi gitmezse yatsın.» (Tirmizî-Ebu Davud-İbn-i Hibban)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Öfke imanı bozar; tıpkı, SABR'ın (1) balı bozduğu gibi..» (Mişkât'ül-Mesabih - Ebu Davud - Taberanî - İbn-i Asakir - Hakim Tirmizî)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Bir kimse, Allah için tavazu ederse.. Allah onu yükseltir. Bu hali ile, kendine göre küçük olduğu halde, insanların yanında büyük olur..

Bir kimse, büyüklük satar kibre kapılırsa.. Allah onu düşürür. Kendince büyük olsa da, halkın nazarında küçük düşer.. Hatta insanlara göre o: Bir köpekten ve bir domuzdan daha ehvendir..» (Mişkân'ül-Mesabih - Beyhakî - Ebu Nuaym)

Musa b Imran a.s. Allah-ü Taâlâ'ya münacaatı esnasında şöyle dedi:

— Ya Rabbi, kulların en azizi kimdir?.

— Allah-ü Taâlâ, şöyle buyurdu:

— Gücü yettiği halde bağışlayandır.. (Beyhakî - Mişkât'ül - Mesabih)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

— «Bir kimse dilini korursa.. Allah onun ayıbını kapatır. Bir kimse, öfkesini tutarsa., kıyamet günü Allah ondan azabını alır. Bir kimse Allah'a özrünü beyan edip (af dilerse.) Allah onun özrünü, kabul buyurur.» (Sûyutî - Mişkât'ül-Mesabih)

Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

«Bir kimsenin üzerinde, kardeşinin namustan veya başka bir şeyden yana bir Hakkı varsa; dinarın ve dirhemin bulunmadığı gün gelmeden önce ondan helallik alsın. Oraya kaldıktan sonra, eğer salih bir ameli varsa, zulmettiği kadar ondan alınır. Hasenatı olmayınca, zulmettiği kimsenin seyyieleri alınır, kendisine yüklenir.» (Buhari)

Resulûllah S.A. efendimiz ashabına şöyle sordu:

«Müflis kimdir; bilir misiniz?.»

Şöyle dediler:

Bize göre müflis, parası ve metaı olmayandır.

Bunun üzerine Resulûllah S.A. efendimiz şöyle anlattı:

«Ümmetimden müflis odur ki, kıyamet günü; namaz ve zekâtla gelir. Ama, bu arada sövdüğü şu kimse, dövdüğü bir başka kimse dahi gelir. Bunun üzerine kendisinin hasenatından şuna verilir; buna verilir.

Üzerinde bulunan haklar bitmeden, kendi hasenatı tükenirse., o zaman, onların hatalarından alınır; kendisine yüklenir. Daha sonra, cehenneme atılır.» (Müslim)

Muaviye r.a. anlatıldı. Ki o, Hazret-i Âişe'ye r.a. bir mektup yazdı; bu mektubunda şöyle dedi:

— Bana tavsiye mahiyetinde bir mektup yaz; ama uzun olmasın. Hazret-i Âişe şöyle yazdı:

— Selâm sana..

Ama ba'dü.. (Sonra..) Resulûllah'ın S.A. şöyle buyurduğunu dinledim:

— «Bir kimse, insanlar danlsa dahi, Allah'ın rızasını kollarsa.. İnsanların eziyetine karşı Allah ona yeter..

Bir kimse, Allah'ı darıltarak, insanların rızasını almaya kalkışırsa.. Allah onu insanların eline bırakır..»

Selâm sana.. (Mişkât'ül-Mesabih - Tirmizî)

Resulûllah S.A. efendimiz sözünde doğrudur. Allah-ü Teâlâ, ona ve âline salât eylesin; selâmet ihsan eylesin, üzerlerine bereket yağdırsın..

Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, bizi ve sizi Muhbir-i Sadık Resulûllah S.A. efendimizin buyurdukları ile amel etmekte muvaffak eylesin..

Üstte anlatılan hadis-i şerifleri, tercümesini yapmadan yazdım; ama Şeyh Ciyo'ya müracaat edilirse., manaları anlaşılır..

Bu hadis-i şeriflerin iktizasına göre, çalışıp çabalamak lâzımdır.

Dünyanın bekası cidden azdır. Âhiretin azabı ise., son derece şiddetli ve devamlıdır.

***

Aklınızı ve fikrinizi kullanmalısınız. Halâvetten hali bu dünyanın taze görünüşüne aldanmak olmaz.

Eğer dünya sebebi ile, izzet ve fazilet olsaydı; dünyalıktan yana bolluk içinde olanların her şeyden daha aziz ve daha faziletli olmaları lâzım gelirdi.

Dünyanın zahirine aldanmak akılsızlık alâmetidir. Akıllıya lâyık olan: Bu az günlerin fırsatını ganimet bilmektir; bu küçük fırsatı, Allah rızasına çalışıp sarf etmektir; Allah'ın kullarına iyilik etmektir.

Allah'ın emrine tazim ve Allah'ın kullarına şefkat; her ikisi de, âhiret azabından kurtulmak için, iki büyük asıl köktür.

Muhbir-i Sadık Resulûllah S.A. efendimiz her neyi haber vermiş ise., verdiği haber, işin özüne mutabıktır. Onda yanlış ve hezeyan yoktur.

Bu gaflet uykusu ne zamana kadar sürecek?. Böyle bir gaflet uykusunun sonu, akibeti rüsvaylık ve mahrumiyet değil midir?.

Allah-ü Taâlâ şöyle buyurdu:

— «Sizi, boş yere yarattığımızı mı sandınız?. Ve, siz bize dönmeyeceksiniz (öyle mi?)» (23/115)

Ben, iyi biliyorum ki, bu gibi sözleri dinlemeye vaktin müsait değildir. Çünkü, gençlik çağındasın. Dünyalık nimetler de boldur. Lâkin, senin hallerine şefkattir ki; bu gibi sözlerin söylenmesine sebeb oldu.

Şu ana kadar, fırsattan yana fevt edilen bir şey yoktur. Bu vakitte tevbe ve inabe etmek kabildir.

Haberleşmek şarttır.

Bir mısra:

Bir harf yeter İnan; varsa evde insan..