Yükünüzü boşaltın
- Ayrıntılar
- Kategori: Has kalem
- Gösterim: 1166
Hiçbir yük ağır gelmez insana;
Önceki sıkıntıları sırtından
indirmeyi bildiği sürece!..
Sıkılıyoruz; Çünkü sıkıldığımızı düşünüyoruz! Tükeniyoruz;
Çünkü tükendiğimizi düşünüyoruz!
Boğuluyoruz;
Çünkü boğulduğumuzu düşünüyoruz!..
Hasreti közleyip kelimelere düşen mektuplar
- Ayrıntılar
- Kategori: Has kalem
- Gösterim: 1044
Sevgili! Bağrından delik sözlerim kırılgan bir dilbestenin açışıyla kanatlandı da görmedin.Sağanığına mavi düşler adadığım günlerin semasında elleri direk masivaya sürüklenen gözlerim,kırık deyiler biriktirdi.Artık çölün halinden anlayan bir bedeviyim.Çöl kuşlarının ve böceklerin sesleriyle bir de gündüz güneşin kızartan esişiyle temaşa ediyorum göklerin hallerini.Artık çölün halinden anlayan bir bedeviyim.
Aşk, Ağır Aksak Bir Yolculuktur
- Ayrıntılar
- Kategori: Has kalem
- Gösterim: 1289
Modern yüzyılın anlam kaybına uğrattığı en önemli duygulardan biridir aşk. İçini boşaltıp, başka bir duygulanım biçimine çevirdiği kavramlardan biri.Artık biliyoruz ki, aramızdan biri aşktan söz etmeye başladığı andan itibaren iğreti bir bakışla dinlemeye başlıyoruz. Bunun nedenini ifade etmek biraz güç ama sanırım aşk konulu bütün konuşmaların içeriğinin popüler kültürün sığ hisleriyle doldurulması, bu iğretiliği tetikleyen bir durum.
Bir Ömür Bitmeyen Ders
- Ayrıntılar
- Kategori: Has kalem
- Gösterim: 1356
Ölüm Öğrenilmedikçe hayat ne ifade eder? Özün özü ölümün içinde gizli, hayat; onun içinde saklı gonca gül… Gülmek ağlamaya ne kadar yakın, ağlamak gülmenin kapı komşusu…Ölüme gülmek hayata ağlamak mıdır? Hayata alaya almak; ona öldürücü darbe vurmak değil midir?
Ölümü sevmek hayata küsmek değil ki; yaşama coşkusunu en derin yerinde hissetmek, düşünce burçlarına hikmet yıldızlar nakşetmek…
Ayrılık Neden Üşütür İnsanı
- Ayrıntılar
- Kategori: Has kalem
- Gösterim: 1214
Bir kitapta okudum "Ayrılık neden üşütür insanı" diye soruyor... Sahi neden?Geceler uzar, yollar uzar, gözyaşları uzar, gökyüzünün mavisi griye uzar... Hiçbirşey bitmek bilmez artık ayrılınca...
Dalgalar hırçınlaşır, yağmurlar hep üstümüze yağar, bütün renkler değişir...
Kalp ve Göz
- Ayrıntılar
- Kategori: Has kalem
- Gösterim: 1116
Bütün aşk hikâyelerinin en unutulmaz en heyecan verici sahnesi, sevenin sevgiliye ilk baktığı andır şüphesiz. Daha doğrusu, onun yüzünü ilk gördüğü vakit. Âşıktaki içsel değişimin başladığı an, gözün sevgiliye ilk takıldığı saniye dilimidir ve aşığın bütün biyografisi, bu “ilk bakışın öncesi ve sonrası”ndan ibarettir. Kalpte ateşin yükselmesi, aklın ve sabrın ateşe düşmesi o ilk bakış ile başlar. Kılıcın kınından sıyrılması yahut okun yaydan fırlamasıdır bu.
Bir sevgi hikâyesi
- Ayrıntılar
- Kategori: Has kalem
- Gösterim: 1517
Bu hikâye “vurdu” beni...İnternette bir sürü hikaye var ki “ilk yazanının” adı olmadan dolaşıyor kıtadan kıtaya, ülkeden ülkeye, dilden dile ve bilgisayardan bilgisayara...Ama bir de bunun güzel tarafını düşünün; .....
Uzun kış geceleri toplanılan soba başları...Milim milim oyulan kitabe taşları...Kitaplar, mecmualar, gazeteler; kuklalar, tiyatrolar, sinemalar ve radyolar, televizyonlar... Bunların hepsindeki asıl amaç “iyi şeyleri paylaşmak” değil mi?..Aşk Neydi?
- Ayrıntılar
- Kategori: Has kalem
- Gösterim: 1300
Denizin içine doğru süzülen yeşil bir ışık huzmesi görüyorum ve içinden geçmeye çalışan balıkları… Yeni bir başlangıcın işareti olduğunu düşünüyorum o an bütün bunların… Sonun başlangıcı…Bana gittikçe uzaklaşan bir geminin sol yanıydım. Gemi bensiz yol olabildi ama ben düşmek zorundaydım. Martılar eşlik etmedi yalnızlığıma belki, ama, bir veda türküsü çağırdılar…
Kaç nefes kaldı, ömürden geriye?
- Ayrıntılar
- Kategori: Has kalem
- Gösterim: 1251
İÞTE GELDİK GİDİYORUZ, şu güzelim dünyadan… Kalanlara da, göçenlere de selâm olsun. Gönül niyazımız budur. Bir gün bir durakta bitecek yolculuk. O yolculuk ki, bir şey getirmeden gelip, bir şey götürmeden gitmek gibi yanıbaşımızda. Sadece ve sadece yaşadıklarımız güzelse, yaşayacaklarımız ondan da güzel olacak temenni ve duasıyla gidiyoruz toprağın bağrına doğru. Toprağın gecesine girmeden güne ve güneşe merhaba diyemiyor bir tohum.İnsanda toprağın gecesine girmeden ve ölmeden, mahşerin sabahına, cennetin baharına doğamaz asla.
Turnalar uçun
- Ayrıntılar
- Kategori: Has kalem
- Gösterim: 1551
“Turnalar uçun...
Yayladan geçin...”
Namlunun gözü gibi baktı bana!..
.....
Biliyordum...
Þimdi ben, vurulacaktım,, hem de bir turna gibi;
Ve düşecektim, ayaklarına!..
Ruhun Sesinde Kendini Bulmak
- Ayrıntılar
- Kategori: Has kalem
- Gösterim: 1335
Yırtınıp duruyordum yırtıcı gerçek ile. Biteviye düşünüp uykularımı bölen, rüyalarımı kâbus eyleyen bu muamma neydi? Bir gece yarısı yüreğime mil çeken esrarlı acıyı, kalbime gömerken uyumaksızın daldım bir rüyaya benzer âleme. Uzandım meçhul diyarlara… Önce sağına soluna bakan, bir şeyler arayan garip bir adama rastladım:− Nereye arkadaş? Ne arıyorsun?
Yüzüme bir kaç saniye garip bir bakışla baktı ve kendinden emin bir şekilde: “Tabii ki aradığım yere, dedi.
Günün Sözü
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) binekle veya yaya olarak Kubâ Mescid’ini ziyâret eder ve orada iki rek‘at namaz kılardı. (Hadîs-i Şerif—Müttefekun aleyh)