MÜRTED OLMA VE CENAZE NAMAZI - II

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "Türkiye'deki eğitim sistemi, modernizme dayanan ve dini hafife alan bir programa sahiptir. Laiklik ideolojisi adına; İslam fıkhını reddeden ve pragmatizmi esas alan bürokratların, böyle bir eğitimi topluma dayattıkları malumdur. Yıllar önce köy enstitüsünü bitiren ve öğretmenlikten emekli olan dayım, geçtiğimiz ay öldü. İnsani özelliklerini sevdiğim dayımın, cenaze namazını kılmadım. Çünkü kendisi Allahu Teala (cc)'ya inanmıyordu. Aziz Nesin ile aynı kanaatleri paylaşıyordu. Aralarındaki fark şuydu: Aziz Nesin, 'Müslüman olmadığını ve öldüğü zaman cenaze namazının kılınmamasını' vasiyet edebilecek kadar cesurdu. Dayımın ise, kafir olduğunu söylemeye cesareti yoktu. (...) Bu hadiseden sonra, cenaze namazı ile ilgili meseleleri araştırdım. Cenaze namazını, mü'minlerin emirinin kıldırması şart mıdır? Eğer o hazır bulunmazsa, yerine kimin geçmesi gerekir? Cenaze namazı, ölü için dua ve mağfiret hükmündedir. Kafire mağfirette bulunmanın hükmü nedir? (...) Müslüman olduğu halde; bazı fiillerinden dolayı cenaze namazı kılınmayacak olan kimseler var mıdır? Cenaze namazı ile ilgili bu meseleleri izah ederseniz sevinirim".

CEVAP: Cenaze namazı, farz-ı kifaye olan bir ibadettir. Bu ibadetin farziyeti, Resul-i Ekrem (sav)'in sünneti ve icma-i ümmet ile sabittir.(1) Müslümanlardan bir kısmı; ölen kardeşlerinin cenaze namazını kılarlarsa, diğerlerinden mesuliyet kalkar. Cenaze namazının şartı, ölünün Müslüman olmasıdır. Cenaze namazını; orada hazır ise, mü'minlerin emirinin kıldırması gerekir. Hz. Hasan (ra)'ın cenaze namazını, dönemin Medine Valisi kıldırmıştır. Hz. Hüseyin (ra)'in; vali Said b. As'a hitaben "Eğer sünnetle sabit olmasaydı, ben seni imamete geçirmezdim" dediği, muteber kaynaklarda yer almaktadır. Mü'minlerin emiri orada bulunmazsa, beldenin "Kadı"sı, o da hazır değilse "Şurta Amiri" (Emniyet Müdürü) cenaze namazını kıldırır. Bunlardan hiçbirisi mevcut değilse; cenaze namazını, o beldenin "Cum'a İmamı'nın" kıldırması gerekir.(2) İnsanların hallerine vakıf olan ve cenaze namazlarının kılınıp-kılınmayacağını en iyi tesbit edebilecek yetkililer bunlardır. Eğer hiçbirisi hazır bulunmazsa; beş vakit namazı kıldırmakla görevli mescid imamının veya ölünün velisinin, cenaze namazını kıldırması gerekir. "Eğer ölü Müslüman olmazsa durum nedir?" sualine cevap arayalım. Hanefi fukahasından Alauddin El Haskafi'nin "Dürri'l Muhtar" isimli eserinde "Hak olan, kafire mağfiret duasında bulunmanın haram olmasıdır" hükmü kayıtlıdır. İbn-i Abidin, bu metni şerhederken şunları zikretmektedir: "Şarih'in hak olan ilh..." sözleri İmam-ı Karafi ile ona tabi olanlara red cevabıdır. Karafi şöyle demiştir: "Kafire mağfiret duasında bulunmak küfürdür. Çünkü haber verdiği şeyler hususunda Allahu Teala (cc)'yı yalancı çıkarmak istemiş olur. Mü'minlerin bütün günahlarının afv edilmesine dua etmek de haramdır. Çünkü bunda da mü'minlerden bir taifenin günahları sebebiyle mutlaka cehennemde azab göreceklerinin ve ondan ya şefaatle, yahud başka bir sebeble çıkacaklarını açıklayan sahih hadisleri yalanlamak vardır. Ama bu küfür değildir. Çünkü Haber-i Vahid'le, kat'iyi yalanlamak arasında fark vardır. Karafi'ye birinci kavil hususunda Hilye sahibi İbn-i Emir Hacc muvafakat etmiş, ikinci kavlinde kendisine muhalefette bulunmuştur.(3) Dikkat edilirse ulema arasında ihtilaflı olan husus, "Kafire mağfiret duasında bulunan kimse küfre mi düşer, yoksa haram mı işlemiş olur?" noktasındadır. Dolayısıyle kafir olan bir kimsenin cenaze namazını kılan kimse, bu iki halden birisine mübtela olur. Bu sebeple her Müslümanın, kimlerin cenaze namazının kılınmayacağını öğrenmesi zaruridir. Şimdi "Kimlerin cenaze namazı kılınmaz?" sualine maddeler halinde cevap vermeye gayret edelim. A) İslam fıkhına göre kurulmuş olan bir devlete karşı, haksız yere ayaklanan ve silahlı mücadeleye girişen kimselerin (eğer çarpışma anında ölürlerse) cenaze namazları kılınmaz.(4) B) Yol kesen eşkıyalar; bu fiillerini icra ederken ölürlerse, cenaze namazları kılınmaz. Bağyi ile eşkıyayı, aynı keyfiyette değerlendiren alimler vardır. İbn-i Abidin, "Çeteci; zulüm için kavmine yardım eden, onlar için gazaba gelen kimselerdir. 'Asabiyete çağıran, yahud asabiyet için çarpışan bizden değildir' hadisi bu kabildendir. Düreru'l Bihar şerhi ile Nevazil'de şöyle denilmiştir: Ulemamız asabiyet için öldürülenleri bu tafsilata göre bağyiler hükmünde tutulmuştur"(5) diyerek bu inceliğe işaret etmiştir. Bağyi; İslami bir yönetime karşı, gayr-i meşru isteklerle ayaklanan kimsedir. C) Babası ve annesini öldüren kimsenin cenaze namazı, sırf ona ceza vermek niyetiyle kılınmaz.(6) Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İbn-i Hümam- Fethu'l Kadir- Beyrut: 1315 C: 1, Sh: 455-456.
(2) Şeyh Nizamüddin ve Heyet- Feteva-ı Hindiyye- Beyrut: 1400 C: 1, Sh: 163. Ayrıca Şerhu Damad- İst.: 1316 C: 1, Sh: 182.
(3) İbn-i Abidin- Reddü'l Muhtar- İst.: 1982 C: 2, Sh: 330.
(4) Molla Hüsrev- Düreru'l Hükkam- İst.: 1307 C: 1, Sh: 162.
(5) İbn-i Abidin- A.g.e.: C: 3, Sh: 436.
(6) Molla Hüsrev- A.g.e.: C: 1, Sh: 163