ORUCUN VAKTİ VE SAHUR YEMEĞİNİN HÜKMÜ

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "Bir sohbette, orucun vakti, sahur yemeği ve keffaret orucu ile ilgili değişik görüşler ortaya atıldı. (...) Bir arkadaşımız, Prof.Dr. Hüseyin Atay'ın bir makalesini okudu. Bu makalede, "güneş doğmadan az önce niyet etmenin kâfi geleceği" iddia edilmektedir. Sahabelerden Hz. Ümm-i Mektum'un, âmâ olduğu için çevresindeki insanlara fecrin durumunu sorduğu ve güneş doğmadan az önce ezan okuduğu, Peygamberimizin buna itiraz etmediği" belirtilmektedir. Kur'an-ı Kerim'de, oruca başlama vakti ile ilgili bir hüküm var mıdır? (...) Ramazan-ı Şerif ayında oruç tutan Müslümanlar sahura kalkarlar ve yemek yerler. Fecr-i sadık anında da oruca niyet ederler. Bu tatbikat asırlardır devam etmektedir. Bunun delili nedir? (...) Bir ilahiyat profesörü, kasden Ramazan orucunu bozan kimsenin, ceza olarak altmışbir gün oruç tutması ile ilgili herhangi bir delilin olmadığını iddia etmektedir. Bu iddia doğru mudur? Eğer doğru değilse, keffaret orucunun delili nedir?"

CEVAP: Kur'an-ı Kerim'de, orucun vakti belirlenmiş ve "(Bütün gece) Ak iplik, kara iplikten size seçilinceye (fecr-i sadık anına) kadar yeyiniz ve içiniz. Sonra (gündüz vakti) geceye girinceye kadar orucunuzu tutunuz" (El Bakara Suresi: 187) hükmü beyan buyurulmuştur. İmam-ı Serahsi, bu ayet-i kerimede zikredilen "siyah ve beyaz iplik" kelimelerinin renk manasına kullanıldığını, ufuktaki yaygın beyazlığın zahir olması ile orucun başlayacağını belirtmiştir.(1) Orucun vaktinin, fecr-i sadıkla başlayacağı ve güneş batıncaya kadar devam edeceği sabittir.(2) Müctehid imamlar, "fecr-i sadıkın ilk doğduğu ana mı, yoksa beyazlığın ufukta dağılmaya başladığı zamana mı itibar edileceği hususunda" farklı ictihadlarda bulunmuşlardır.
Şemsü'leimme Hulvani, "Birinci kavle uymak (yani ilk ana itibar) daha ehvattır, ihtiyata daha uygundur. İkinci kavil ise, daha geniştir, oruç tutacaklar için daha müsaittir" demiştir.(3) İmam-ı Merginani, "Müstehab olan, sahur yemeğini yemek ve onu geciktirmektir. Zira, Resul-i Ekrem (sav), 'Üç şey mürsellerin ahlakındandır: İftarda acele etmek, sahuru geciktirmek ve misvak kullanmak' buyurmuştur. Ancak mükellef, fecr-i sadıkın durumu hakkında şüpheye düşerse, efdal olan, şüpheden kurtulmak için yemeği terk etmesidir"(4) diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir. Son yıllarda bazı kimseler, güneş doğmadan az önce niyet etmenin kafi geleceğini iddia etmektedirler. Bu iddianın meşru bir delili yoktur. Hz. Ümmi Mektum (ra) ile ilgili eser bunun delili olamaz. Resul-i Ekrem (sav)'in, bir sahabesine hitaben, "Sana şüphe veren şeyi terket, şüphe vermeyen şeye bak!.."(5) tavsiyesinde bulunduğu sabittir. Fecr-i sadıka riayet edilmesi zaruridir.
Sahura kalkmak ve gece yemeğini yemek müstehaptır. Bunun delili, Ebu Davud'dan maada hadis imamlarının Hz. Enes (ra)'den rivayet ettikleri hadistir. Resulullahın (sav), "Sahura kalkın, çünkü sahurda bereket vardır"(6) buyurduğu sabittir. Buradaki bereketten muradın, ertesi günün orucuna kuvvet kazanmak veya sevabın ziyadeliği olduğu söylenmiştir. Sahur; seher vaktinde yenilen yemektir. Bu, gecenin son altıda birindedir. Bahır sahibi diyor ki, "Ulemanın sözlerinde, bu sünnetin sadece su ile hasıl olacağını açık olarak görmedim. Ama hadisin zahiri bunu ifade ediyor. Hadis, İmam-ı Ahmed (rh.a)'in rivayet ettiği: "Sahurun hepsi berekettir. Onu bırakmayın!.. Velev ki, biriniz bir yudum su olsun içsin. Çünkü sahura kalkanlara Allah (cc) ve melekleri salat eylerler" hadis-i şerifidir.(7) Ramazan ayında sahura kalkmak, o günün orucu için niyet hükmündedir.
Ramazan-ı Şerif orucuna niyet eden mükellefin, bu ibadetini kasden ve teammüden bozması haramdır. Keffareti gerektiren bir keyfiyeti haizdir. İmam-ı Merginani, "Ramazan-ı Şerif'te tutulan oruçların dışındakilerde keffaret yoktur. Zira, Ramazan ayında orucu bozmak, cinayet bakımından çok ileri bir derecededir. O, başkası ile aynı şekilde mütalaa edilemez"(8) hükmünü zikretmektedir. Hanefi fukahası, Resul-i Ekrem (sav)'in: "Kim Ramazan ayında orucunu bozarsa, onun üzerine, zıhar yapan kimsenin üzerine lazım gelen şey (keffaret) gerekir"(9) hadis-i şerifini esas almıştır. Dolayısıyla kasden yiyip-içen musavmi (oruç tutan) kimse, tetabuya riayet ederek (yani arka arkaya olmak şartı ile) altmış gün oruç tutmak mecburiyetindedir. Bu onun üzerine farzdır. Ayrıca bozduğu orucunu kaza etmek durumundadır. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İmam-ı Serahsi-El Mebsut-Beyrut: ty, C: 3, Sh: 54.
(2) Şeyh Abdülgani El Meydani-El Lübab-Beyrut: 1400, C: 1, Sh: 164-165.
(3) Şeyh Nizamüddin ve heyet-Feteva-ı Hindiyye-Beyrut: 1400, C: 1, Sh: 194.
(4) İmam-ı Merginani-El Hidaye-Kahire: 1965, C: 1, Sh: 129-130.
(5) İbn-i Hümam-Fethu'l Kadir-Beyrut: 1315, C: 2, Sh: 95.
(6) Abdi'l Latifi'z Zebidi-Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi- Ankara: 1974 (3 Bsm), C: 6, Sh: 2169, Had. No: 913.
(7) İbn-i Abidin-Reddü'l Muhtar Ale'd Durri'l Muhtar-İst: 1982, C: 4, Sh: 333.
(8) İmam-ı Merginani-A.g.e., C: 1, Sh: 125.
(9) İbn-i Hümam-A.g.e., C: 2, Sh: 70