SÜNNET-İ HÜDA VE ZEVAİD

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "(..) Resul-i Ekrem (sav)'in sakal bırakmak hususundaki tavsiyeleri, Sünnet mecmualarında yer almıştır. Prof. M. Ebu Zehra'nın, "İslam Fıkhı Metodolojisi" isimli eserinde; sakal bırakmanın, arapların adeti olduğu belirtilmektedir. Çok sevdiğim bir arkadaşımla bu konuyu müzakere ederken, ihtilafa düştük. İkimiz de sinirlerine hakim olamayınca, ihtilaf ağız kavgasına dönüştü. Birbirimizin hukukuna tecavüz ettik. Hatta tartışma ile ilgisi olmayan bazı alimlere de dil uzattık. O hadiseden bu yana, birbirimizle konuşmuyoruz. (..) Hanefi fukahasına göre, amel açısından Sünnet'in tasnifi ve hükmü nedir? Bazı sünnetlerin arapların örfü olması, amel etmeye engel midir?"

CEVAP: Hanefi fukahası, amel açısından Sünnet'i ikiye ayırmıştır. Birincisi: Uyulması hidayet, terki dalalet olan sünnettir. Buna "Sünnet-i Hüda" denilir. Mesela; cemaat, ezan ve kamet gibi sünnetler bu sınıfa dahildir. İkincisi: Uyulması güzel, terki mübah olan sünnettir. Buna "Sünnet-i Zevaid" denilir. Nafile ile Sünnet-i Zevaid arasında, hüküm bakımından bir fark yoktur. Çünkü bunlardan birini terketmek mekruh değildir. Aralarındaki fark şudur: Nafile, ibadetlerden; Sünnet-i Zevaid ise adetlerdendir.(1) Resul-i Ekrem (sav)'in, sakal bırakmak ve sarık sarmak hususundaki tavsiyeleri, Sünnet mecmualarında yer almıştır. Bu tavsiyelerin, Sünnet-i Hüda veya Zevaid olarak değerlendirilmesi, amel etmeye engel değildir. Müslümanlar birbirlerini yargılamaya veya suçlamaya değil, anlamaya gayret etmelidirler. Ayrıca Resul-i Ekrem (sav)'in: "Ümmetim, dünyayı gözlerinde büyüttükleri zaman kendilerinden İslam'ın heybeti çekilip alınır. Emr-i bi'l ma'ruf ve nehy-i ani'l münkeri terkettiklerinde, vahyin bereketi kendilerine haram kılınır; (ve nihayet) birbirlerine sövmeye başladıklarında Allahu Teala (cc)'nın nazarında hiçbir değerleri kalmaz"(2) mealindeki ikazına uygun amellerde bulunmalıdırlar. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İbn-i Abidin, Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar, İst. 1982, C. 1, Sh. 132.
(2) İmam-ı Münavi, Feyzu'l Kadir, Beyrut, ty, C. 1, Sh. 40