ZORUNLU TASARRUF VE NEMALARIN GERİ ÖDENMESİ

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "Kamu kuruluşlarında çalışan kimselerden; 1987 yılından itibaren, zorunlu tasarruf adı altında kesinti yapıldı. Çalışanlardan yüzde dört, işverenden ise yüzde altı civarında olan bir kesinti, tarafların rızasına dayanmayan bir işlemdir. (..) Refahyol hükümeti, bu zorunlu tasarruf uygulamasına son vermiştir. Bu nemaların ödeneceğini belirtilmektedir. (..) Devlet tarafından ödenen bu nemaların hükmü nedir?"

CEVAP: Zorunlu tasarrufta, tarafların rızası sözkonusu değildir. Resul-i Ekrem (sav)'in "Müslümanın malı, ancak kendi gönül rızası ile başkasına helal olur"(1) buyurduğu sabittir. Mal masuniyeti bulunan bir kimsenin; mütekavvim olan malına, rızası ve izni olmadan, haksız yere el konulması veya tasarrufunun engellenmesi halinde gasb hadisesi gündeme girer. (2) Malı gasbedilen kimseye, malının aynen iade etmesi zaruridir. İmam-ı Yusuf (rh.a) "Gasb edilen malın, el konulduğu tarihteki kıymetinin esas alınacağını"(3) belirtmiştir. Politikacıların "Zorunlu tasarruf" adını verdikleri hadisede, tarafların rızası sözkonusu değildir. İşveren'den kesilen yüzde altı nisbetindeki kesinti için de durum aynıdır. Bu kesintilerin hak sahiplerine, aynen iade edilmesi gerekir. Fakat Türk Lirası'nın "değeri ölçme" ve "değeri koruma" açısından, içinde bulunduğu hal malumdur. l987 yılında yapılan kesinti miktarının, satın alma gücü ile bugünkü verilen miktarın gücü aynı mıdır? Buna hiç kimse "evet aynıdır" diyemez. Bu hususta ittifakı sağlamak kolaydır. Fakat "satın alma gücündeki değişim nedir?" sualine verilecek cevapta anlaşmak mümkün değildir. Zira resmi enflasyon rakamlarının gerçeği ifade edip-etmediği meçhuldür. Resul-i Ekrem (sav)'in: "Helal açık (ve belli), haram da açık ve bellidir. Bunların arasında birtakım şüpheli şeyler vardır ki, insanların çoğu bunların helal veya haram olduğunu bilemezler. Şüpheli şeylerden sakınan kimseler, dinini ve ırzını korumuş olurlar"(4) buyurduğu malumdur. Zorunlu tasarruf adı altında sizden kesilen miktarı aynen almanızda bir mahzur yoktur. Nema adı verilen kısım ise şüphelidir. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim. (1) İmam-ı Serahsi- El Mebsut- Beyrut: ty C: 11 Sh: 49. (2) Şeyh Nizamüddin ve Heyet- El Feteva-ı Hindiyye- Beyrut: 1400 C: 5 Sh: 119, Ayrıca Molla Hüsrev- Düreri'l Hükkam- İst.: 1307 C: 2 Sh: 262. (3) Şeyh Nizamüddin ve Heyet- A.g.e. C: 5 Sh: 119. (4) Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Ebu Davud ve Sünen-i İbn-i Mace