BİRDEN FAZLA HANIMLA EVLİLİK

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "İslâm dini, aile hayatına önem vermiştir. Nikâhın hikmetlerinden birisi, neslin devamını sağlamaktır. Bu hikmet ortadan kalktığı zaman, istenmeyen hadiseler yaşanmaktadır. (...) Çocukken ağır bir hastalık geçiren hanımımın çocuğu olmuyor. Tedavisi için yıllarca uğraştım. Kendisi de bu duruma üzülmektedir. Mukadderat karşısında boynumuz kıldan incedir. (...) Çocuğumun olmasını ve neslimin devamını arzu ediyorum. Bunun için teaddüd-ü zevcatın dışında bir yol aklıma gelmiyor. Fakat hanımım ve ailesi, işi yokuşa sürüyorlar. (...) Bir aile reisinin, çocuğu olmadığı için hanımını boşaması caiz midir? Hanımımı boşamadan, ikinci bir evlilik yapmamı tavsiye eder misiniz?"

CEVAP: Sahabe-i kiramdan Hz. Hayde (ra)'nin, "Kadınlarımızın bizim üzerimizdeki hakları nedir?" sualine, Peygamberimiz Efendimiz (sav) şu cevabı vermiştir: "Yediğin gibi ona yedirmek, giydiğin gibi onu giydirmek, yüzüne vurmamak, onu kötülememek ve bir de darılıp ayrı yatmaya mecbur kaldığında bunu ancak ev içinde yapmaktır."(4) Hesap gününü düşünen aile fertlerinin, birbirlerinin hukukunu muhafaza etmeleri zaruridir. Çocuğu olmayan hanımınıza manevi işkence yapmanız caiz değildir.
Bu tesbitten sonra, "Bir aile reisinin, çocuğu olmadığı için hanımını boşaması caiz midir?" sualinize geçebiliriz. Bir kadının çocuğunun olup-olmaması kusur olarak değerlendirilemez. Bu meşrû bir boşama sebebi değildir. Fakat hanımınızın; içinde bulunduğunuz hali dikkate alması ve ikinci bir kadınla evlenmenize müsaade etmesi mümkündür. Sizin açınızdan durum biraz daha farklıdır. Bilindiği gibi teaddüd-ü zevcat; farz veya vacip değil, adalete riayet şartıyla mübahtır. Kur'an-ı Kerim'de, "Kadınlar arasında adalet (ve eşitliği) tatbik etme hususunda ne kadar hırs gösterseniz, asla güç yetiremezsiniz. Bari (birine) büsbütün meyledip de ötekini askıda gibi bırakmayın. Eğer (nefsinizi) ıslâh eder, (adaletsizlikten) sakınırsanız, şüphe yok ki Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir" (En Nisâ Sûresi: 129) hükmü beyan buyurulmuştur. Muteber fıkıh kitaplarında; birden fazla kadınla evli olan kimselerin, adalete (kasm) riayet etmelerinin zarûri olduğu belirtilmiştir. Reddü'l Muhtar'da, "Kasm; zevceler arasında gecelemek, elbise, yiyecek ve sohbet hususunda müsavi taksime ve adalete riayetin vacip olmasıdır. Âyetin zahirine bakılırsa bu farzdır"(5) hükmü kayıtlıdır. Feteva-ı Hindiyye'de; adalete riayetin zaruri olduğu belirtilmiş ve şu tavsiyede bulunulmuştur:
"Bir hanımı olduğu halde, başka bir kadını daha nikâhlamak isteyen kimse, aralarında adalete riayet edemeyeceğinden korkarsa, ikinci defa evlenmesine ruhsat yoktur. Ancak böyle bir korkusu bulunmayan kimse, ikinci defa evlenebilir. Fakat ikinci defa evlenmemesi daha efdaldir."(6) Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İbn-i Abidin- Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar- İst: 1983, C: 4, Sh: 133.
(2) İmam-ı Kasani- El Bedaiû's Senai- Beyrut: 1974, C: 2, Sh: 59. (3) İbn-i Hümam- Fethû'l Kadir- Beyrut: 1317, C: 4, Sh: 366.
(4) İmam Ahmed b. Hanbel- El Müsned- İst: 1401, C: 4, Sh: 446; ayrıca Muhyiddin-i Nevevi- Riyazü's Salihin- Ankara: 1970, C: 1, Sh: 321.
(5) İbn-i Abidin- a.g.e., C: 6, Sh: 90.
(6) Şeyh Nizamüddin ve Heyet- Feteva-ı Hindiyye- Beyrut: 1400, C: 1, Sh: 341.