3) ERKEĞİN, KADINA KARŞI AVRETİ:

e-Posta Yazdır PDF

 1663  Erkeğe yabancı olan kadın hür veya câriye olabilir. Bunun dışında mahrem veya na-mahrem olması mümkündür. Dolayısıyla erkeğin kadına karşı avreti dört kısımda mütâlâa edilir.
  a) Erkeğin kendi karısıyla olan avreti.
  b) Erkeğin kendi mahremlerine karşı avreti.
  c) Erkeğin, yabancı hür kadına karşı avreti.
  d) Erkeğin yabancı câriyeye karşı avreti.

 1664 Kur'ân-ı Kerîm'de: "(Öyle mü'minler) ki, onlar iffetlerini koruyanlardır. Ancak zevcelerine ve sahip oldukları câriyelerine karşı olan münasebetleri müstesnadır. Çünkü onlar (bu takdirde) kınanmış değildirler. O halde kim bunların ötesini isterse, şüphe yok ki onlar haddi aşanlardır"(86) hükmü beyan buyurulmuştur. Dolayısıyla karı-koca arasında avret mahalli yoktur. İmam-ı Merginani: "Bir erkek, karısının vücuduna (şehvetli veya şehvetsiz bakabilir. Zira Resûl-i Ekrem (sav): "Hanımından (zevcenden) ve câriyenden başkasına gözünü yum (bakma)" buyurmuştur. Dokunma ve cim'a etme (cinsel ilişki) mübah olunca, bakmak evleviyetle mübah olur. Ancak evlâ olan; birbirinin tenasül uzuvlarına bakmamalarıdır. Resûlullah (sav): "Sizden biriniz ehline geldiği vakit, kudreti yettiği nisbette örtünsün" buyurmuştur. Ayrıca bu hal, unutkanlık meydana getirir. İbn-i Ömer (ra) dedi ki; lezzetin tamam olması için bakması caiz olur"(87) hükmünü beyan etmiştir. Sonuç olarak; karı-koca birbirinin vücuduna bakabilirler, aralarında "avret" yoktur.

 1665 Erkeğin, kendisine nikahları ebediyyen haram olan kadınların zînet yerlerine bakmasında bir mahzur yoktur. Çünkü Âyet-i Kerîme'de bunlar istisna olarak zikredilmiştir. Bu kadınlara karşı erkeğin avreti; diz kapağı ile göbeği arasıdır. Dikkat edilecek husus; şehvetten emin olmaktır. Erkek veya kadın; (nikahları birbirine ebediyyen haram dahi olsa) birbirine baktıkları zaman, şehevi duyguları galeyana geliyorsa, bundan uzak durmak zorundadırlar.(88)

 1666 Erkeğin; yabancı bir kadına bakması câiz değildir. Ancak ihtiyaç halinde (alış-veriş, mahkemede şahitlik vs. gibi) yüzüne ve elinin içine bakabilir.(89) İmam-ı Kasani: "Bir erkek; kendisine yabancı olan bir kadının bedeninden el ve yüz hariç, hiçbir yerine bakamaz. Çünkü Allahû Teâla (cc): "Mü'min erkeklere söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar" buyurmuştur. Ancak meydanda olan zînet yerlerine, yâni yüzüne ve elinin içine bakmaya Allahû Teâla (cc)'nın şu kavliyle müsaade edilmiştir: "Onlardan meydanda olan müstesna..." Bu Âyet-i Kerîme'de istisna edilen zinet yerleri, yüz ve elleridir. Sürme çekmek (kuhul) çehrenin, yüzük ise elin zînetidir. Çünkü kadın alışveriş ve dünyevi işlerinde yüzünü ve ellerini açmak zorundadır."(90) hükmünü zikretmektedir. Ancak erkek; şehvetinden emin değilse, yabancı bir kadına bakamaz. Tâ ki şer'i bir hacet olsun!.. Zira Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Kim yabancı bir kadının güzelliklerine şehvetle bakarsa, kıyâmet gününde onun gözlerine kurşun dökülür"(91) buyurduğu bilinmektedir. Şer'i hacet sözkonusu olursa erkeğin; yabancı bir kadının eline ve yüzüne bakması (şehvetten emin olmasa dahi) câizdir. Mesela; Kadı'nın (Şer'i şerifle hükmeden hakimin) durumu!.. Yabancı kadın ister zanlı, ister şahid olsun bakmaya mecburdur. Zira insanların haklarını koruma ihtiyacı vardır. Yine bir kimse; bir kadını nikahlamak isterse, her ne kadar şehvet duymaktan emin olmasa da bakabilir. Çünkü Resûl-i Ekrem (sav)'in Hz. Mugire (ra)'ye şöyle dediği rivayet edilmiştir: Sen bir kadınla evlenmek istediğin zaman o kadını gör!.. Çünkü görmek ikinizin kaynaşmasına (ülfet ve muhabbete) daha uygundur"(92) Ancak bu gibi durumlarda; dokunmaya ihtiyaç yoktur. Mâlum olduğu üzere zarûretler; ancak kendi miktarınca, tayin olunur. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Bir kimse; yabancı bir kadının eline dokunmaya bir yol olmadığı halde dokunursa, o kimsenin kıyâmet gününde avucuna ateşten bir kor konulur"(93) buyurduğu bilinmektedir. Erkeğin; yabancı bir kadına dokunması ne zaman câiz olur? sualine cevap arıyalım.

 1667 Bu noktada karşımıza "Hastalık ve Tedavi" hadisesi çıkar. İmam-ı Serahsi; "Kadının bir yerinden çıban çıksa, erkeğin ona bakması caiz değildir. Ona (kadına) bakmadan, başka bir kadına çıbanın nasıl tedavi edileceğini öğretir. Çünkü aynı cinsten olanların birbirinin avret mahallini görmeleri, karşı cinsten olanların görmesinden daha hafiftir. Ancak onu tedavi edecek bir kadın bulamazsa veya tedavi şeklini öğretmeye muvaffak olamazsa, hasta olan kadının ölmesi veya şiddetli azab (sıkıntı) çekme durumu da mevcutsa, durum değişir. Burada zarûret dikkate alınır."(94) hükmünü zikretmektedir. Aynı konuda Molla Hüsrev şunları beyan etmektedir: "Bir erkek; yabancı bir kadını tedavi etse, zarûret miktarı o kadının hastalık yerine bakabilir. Uygun olan erkek doktorun; tedavi şeklini bir başka kadına öğretmesidir. Çünkü aynı cinsten olanların birbirine bakması daha hafiftir. Görülmez mi ki; öldükten sonra kadını, yine kadın yıkar, erkek yıkamaz."(95) Sonuç olarak; tedavi durumunda erkek bir doktorun; yabancı bir kadına (eğer kadın doktor yoksa) zarûret miktarı dokunmasında bir beis yoktur.(96)

 1668 Dikkat edilirse bir erkeğin; yabancı bir kadına bakması, şer'i bir ihtiyaç ve zarûretle sınırlıdır. İhtiyaç ve zarûretle sabit olan husus; ancak kendi miktarıyla takdir olunur.(97) Genel kaide "Hacet umumi olsun, hususi olsun, zarûret menzilesine tenzil olunur" şeklinde ifade edilmiştir.