4. Güneş doğmak üzereydi

e-Posta Yazdır PDF

 

Bazen her türlü tedbiri aldığınız halde tam zamanında uyanamazsınız. Gözünüzü açtığınızda, ortalığın aydınlandığını görür, “Eyvah, güneş doğmuş” diye düşünürsünüz. Tam yüreğinizi tarifsiz bir acı kaplamak üzeredir. Çünkü, namaz kaçmış, manevî hazine elden çıkmış, size derin bir hüzünle dolup taşmak kalmıştır. Ama, durun bir dakika. Hemen güneşin doğduğuna karar vermeyin. Saate bakın. Belki birkaç dakikalık zamanınız vardır.

 

Kimileri böyle bir durumda saate bakar, ancak üç beş dakikalık zaman kaldığını görür, “Artık yetiştiremem” diye düşünür. Oysa güneşin doğmasına üç dakika bile kalsa yine yapabileceğiniz bir şeyler vardır.

 

Eğer tüm tedbirleri aldığınız halde uyanamamış, ancak güneşin doğmasına birkaç dakika kala gözünüzü açmışsanız, iyi gerilmiş bir yaydan okun fırladığı gibi yataktan kalkın. O anda bir an önce abdest alıp namazı yetiştirmekten başka bir şey düşünmeyin.

 

Zamanınız dar olduğu için ihtiyacınız olsa bile tuvalete gitmeyin. Normal zamanda mekruh olan bu hareket, vaktin dar olduğu durumlarda mekruh değildir. Derhal abdest alın. Ancak abdestin sünnetleriyle vaktinizi geçirmeyin. Sadece ellerinizi ve kollarınızı dirseklere kadar yıkayıp, yüzünüze geçin. Başınızı meshettikten sonra ayaklarınızı yıkayıp kurulanmayla oyalanmadan namaza durun. Havlu kullanıp da zaman kaybetmediğiniz gibi, eğer erkekseniz kollarınızı indirmeye bile çalışmayın. Hemen namazın farzına durun. Bulunduğunuz yer temizse seccadeyle oyalanmayın. Namazın içindeki farzları yerine getirmekle yetinin. Eğer zaruretle iktifa ederseniz, bunlar üç dakika bile sürmez. Zaman kaybetmemek için titizlik gösterirseniz, bir hazinenin yok olup gitmesini engellemiş olursunuz. Ama sanki geniş bir zamanınız varmış gibi oyalanırsanız, cihan kıymetindeki bir hazineyi elden kaçırırsınız.

 

Bu arada şunu da hatırlatalım: Peygamber Efendimiz (a.s.m.), şöyle bir müjde vermektedir: “Kim sabah namazından bir rekâti güneş doğmadan kılabilirse, sabah namazına yetişmiş demektir. Kim ikindi namazından bir rekati güneş batmadan önce kılabilirse ikindi namazına yetişmiş demektir.” (Kütüb-i Sitte, c.7, s.406) Bu müjde de mü’minler için büyük bir avantajdır.

Sakın namazı geciktirmeyi alışkanlık hâline getirmeyin. Ama aldığınız tedbirlere rağmen geç kalmışsanız, elinizdeki tüm saniyelerin kıymetini bilin ve namazı mutlaka yetiştirin.