7. Tesbihat ve duayı hiç ihmal etmeyin

e-Posta Yazdır PDF

7. Tesbihat ve duayı hiç ihmal etmeyin  

 

Bazı kimseler, namaz kıldıktan sonra tesbih ve duâyı terk ederek, Allah’ın huzurundan ayrılıyor. Oysa tesbihat ve dua, özellikle sabah namazından sonra çok daha önemli ve faziletlidir.

 

Yine böyle birisinin namazdan sona duâ etmeden sohbete daldığını görünce dedim ki: “Sen bir yerde ücretli olarak çalışsan, akşama kadar birçok işi görüp yorulduktan sonra, işveren ücretini vereceği zaman almadan gider misin?”

 

Böyle bir şeyi kesinlikle yapmayacağını söyledi. “Ama, sen namazını kıldın. Vazifeni yerine getirdin. Resûlullah, tesbih çekenin bütün günahlarının affolacağını söylüyor. (Tirmizi, Dua: 3695) Allah da her zaman ve her an af ve mağfiret, lütuf ve ihsan kapısını açmış, adetâ ‘Dile Benden ne dilersen’ diyor. Sen de davranışınla, ‘Hayır, ben hiçbir şey istemiyorum’ diyorsun. Bu doğru mu?” dedim, hak verdi.

 

Evet, namazını kılıp hazır Allah’ın huzurundayken birşey istemeden çekilip gidenleri, ücretini almayan işçiye benzetiyorum. Aslında tesbih ve duâ karşılığında Allah’ın bizlere verdiği ücret değil. Çünkü biz ücretimizi peşin olarak almışız. Dünyaya gelişimiz, insan ve Müslüman oluşumuz, nâil olduğumuz vücut, sağlık nimetleri hiçbir ibâdetle karşılığı verilemeyecek kadar büyük ücretler. Tesbih ve duâmız karşısında nâil olacağımız nimetler ise, tamamen bir ikram, bir ihsan, bir lütuftur.

Tesbih ve duayı terk ederek, bu ikram ve ihsan denizinden mahrum olmamak gerekir.