264) Belli Bir İnsan Veya Hayvana Lânet Etme Yasağı

e-Posta Yazdır PDF

 

264) Belli Bir İnsan Veya Hayvana Lânet Etme Yasağı

 

Bu bölümdeki sekiz hadis-i şeriften mü'min kimseye lanet etmenin onu öldürmek gibi olduğunu, özü sözü doğru olan müslümana lanetçi olmasının yakışmayacağını, lanet edicilerin kıyamet günü ne şefaatçi, ne de şahid olabileceklerini, müslümanların birbirlerine lanet, gazab ve cehennem azabı şeklinde beddua etmelerinin yasaklandığını, gerçek mü'minin kötüleyici, lanetçi ve kötü söz sahibi olmayacağını, kul herhangi bir şeye lanet ettiğinde lanet gökyüzüne çıkar. Semanın kapıları ona kapanır. Sonra sağa sola bakınır, girecek yer bulamaz. Lanet edilen kişiye döner, gerçekten o kişi lanete layık ise onda kalır, değilse, lanet eden kimseye geri döner hadisindeki gerçeği, kendisine lanet okunan devenin, bırakın gitsin denilerek binilmesinin yasaklandığını öğreneceğiz. [1]

1555. Rıdvân bîatında bulunan sahâbîlerden Ebû Zeyd Sâbit İbni'd–Dahhâk el–Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kim İslâm'dan başka bir din adına bilerek yalan yere yemin ederse, o kişi dediği gibi (yalancının biri)dir. Kim, ne ile intihar ederse, kıyamet günü onunla azâb olunur. Sahip olmadığı bir şeyi adayanın adağı geçersizdir. Mü'mine lânet etmek, onu öldürmek gibidir."[2]

* Müslümana lanet etmek onu öldürmek gibi büyük günahlardandır. Müslüman müslümana lanet değil, rahmet dilemelidir. Kişi bu dünyada ne ile intihar ederse ahirette aynı şeyle azaplandırılır. Elinde bulunmayan veya sahip olması çok güç olan bir şeyi nezredenin nezri geçersizdir. İslamdan başka bir sistem adına yemin eden kimse yalan yere yemin etmiş olur. [3]

1556. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Sıddîka lânetçi olması yakışmaz."[4]

* Özü sözü doğru olan bir kimseye yani gerçek müslümana lanet etmek yakışmaz. Çünkü peygamberimize pek çok eziyetler eden müşriklere lanet okuması teklif edilince, "Ben lanetçi olarak değil, rahmet olarak gönderildim." (Müslim, Birr, 87) demiştir. Böyle bir peygamberin ümmeti de ona uyarak lanet etmemelidir. [5]

1557. Ebu'd–Derdâ radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Lânetçiler, kıyamet günü ne şefaatçı ne de şâhit olurlar."[6]

* Kıyamette şefaatçi ve de şahitlikten mahrum kalacak kimseler olduğu anlaşılan ve bu tür mutluluktan mahrum olan bu kimseler böylece cezalarını çekeceklerdir. [7]

1558. Semüre İbni Cündeb radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Birbirinize Allah'ın lâneti, gazâbı ve cehennem azâbı ile lânet ve beddua etmeyiniz!"[8]

* Müslümanın müslümana bu ifadelerle hiçbir zaman felaket tellallığı yapmamalıdır. [9]

1559. İbni Mes'ûd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Olgun mü'min, yerici, lânetçi, kötü iş ve kötü söz sahibi olamaz."[10]

* Gerçekten İslam ahlakını benimseyen kimsenin bu tür haddi aşmak gibi ahlaksızlık yapması mümkün değildir. [11]

1560. Ebu'd–Derdâ radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kul, herhangi bir şeye lânet ettiğinde o lânet gökyüzüne çıkar. Semânın kapıları ona kapanır. Sonra yere iner, yeryüzünün kapıları da ona kapanır. Sonra sağa sola bakınır, girecek yer bulamaz da lânet edilen kişiye döner. Eğer gerçekten lânete lâyık ise onda kalır, değilse lânet edene döner."[12]

* Lanetin sonuçta lanetçiye dönmesidir. Çünkü lanet kendisine gökyüzünde ve yeryüzünde yer bulamadığını ve kişinin böylece kendi ağzı ve dili ile kendi felaketini hazırlamış olduğunu görüyoruz. Gerçek mü'min bizleri gülünç ve acı bir duruma düşürmek istemez ve düşürmemelidir. Bunun da en kısa yolu kimseye lanet etmemektir. [13]

1561. İmrân İbni Husayn radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Bir seferde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in maiyyetinde bulunuyorduk. Devesinin üzerindeki Medineli bir hanım, devesinden sıkılarak ona lânet etti. Resûlullah sallahu aleyhi ve sellem kadının sözünü duyunca:

–"Üzerindekileri alın, deveyi salın gitsin. Çünkü o deve lânetlenmiştir" buyurdu.

İmrân der ki: O deve hâlâ gözümün önündedir, insanların arasında gezinirdi de kimse ona ilişmezdi.[14]

 

* (1559-1560) Dinimizde lanet yasağı sadece insanlara yönelik değildir. Hayvanlara da lanet edilmemelidir. Lanetlenmiş bir hayvanın bile bize yol arkadaşlığı etmesi uygun olmaz diyen peygamberimiz, laneti müslümanın hayatından tamamen kaldırmayı hedeflemektedir. Yani İslam toplumunda lanetlenmiş bir kimse ve hayvan bulunmamalıdır. İslam gerçekten insan ve hayvan haklarını koruyan tek dindir. [15]

1562. Ebû Berze Nadle İbni Ubeyd el–Eslemî radıyallahu anh şöyle dedi:

Genç bir hanım, üzerinde müslümanların birtakım eşyalarının da bulunduğu bir deve üstünde bulunuyorken, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'i görüverdi. Dağ yolunun dar yerine gelmişlerdi. Kadın:

– "Deeh, Allahım bu hayvana lanet et!" deyip hayvanı sürmeye çalıştı. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:

– "Lânetlenmiş bir deve bizimle birlikte bulunmasın!" buyurdu.[16]


 

[1] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 452.

[2] Buhârî, Cenâiz 84, Edeb 44, 73, Eymân 7; Müslim, Îmân 176, 177. Ayrıca bk. Tirmizî, Nüzûr 16; Nesâî, Eymân 7, 11, 31; İbni Mâce, Keffârât 3.

[3] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 452.

[4] Müslim, Birr 84. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 72.

[5] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 452.

[6] Müslim, Birr 85, 86. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 45.

[7] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 452.

[8] Ebû Dâvûd, Edeb 45; Tirmizî, Birr 48.

[9] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 452.

[10] Tirmizî, Birr 48.

1736'da tekrar gelecek.

[11] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 453.

[12] Ebû Dâvûd, Edeb 45. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 48.

[13] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 453.

[14] Müslim, Birr 80, 81.

[15] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 453.

[16] Müslim, Birr 82, 83.