285) Bağıştan Dönmenin Kerâheti

e-Posta Yazdır PDF

 

285) Bağıştan Dönmenin Kerâheti

(Bir İnsanın, Hibe Ettiği Kişiye Henüz Teslim Etmediği Bağışından Vaz Geçmesinin; Teslim Etmiş Olsun Olmasın Kendi Çocuğuna Yaptığı Hibeden Dönmesinin Mekruh Olduğu Ve Yine Sadaka, Zekat, Kefâret V. S. Olarak Çıkarıp Verdiklerinin Bir Kısmını Verdiği Kişiden Satın Almasının Mekruh Olduğu Ama Bunların Kendisine İntikal Etmiş Olduğu Bir Üçüncü Şahıs Veya Kurumdan Satın Alınmasında Herhangi Bir Sakınca Ve Kerâhetin Bulunmadığı)

 

Buradaki iki hadis-i şeriften bağışından dönen kimsenin kusmuğunu yalayan köpeğe benzediğini, bağış olarak verilen bir şeyin hiçbir şekilde geri alınmaması gerektiğini öğreneceğiz. [1]

1616. İbni Abbas radıyallahu anhümâ' dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Bağışından dönen kimse, kusmuğunu yalayan köpeğe benzer."[2]

Müslim'in bir rivâyetinde[3], "Verdiği sadakadan dönen kimse, yediğini kustuktan sonra dönüp onu yiyen köpeğe benzer" buyurulur.

 

Bir başka rivâyette[4] ise, "Bağışından dönen, kusmuğunu yiyen gibidir" denilmektedir.

 

1617. Ömer İbni'l–Hattâb radıyallahu anh şöyle dedi:

Ben iyi cins bir atımı Allah rızâsı için bir mücâhide vermiştim. O zât ata iyi bakamadı, onu zayıflattı. Bunun üzerine ben hayvanı para ile satın almak istedim. Ucuza vereceğini de tahmin ediyordum. Durumu Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'e arzettim. O şöyle buyurdu:

– "Bir dirheme bile verse, sakın onu satın alma, verdiğin sadakadan asla dönme! Zira bağışından dönen, kustuğunu yalayan gibidir."[5]

* Yukarıdaki her iki hadiste de “Hibe” kavramı hukuki bir akit ve muameledir. Ahlaki ve hayra yönelik yönü de vardır. Hadislerdeki benzetme yapılan için çok çirkin olduğunu gösterir. Yani o kişi köpeğinin yaptığı pis ve iğrenç işi yapmış olur. İkinci hadiste Rasûlullah’ın bir dirheme verse bile satın alma demesinden; Allah rızası için yapılan iyiliğin sonuna kadar o vasıfta kalmasını temin içindir. Böylece Rasûlullah; hem işin içine herhangi bir ticari endişenin girmemesini hem de müslümanlar arası ilişkilerin en iyi şekilde korunmasını hedeflemiştir. [6]


 

[1] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 472.

[2] Buhârî, Hibe 30, Zekât 59, Cihâd 137, Hiyel 14; Müslim, Hibât 2, 5, 8. Ayrıca bk. Tirmizî, Büyû' 62; Nesâî, Zekât 100; İbni Mâce, Hibât 5.

[3] Hibât 5.

[4] Müslim, Hibât 7.

[5] Buhârî, Hibe 30, 37; Müslim, Hibât 1, 2, 3, 4. (Ayrıca bk. Önceki hadisin diğer kaynakları.)

[6] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 473.