296) İğreti Saç Takma Ve Dövme Yaptırma, Dişlerini Süslü Görünsün Diye Törpületmenin Yasaklığı

e-Posta Yazdır PDF

 

296) İğreti Saç Takma Ve Dövme Yaptırma, Dişlerini Süslü Görünsün Diye Törpületmenin Yasaklığı

Buradaki bir ayet ve dört hadisi şeriften; şeytanın insanları nasıl aldatıp boş emellerle kendisine dost edindiğini ve fıtratı, yaratılışı bozduğunu, rahatsızlık bile olsa iğreti saç takmanın Allah'ın lanetini gerektirdiğini, İsrailoğulları, kadınlarının bu tür şeyleri kullandıkları için helak olduklarını, peruk kullanan ve dövme yaptıranlara da Allah Rasulü (s.a.v.)’in lanet okuduğunu, yine fıtratı değiştirmek için yapılan her şeyden dolayı da lanet ettiğini öğreneceğiz. [1]

 

“Onlar Allah'ı bırakıp, yalnızca dişilere  ve dişi saydıkları putlara ibadet edip yalvarıp yakarıyorlar. Böylece de inatçı şeytandan başkasına tapmış olmazlar. Ki o şeytanı Allah, şöyle dediği için rahmetinden uzaklaştırmıştır: “Senin kullarından belirli bir pay edineceğim, onları saptıracağım, boş hevesler ve özlemlerle dolduracağım. Ben onlara emredeceğim, onlar da putperestçe bir kurban âdeti olarak, hayvanların kulaklarını yaracaklar ve onlara yine emredeceğim, Allah'ın yaradılıştaki kanun ve prensiplerini değiştirecekler...” (Nisa: 4/117-119)

 

* Ayetteki, Allah'ın yarattığı şeyleri yani mahlukatını; veya Allah'ın yaratmadaki prensip ve programını değiştirecekler.” (Nisa: 4/119) tefsir ederken Elmalılı Merhum tefsirinde şöyle diyor:

“Yaradılışın şeklini veya sıfatını değiştirerek durumunu başka şekle sokacaklar, fıtratının kemaline götürecek yerde bozacaklar, çığırından çıkaracaklar. Tefsirlerde gelen misallere bakarak kadını erkek, erkeği kadın yapmaya çalışacaklar; kadın yerine erkek, erkek yerine kadın kullanacaklar; bıyıklarını ve sakallarını yolup traş edecekler; kulak burun kesip göz çıkaracaklar, erkekleri iğdiş edip hadım ağası yapacaklar, uzuvlarını yaradılış görevlerinin dışında kullanacaklar, nikah yerine zina edecekler, temizi bırakıp pisliklere koşacaklar, menfaatı bırakıp zararı seçecekler, ciddilikleri atıp eğlenceye heves edecekler, vazifeden kaçıp oyuna gidecekler, doğruluğu budalalık, eğriliği hüner sayacaklar, helala haram, harama helal, iyiye kötü, kötüye iyi diyecekler, hayır yerine şer işleyecekler, imar edilmesi gerekeni yıkıp, yıkılması gerekeni imar edecekler, kanunu istifa (seçme kanunu) yı kötüye kullanmak suretiyle yaradılışın zıddına alışkanlıklar edinecekler, yaradılış kanunu zıddına işler yapacaklar, ruhlarının yaradılışındaki selamet ve saflıklarını bozacaklar, hak kanunu olan Rum: 30/30 kuvvetli dini doğru yolu hakka tapmayı bırakacaklar, yaradılanı yaratıcı yerine koyacaklar, tevhid dininden çıkacak, batıl dinler ve fikirler arkasından koşacaklar, şuna buna tapınacaklar, şeytanlık peşinde dolaşacaklar, Rum: 30/30 “Allah'ın yaratmasının değiştirilemez” olduğunu bilmeyecekler, bilseler bile tanımayacaklar. O inatçı melun şeytan lanetlenince Allah'a karşı bu beş sözü haliyle veya sözlü olarak yemin ile söyledi. Bu şekilde Allah'ın kullarına musallat olarak onlardan belli bir hisse almaya karar verdi ki işte şirkin başı ve sapıklığın kaynağı budur.......” [2]

1646. Esmâ radıyallahu anhâ'dan rivayet edildiğine göre bir hanım Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e:

– Ey Allah'ın Resûlü! Yakalandığı bir hastalık sebebiyle kızımın saçları döküldü. Ben onu evlendirmiştim de. Ona iğreti saç taktırayım mı? diye sordu. Bunun üzerine Hz. Peygamberimiz:

– "İğreti saç takana da taktırana da Allah lânet etmiştir" buyurdu.

Âişe radıyallahu anhâ'dan da benzeri bir rivayet nakledilmiştir.[3]

 

* Bir aile saadetinin artırılmasına yönelik dökülen saçların yerine peruk taktırmak için izin isteyen bir anne görülüyor. Müslümanlara şefkat ve merhametiyle düşkün olan peygamberimiz bu husustaki yasağın ciddiyetini bildirerek kesin ve net “lanet edileceği” bildirilmiştir. [4]

1647. Humeyd İbni Abdurrahman'dan nakledilmiştir ki, Muâviye radıyallahu anh hac yaptığı sene Medine'de bir zâbıta memurunun elinde bulunan bir tutam alın saçını alıp Medine Mescidi Minberinden halka şöyle hitabetmiştir:

– Ey Medineliler! Âlimleriniz nerede? (Niçin bunları önlemezler?) Ben Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'in bu tür saçlardan halkı menederek şöyle buyurduğunu duymuşumdur:

– "İsrailoğulları, kadınları bu tür şeyleri kullanmaya başladıkları zaman helâk olmuşlardır!"[5]

* Devrin halifesi Muaviye o günün Medine’sinde insanların peruk kullandıklarını görünce kızıyor ve “alimleriniz nerede?” diye sesleniyor. Kesin ve net biçimde yasaklanmış şeylerin kullanımına nasıl izin veriyorlar diye bir yakınma, ikaz ve tehdidi içeren konuşmasını yapıyor. Halkı uyarıp ilim adamlarını göreve çağırıyor. [6]

1648. İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem saçlarına saç ekleten ve ekleyen, döğme yapan ve yaptıran kadınlara lânet etmiştir.[7]

 

* Güzel görünsün diye vücudun değişik yerlerine, değişik boyalarla dövme yaptırmanın lanetlendiğini bildiren hadisimiz konuya bu kadar şiddet gösterilmesinin temelinde yatan sebep Allah'ın yarattığı fıtri güzelliği değiştirme niteliği taşımasıdır. Müslümanların tabii olan ve her türlü sahtecilik ve yapmacılıktan uzak durarak yaşamaları istenmektedir. En güzel şekil “Ahseni takvim”de yaratılan insanoğlu fıtrat ve yaratılış gereği bu güzel şeklini muhafaza ederek değiştirmeksizin yaşantısını sürdürecektir. Değilse çağın çağdaşlığını ve modanın maskarası olarak rezil olacak demektir. [8]

1649. İbni Mes'ûd radıyallahu anh'den nakledildiğine göre kendisi, "Döğme yapan, yaptıran, yüzünün tüylerini yolan, güzel görünsün diye dişlerini seyrekleştiren, Allah'ın yarattığını bozan kadınlara Allah lânet etsin" demişti. Bir kadının İbni Mes'ûd'u aşırı gitmekle suçlaması üzerine bu defa; "Peygamberin lânet ettiği kimseye niçin lânet etmeyecek mişim? Peygamberi izlemek Allah'ın kitabında emredilmiştir. Allah Teâlâ; "Peygamber size ne verirse onu alın, sizi nehyettiğinden de uzak durun!" (Haşr: 59/7) buyurdu, demiştir.[9]

* Bugün insanlık değişiklik olsun diye pek çok maskaralığı denemek ve ortaya koymak durumundadır. Güzellik salonları adı altında pek çok masraflarla güzel görünme duyguları istismar edilerek pek çok kadının bu sektörlerin kurbanı olduğu malumdur.

Allah'ın yarattığı güzelim kaş ve kipriklere değişik şekiller vermek suretiyle maskara haline gelenler, yaptırdıkları dövmelerle suret ve el kol şekillerini değiştirerek maskara olanlar, dişlerini törpületip değişik görünüm sağlamaya kalkan bir maskaralıktan medet uman ve dikkat çekmeye çalışan zavallı kimselerdir.

Bu hadisin değişik ve geniş bir şekli (Müslim, Libas 120)’de geçmektedir. Olay şöyle cereyan etmiştir: Ümmü Yakup isimli bir hanım İbni Mes’udun lanetlediği bu tür kadınlar hakkında müdafa edercesine: “Ben Kur’an’ı baştan sona okudum, bu sayılan işleri yapan hanımlara lanet edildiğine rastlamadım”, diye itiraz etmiştir. İbni Mes’ud da böylesi hanımlara peygamberimizin lanet ettiğine, lanet etmekten asla çekinmeyeceğini söyledikten sonra bu hususun Allah'ın kitabına da uygun olduğunu bildirerek Haşr: 59/7 ayeti okumuştur. Ümmü Yakup isimli hanım buna itiraz edememiş ve senin hanımında bile bu lanetlenen şeylerden birisi belki vardır, diyerek işi ileri götürmesi üzerine: “Haydi git benim hanımıma bak” demesi üzerine kadın gidip bakmış ve “Hanımında bundan bir şey görmedim” demesi üzerine İbni Mes’ud o kadına: “Bana bak böyle bir şey olsaydı, biz onunla beraber olmazdık” demiştir.

Bu ayetin nüzül sebebinin özel bir olay olması hükmünün genel olmasına asla mani değildir. Keşke bizler de İbni Mes’ud gibi “Peygamberin söylediği bir sözü ve yaptığı bir işi niçin söyleyip yapmayayım ki” diyebilecek teslimiyet ve iman üzere olabilsek ve ölebilsek... [10]


 

[1] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 483.

[2] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 483.

[3] Buhârî, Libâs 85; Müslim, Libâs 115. Ayrıca bk. İbni Mâce, Nikâh 52.

[4] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 483.

[5] Buhârî, Enbiyâ 54; Müslim, Libâs 122–124. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tereccül 5; Tirmizî, Edeb 32; Nesâî, Zînet 66.

[6] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 484.

[7] Buhârî, Tefsiru sûre (59) 4, Libâs 83, 85, 87; Müslim, Libâs 115, 117, 119. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tereccül 5; Tirmizî, Libâs 25, Edeb 33; Nesâî, Zînet 22–24; İbni Mâce, Nikâh 52.

[8] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 484.

[9] Buhârî, Tefsîru sûre (59), 4; Libâs 82, 84, 85, 87; Müslim, Libâs 120. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tereccül 5; Tirmizî, Edeb 33; Nesâî, Zînet 24, 26, 71; İbni Mâce, Nikah 52.

[10] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 484.