299) Tek Ayakkabı İle Gezmenin Mekruh Olduğu

e-Posta Yazdır PDF

 

299) Tek Ayakkabı İle Gezmenin Mekruh Olduğu (Özürsüz Olarak Tek Ayakkabı Ve Mest İle Gezmenin Ve Yine Özürsüz Ayakta Ayakkabı Veya Mest Giymenin Mekruh Olduğu)

 

Tek ayakkabı ve pabuçla dolaşılmaması gerektiğini ya ikisini de çıkarıp veya ikisini de giymek gerektiğini, tamiratı yapılıncaya kadar bile olsa tek pabuç giyilmemesi gerektiğini ve bir tarafa dayanıp yaslanmaksızın ayakta ayakkabı giyilmesinin yasak olduğunu öğreneceğiz. [1]

1653. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Sizden biriniz tek ayakkabı ile dolaşmasın. Ya ikisini de giysin veya ikisini de çıkarsın!"[2]

* Müslüman her tavrında ciddidir, sokaklarda ve insanlar arasında dolaşırken de aynı ciddiyeti sergilmelidir. Her türlü dengesizliğe karşı çıkan dinimiz ve peygamberimiz insanın yürüyüş dengesini bozacağı için bu tür hareketi yasaklamıştır. [3]

1654. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh: Ben, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in, "Herhangi biriniz ayakkabısının bağı koptuğu zaman onu onarıncaya kadar (bile olsa) tek ayakkabıyla gezmesin!" buyurduğunu işittim, demiştir.[4]

* Yine aynı dengesizliği ortadan kaldırmak için ayakkabısı tamir oluncaya kadar tek ayakla tek ayakkabıyla Müslümanın dolaşmaması gerektiği bildirilmektedir. Böylece gülünç duruma düşmekten müslüman kurtulabilir. [5]

1655. Câbir radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir kimsenin ayakta ayakkabı giymesini yasaklamıştır.[6]

* Mest, ayakkabı, bot, çizme, uzun bağcıklı ayakkabı gibi kişiyi fazla uğraştıracak olan ayakkabı türleri giyilirken kişi oturmalıdır. Ayakta olursa dengesini kaybedip düşebileceği için ya oturarak veya bir tarafa dayanarak giyilmesi tavsiye ediliyor ki, umulmadık bir durum ortaya çıkmasın. Yani düşüp elbisesinin kirlenmesi veya kırık çıkık gibi bir durumla karşılaşılmaması için. İslam, her işte olduğu gibi ayakkabı giymede bile edeb kurallarına önem verir. [7]


 

[1] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 486.

[2] Buhârî, Libâs 40; Müslim, Libâs 68, 71. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 41; Tirmizî, Libâs 34; İbni Mâce, Libâs 29.

[3] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 486.

[4] Müslim, Libâs 69, 71. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 41; Nesâî, Zînet 116.

[5] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 486.

[6] Ebû Dâvûd, Libâs 41. Ayrıca bk. Tirmizî, Libâs 35; İbni Mâce, Libâs 30.

[7] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 486.