65) Ölümü Devamlı Hatırlamak Ve Nefsin Arzularını Dizginlemek

e-Posta Yazdır PDF

65) Ölümü Devamlı Hatırlamak Ve Nefsin Arzularını Dizginlemek
 

Bu bölümdeki 6 ayet ve yedi hadisten; her canın ölümü tadacağını, bu dünya hayatının aldatıcı olduğunu, hiçbir kimsenin yarın ne kazanacağını ve nerede öleceğini bilmediğini, ecel gelince ne bir saat ileri ne de bir saat geri kalacağını, mallar ve çocukların bizi Allah’ın yolundan alıkoymaması için çalışmamız gerektiğini, ölüm gelmezden önce Allah’ın verdiği rızıktan harcamamız gerektiğini, kafir ve müşriklerin ahirette ne durumlara düşeceklerini, müminlerin Allah’ı hatırlayarak kalblerinin yumuşaması gerektiğini, dünyada garib gibi veya yolcu gibi  olunacağını, vasiyete değer bir şeyi bulunanın mutlaka vasiyet etmesi gerektiğini, insanların arzu ve isteklerini ecelin daima kestiğini, yedi şey gelip çatmadan hayırlı işler yapılması gerektiğini, lezzetleri kesen ölümü hatırlamak gerektiğini, ölüm gelmezden evvel hayırlı amellere ağırlık vermek gerektiğini öğreneceğiz. [1]

 

“Her canlı ölümü tadacaktır. Böylece kıyamet günü yapıp ettiklerinizin karşılığı size tam olarak ödenecektir. Orada ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulacak olanlar, gerçek kurtuluşa ermişlerdir. Zira bu dünya hayatına düşkünlük, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.” (Al-i İmran: 3/185)

“... Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını sevgi mi, nefret mi, günah mı, sevap mı, kâr mı, zarar mı bilemez yine hiçbir kimse hangi toprak parçasında ve nasıl öleceğini de asla bilemez.” (Lokman: 31/34)

“... O insanların dünyadaki yaşama süreleri dolduğu zaman bu sonlarını bir an olsun ne geciktirebilirler ve ne de öne alabilirler.” (Nahl: 16/61)

“Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan meşgul edip alıkoymasın. Kim böyle yaparsa yani dünya ve şeytan kimi Allah’a ibadet ve itaatten alıkorsa ziyana uğrayanlar onlardır.

Birinize ölüm gelip de “Rabbim ne olur beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!” Demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan hemen şimdi O’nun yolunda harcayın. Ama ölüm vakti geldiği zaman hiçbir kimseye mühlet tanımaz. Allah tüm yaptıklarınızı tam olarak bilir.” (Münafikûn: 63/9-11)

“Ölümden sonraki hayata inanmamakta diretip, kendi kendilerini aldatanlardan herhangi birisine, ölüm gelip çatınca: “Ey Rabbim beni hayata geri döndür ki, terkettiğim dünyada belki yararlı bir iş yaparım.” Hayır, bu onun söylediği boş ve anlamsız bir sözden ibarettir. Çünkü dünyayı terketmiş olanların ardında, yeniden diriltilecekleri güne kadar aşılması imkansız bir engel vardır. Ve kıyamet günü sûra üfürüldüğü zaman, ne aralarındaki kan bağları işe yarayacaktır, ne de birbirlerine olup biten hakkında soru sorabileceklerdir. Ve o gün iyi eylem ve davranışları tartıda ağır gelen kimseler, işte kurtuluşa erişecek olanlar bunlardır. Ve kimin de iyilikleri hafif gelirse, işte cehennemde ebedi kalmak üzere, kendi kendilerine yazık edenler de bunlardır. Ateş onların yüzlerini yalayarak yakar da, ateşin içinde yüz etleri sıyrılmış olarak sırıtan dişleriyle kalıverirler. Ve Allah onlara: siz değil miydiniz size ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar...” (Mü’minûn: 23/99-105)

“Allah inkarcılara, yeryüzünde kaç yıl kaldınız ? diye sorar. Onlar da orada bir gün veya bir günden daha az. Bunu zamanı sayanlara ve bilenlere sor diyecekler. Bunun üzerine Allah: orada sadece az bir süre kaldınız. Keşke bunu bir bilseydiniz, dünyaya sarılıp kalmazdınız. Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülemeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minûn: 23/112-115)

“İnananlar için hala vakit gelmedi mi ki, Allah’ın zikrine ve inen Kur’ân’a karşı saygı duyup yumuşasın ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle, kalpleri katılaşmış çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar.” (Hadid: 57/16)

 

575. İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem omuzumu tutarak şöyle buyurdu:

“Dünyada tıpkı bir garip hatta bir yolcu gibi davran!”

İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle derdi:

Akşamı ettiğinde, sabahı bekleme!

Sabaha çıktığında, akşamı bekleme!

Sağlıklı günlerinde, hastalanacağın vakit için; hayatın boyunca da öleceğin zaman için tedbir al![2]

 

576. Yine İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Vasiyet etmeye değer bir şeyi bulunan müslümanın, vasiyeti yanında yazılı olmadan iki gece geçirmesi doğru değildir.”[3]

 

Müslim’in bir rivayetinde: “üç gece geçirmesi” şeklindedir.

İbni Ömer radıyallahu anhümâ dedi ki:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözünü duyduğumdan beri, yanımda vasiyetim olmadan bir gece bile geçirmedim.[4]

 

* Herkesin sıkıntı ve problemi değişik olduğu için vasiyetnamede değişik olabilir. Önemlileri Allah’a ait borçlardan namaz, oruç, zekat, hac gibi borçlar varsa onları kaydetmek. İnsanlara olan borç alacak emanet vs. varsa onları zikretmek ve malının üçte birini aşmamak üzere nereye sarfedileceğini de kaydetmek ve ölüme hazırlıklı şekilde yaşamaktır. [5]

 

577. Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yere birtakım çizgiler çizdi. Sonra da çizgileri göstererek şöyle buyurdu:

“Bunlar insanın istek ve arzuları, şu da onun ecelidir. İnsan hayal içinde yaşayıp giderken bir de bakar ki, en yakın ölüm çizgisi karşısına gelivermiş.”[6]

 

578. İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yere bir dörtgen çizdi. Dörtgenin ortasına, onu bir kenarından keserek dışarı çıkan bir çizgi çekti. Ortadaki bu çizginin iki yanından ona doğru birtakım küçük çizgiler daha çizdi. Sonra çizgileri göstererek şöyle buyurdu:

“Şu insan, şu da onu kuşatan (veya “kuşatmış olan”) ecelidir. Dörtgeni keserek dışarı çıkan, insanın arzularıdır. Ortadaki çizgiye yönelik küçük çizgiler, dert ve ıstıraplardır. İnsan bu dertlerin birinden kurtulsa, öteki gelip çarpar. Şundan kurtulsa, beriki gelip yakalar.”[7]

 

* Rüya gibi gelip geçecek olan bu dünyada kader çizgimizin önüne geçemeyecek her can gibi biz de ölümü tadacaksak vücudumuz ve tüm imkanlarımızı ahireti kazanacak işlerde harcamalıyız. Gerisi boş ve yaldızlı bir eğlenceden ibarettir. [8]

 

579. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yedi şey gelip çatmadan iyi işler yapmaya bakın. Yoksa siz insana görevlerini unutturan fakirlikten, azdıran zenginlikten, halsiz bırakan hastalıktan, bunaklaştıran ihtiyarlıktan, ansızın yakalayan ölümden, gelmesi beklenen şeylerin en fenası deccâlden, belâsı daha büyük ve daha acı olan kıyametten başka bir şey mi gözlüyorsunuz?”[9]

 

* Dünya imtihan yeridir. Daima imtihan oluyoruz. Bu sebeble inandık demekle iş bitmiyor. Ankebût: 29/2, Bakara: 2/155, Enfal: 8/28 ayetlerinde olduğu gibi bu sıkıntılardan yedisine bu hadis-i şerifle işaret edilmektedir. Bunlar insanı her türlü gaflete düşürebilecek fakirlik ve azdırma hususiyeti olan zenginlik olabilir. Ümidsiz ve halsiz bırakan hastalıkla bunaklaştıran ihtiyarlık ta dengeyi bozan iki imtihan sebebidir. Ölüm Deccal ve kıyametin de ne kadar dehşetli olduğu açıktır. Bu sebeble bu dünyanın geçici şeyleriyle oyalanıp gaflete düşmekten uzak kalmalıdır. Bunun için sıhhat ve tüm imkanlarımızı ahirette bize cenneti kazandıracak işlerde harcamalıyız. Değilse ömür çok çabuk geçip gidiyor. [10]

 

580. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Zevkleri bıçak gibi keseni –ölümü– çok hatırlayın!”[11]

 

* Geleceğe ait hayatında nice planlar kuranlar fakat beceremeden ölüp gidenler pek çoktur. Bu sebeble ölümü hatırlayıp ölümden sonrası için hazırlık yapan zeki insanlardan olmalıyız. [12]

 

581. Übey İbni Kâ’b radıyallahu şöyle dedi:

Gecenin üçte biri geçince, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem uyanıp kalktı ve şöyle buyurdu:

“İnsanlar! Allah’ı zikredin! Yeri yerinden oynatan birinci sûr üflenecek. Arkasından ikincisi gelecek. Ölüm bütün şiddetiyle gelip çatacak. Ölüm bütün şiddetiyle gelip çatacak.”

Übey diyor ki, Hz. Peygamberimiz’e:

– Yâ Resûlallah! Ben sana çok salavât–i şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir? diye sordum.

– “Dilediğin kadar”, buyurdu.

– Dualarımın dörtte birini salavât–i şerîfeye ayırsam uygun olur mu? diye sordum.

– “Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla zaman ayırırsan senin için iyi olur”, buyurdu.

– Öyleyse duamın yarısını salavât–i şerîfeye ayırayım, dedim.

– “Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla zaman ayırırsan senin için hayırlı olur”, buyurdu.

Ben yine:

– Şu halde üçte ikisi yeter mi? diye sordum.

– “İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için hayırlı olur”, buyurdu.

– Öyleyse duaya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavât–ı şerîfe getirsem nasıl olur? deyince:

– “O takdirde Allah bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar” buyurdu. [13]

 

582. Büreyde radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kabirleri ziyaret etmenizi yasaklamıştım. Ama artık ziyaret edebilirsiniz.”[14]

 

Başka bir rivayete göre şöyle buyurdu:

“Kabirleri ziyaret etmek isteyen ziyaret etsin. Çünkü kabir ziyareti bize âhireti hatırlatır”[15]

 

583. Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Âişe’nin yanında kaldığı gecelerin sonuna doğru Bakî mezarlığına giderek şöyle derdi:

“Selâm size, ey mü’minler diyârı! Başınıza geleceği söylenen şeylerle nihâyet karşılaştınız. Şimdilik ileri bir tarihe bırakıldınız. İnşallah yakında biz de aranıza katılacağız.

Allahım! Bakîü’l–garkad mezarlığında yatanları bağışla!”[16]

 

* 1398-1408 numaralarda salevat bölümü gelecektir. Allah bize peygamberimize salevat getirmemizi emrediyor. Bu salevatlar bize kıyamet günü Rasulullaha yakın olmamızı sağlayacaktır. [17]


 
--------------------------------------------------------------------------------
 
[1] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 197.

[2] Buhârî, Rikak 3. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 25; İbni Mâce, Zühd 3.

471’de geçmiş ve açıklama orada verilmişti.

[3] Buhârî, Vesâyâ 1; Müslim, Vasiyyet 1, 4. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vesâyâ 1; Tirmizî, Vesâyâ 3; Nesâî, Vesâyâ 1; İbni Mâce, Vesâyâ 2.

[4] Müslim, Vasiyyet 4.

[5] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 198.

[6] Buhârî, Rikak 4.

[7] Buhârî, Rikak 4. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyamet 22; İbni Mâce, Zühd 27.

[8] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 199.

[9] Tirmizî, Zühd 3.

Bu Hadis 93 numarada geçmişti.

[10] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 199.

[11] Tirmizî, Zühd 4. Ayrıca bk. Nesâî, Cenâiz 3; İbni Mâce, Zühd 31.

[12] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 199.

[13] Tirmizî, Kıyamet 23.

[14] Müslim, Cenâiz 106, Edâhî 37. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 77; Tirmizî, Cenâiz 60; Nesâî, Cenâiz 100.

[15] Tirmizî, Cenâiz 60; Ebû Dâvûd, Cenâiz 77.

[16] Müslim, Cenâiz 102. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 79; Nesâî, Cenâiz 103; İbni Mâce, Cenâiz 36, Zühd 36.

Benzeri 584’de gelecek, genişçe 1029’da tekrar gelecektir.

[17] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 200.