109) Sofra Ve Yemek Adabı

e-Posta Yazdır PDF

 

109) Sofra Ve Yemek Adabı

Üç Parmakla Yemek Yemek (Üç Parmakla Yemek Yemenin, Parmakları Yalayıp Yemek Kabını Sıyırmanın, Düşen Lokmayı Alıp Yemenin, Yemek Kabını Sıyırdıktan Sonra Silmenin Sünnete Uygun Olduğu, Yemek Kabını Sıyırmadan Önce Silmenin İse Sünnete Uymadığı)

 

749. İbni Abbas radıyallahu anhü’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Biriniz yemek yediği zaman parmağını yalamadıkça (veya emmedikçe) silmesin.”[1]

750. Kâ`b İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in üç parmağıyla yemek yediğini, yemekten sonra da parmaklarını yaladığını gördüm.[2]

751. Câbir İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem parmakları yalayıp tabağı silmeyi emrederek şöyle buyurdu:

“Yemeğinizin neresinde bereket bulunduğunu bilemezsiniz.”[3]

752. Câbir İbni Abdullah radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Herhangi birinizin lokması yere düştüğü zaman, onu alıp bulaşan şeyi temizledikten sonra yesin. Lokmasını şeytana bırakmasın. Parmaklarını yalamadıkça da elini beze silmesin. Zira yemeğinin neresinde bereket bulunduğunu bilemez.”[4]

753. Yine Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Şüphesiz şeytan sizden birinizin her yaptığı işte hazır olur. Hatta yemek yerken bile yanında bulunur. Birinizin lokması yere düştüğünde onu alsın, üzerine yapışan şeyleri temizledikten sonra yesin; onu şeytana bırakmasın. Yemeğini bitirince parmaklarını yalasın; çünkü o yemeğinin neresinde bereket bulunduğunu bilemez.”[5]

* Yemek yiyen yemeğinin neresinde bereket olduğunu  bilemediği için parmaklarını yalamalı, yemek kaplarını temizce temizlemelidir. Her şeyde olduğu gibi yemekte de kibirden uzak olup alçak gönüllü olmak tavsiye edilmektedir. [6]

754. Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yemek yediği zaman üç parmağını da yalar ve şöyle buyururdu:

“Herhangi birinizin lokması yere düştüğü zaman onu alsın; üzerine yapışan şeyleri temizledikten sonra da yesin; onu şeytana bırakmasın.”

Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bize tabağın sıyırılmasını emrederek:

“Çünkü yemeğin neresinde bereket olduğunu bilemezsiniz” derdi.[7]

 

* Maddi ve manevi temizlik ancak islam dinindedir. Başka sistemlerde ikisini bir arada bulmak mümkün değildir. İsrafın her türlüsü haramdır. İsrafçılar şeytanın kardeşi sayılırlar. (İsra: 17/27) Yediğimiz şeylerin parçalarını ve yemek kaplarını temizlemek de yapmamız gereken işler cümlesindedir. Berekete ulaşmak için yenecek şeylerin hiçbir parçasını telef etmemek, yemek kaplarını ve parmakları iyice temizlemek de emredilmektedir. Bolluk ve konforlu hayat, aklını bozmuş devamlı tokluk da, hayatlarını değiştiren nice insanlar parmak yalamayı ve yemek kaplarını temizlemeyi hoş karşılamayabilirler. Ama onlar bilmezler ki o parmaklarındaki bulaşan ve tabaktaki bulaşan şey yediklerinin bir parçasıdır. Bunları yapmaktan sadece kibirli ve sünneti terkeden varlıklı kimseler kaçınırlar. Düşen yemek ve meyve parçasındaki toz toprak vs. üflemek, yıkamak, silmek suretiyle giderilmek suretiyle yenmeli ve Allah’ın verdiği her türlü rızka hürmet edilmelidir. Yemekten önce ve sonra da elleri yıkamak yine dinimizin emirleri arasındadır. [8]

755. Saîd İbni Hâris, Câbir İbni Abdullah’a:

– Ateşte pişen bir şey yedikten sonra abdest almak gerekir mi? diye sordu. O da:

– Hayır, gerekmez. Biz Peygamber aleyhisselâm zamanında ateşte pişen bir yemeği pek az görürdük. Onu yediğimiz zaman da, elimizi silecek bez olmadığından avuçlarımıza, bileklerimize ve ayaklarımıza silerdik. Yemekten sonra da abdest almadan namaz kılardık, diye cevap verdi.[9]

 

* Her sözü kendi şartları içinde değerlendirmek gerekir. Karnı tok sırtı pek, her yanda şakır şakır sular akan ve su bulamama imkanı olmayan bu günün insanı için belki bu anlatılanlar garip ve manasız gelebilir. O devirde Arabistan’da yaşayan kimseler için su altın kadar kıymetli olup içecek suyu bile binbir zahmetle elde ediyorlardı. Kırk yılın başında bir yemek bulsalar bile su bulamıyorlardı. Yemekten sonra ellerini yıkamayışları böyle bir zaruretin sonucuydu. İlk zamanlarda et yemeğinden önce abdest alınırdı. Sonradan yemekten sonra el yıkama alışkanlığı yerleşince abdest almanın şart olmadığı fakat isteyenin abdestini yenileyebileceği söylendi. Bu yeni uygulamayı herkes duymadığı için peygamberimizin vefatından sonra bu konu biraz tartışıldı. Fakat sonra ateşte pişen bir şey yendikten sonra abdest alınmayacağı konusunda kesin fikir birliği sağlandı. [10]


 

[1] Buhârî, Et`ime 52; Müslim, Eşribe 129. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 51; İbni Mâce, Et`ime 9.

[2] Müslim, Eşribe 131, 132. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 49; Tirmizî, Et`ime 11.

[3] Müslim, Eşribe 133.

165 ve 608’de geçmişti, 753’de açıklama verilecek.

[4] Müslim, Eşribe 136. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 49; Tirmizî, Et`ime 11.

[5] Müslim, Eşribe 133–135. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 49; Tirmizî, 10, 11; İbni Mâce, Et`ime 9.

[6] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 244.

[7] Müslim, Eşribe 136. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et`ime 49; Tirmizî, Et`ime 11.

165, 608, 751’de geçmişti.

[8] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 244-245.

[9] Buhârî, Et`ime 53. Ayrıca bk. İbni Mâce, Et`ime 15.

[10] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 245.