143) Musafaha Yapmak (Müslümanların Birbirleriyle Karşılaşınca Musâfaha Yapmaları, Güleryüzlü Davran

e-Posta Yazdır PDF

 

143) Musafaha Yapmak (Müslümanların Birbirleriyle Karşılaşınca Musâfaha Yapmaları, Güleryüzlü Davranmaları, Sâlih Bir Kimsenin Elini Öpmenin, Çocuğunu Şefkatle Öpmenin, Yolculuktan Dönenle Kucaklaşmanın Mübah, Birinin Önünde Eğilmenin Mekruh Olduğu)

 

887. Ebü’l–Hattâb Katâde şöyle dedi:

Ben Enes’e:

– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashâbı arasında el sıkışma âdeti var mıydı diye sordum. O da:

– Evet, diye cevap verdi.[1]

 

888. Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

Yemen halkı gelince, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Size Yemen halkı geldi, el sıkışma âdetini ilk başlatan onlardır.”[2]

 

889. Berâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İki müslüman karşılaştıklarında el sıkışırlarsa, birbirlerinden ayrılmadan önce günahları bağışlanır.”[3]

 

890. Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

– Bir adam:

– Yâ Resûlallah! Bizden bir kişi kardeşi veya arkadaşıyla karşılaştığında onun için eğilebilir mi, diye sordu. Peygamberimiz:

– “Hayır eğilemez” buyurdu. Adam:

– Ona sarılıp öpebilir mi, diye sordu. Efendimiz:

– “Hayır” buyurdular. Bu defa adam:

– Elini tutup musâfaha edebilir mi, dedi. Peygamberimiz:

– “Evet” buyurdu.[4]

* Saygı ve hürmet maksadıyla rükû eder gibi veya baş eğmek şeklinde bir kimsenin önünde eğilmek İslam’da caiz değildir. Uzaktan gelen ve çoktandır görüşmeyen kimselerin veya uzun yolculuklardan dönen kimsenin yakınlarıyla muanaka denilen kucaklaşması caizdir. Bu kucaklaşma birbirine haram olan kimseler arasında olamaz. Yani nikahlanabileceği kimselerden olmaması gerekir. Musafaha = Tokalaşmak ise müslümanlar arasında sevgi ve saygıyı artıran sünnetlerden biridir. [5]

891. Safvân İbni Assâl radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir yahudi kendisi gibi yahudi olan arkadaşına:

– Gel şu peygambere gidelim, dedi. İkisi birlikte Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldiler ve müslümanlarla yahudiler arasında ortak olan dokuz kesin âyeti sordular. Peygamberimiz cevapladıktan sonra onun elini ve ayağını öperek:

– Şehâdet ederiz ki, sen gerçekten bir peygambersin, dediler.[6]

* Kur’an’da İsra: 17/101 ve Neml: 27/12’de geçen dokuz ayet dokuz mucize veya Hz. Musa’ya Allah’ın bildirdiği on emirden birini saklayıp dokuzunu öğrenmek istemişlerdi. Peygamberimizin dokuzunu ve sakladıkları onuncuyu da bildirince elini ve ayağını öpmüşlerdi. Bu on emir ve on husus şunlardır. (1) Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, (2) Hırsızlık yapmamak, (3) Zina etmemek, (4) Haksız yere adam öldürmemek, (5) Bir kimseyi öldürtmek için güç kuvvet sahibi bir kimsenin yanına gitmemek, (6) Sihir, büyü yapmamak, (7) Faiz yememek, (8) Evli ve namuslu bir kadına iffetsizdir diye iftira etmemek, (9) Savaş meydanından kaçmamak, (10) Bilhassa sizin gizlediğiniz cumartesi yasağına saygısızlık etmemek. Peygamberimizin el ve ayaklarını öpen bu yahudileri yasaklamayışından dolayı bazı alimler el öpmenin bazı durumlarda caiz olabileceğini çıkarmışlardır. [7]

892. İbni Ömer radıyallahu anhümâ, başından geçen bir olayı anlatırken şöyle dedi:

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e yaklaştık ve elini öptük.[8]

* Bir seriyye dönüşü cephede cereyan eden bazı olayları ibni Ömer peygamberimize anlattıktan sonra özel bir durum olan el öpme hadisesini anlatır. [9]

893. Âişe radıyallahu anhâ şöyle demiştir:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem benim evimde iken Zeyd İbni Hârise Medîne’ye gelmişti. Sonra Resûl–i Ekrem’e gelip kapıyı çaldı. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem de elbisesini sürüyerek ayağa kalktı, onu kucakladı ve öptü.[10]

 

* Çoktandır görüşmedikleri kölesi ve evlatlığı olan çok sevdiği Zeyd’e böylece muamele etti. Bu özel muamele de böylece bize aktarıldı. [11]

 

894. Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:

“Kardeşini güleryüzle karşılamak şeklinde bile olsa, hiçbir iyiliği küçük görme” buyurdu.[12]

 

* Her şey müslümana sevap kazandırır. İşte güler yüzle bir kardeşini karşılamak da sevap kazandıran amellerdendir. [13]

895. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Ali’nin oğlu Hasan radıyallahu anhümâ’yı öpmüştü. Bunun üzerine Akra‘ İbni Hâbis:

– Benim on tane oğlum var, fakat bunlardan hiçbirini öpmedim, dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” buyurdu.[14]

 

* Büyükler küçüklere karşı daima şefkat ve merhametle muamele etmeli, onları sarıp kucaklamalıdırlar. Efendimiz bu davranışı hiç ihmal etmez ashabına da göstererek güzel örnek olurdu. Cahiliyye döneminde arap toplumu o günlerde bu üstün insânî vasıflardan yoksun bulunmaktaydılar. Bu yönde onları eğitip bu insani vasıfları kazandırmayı hedeflemişti. Akra’ ibni Habis bunlardan biriydi. İçinde bulunduğu durumu dile getirip açığa vurmuştu. Küçük çocukları sevgi ve şefkat gereği öpmek caizdir. Bu merhametten mahrum olanlar sevaptan da mahrum kalırlar. Dünyada insanlara merhamet etmeyenlere Allah ta kıyamet günü acımaz. [15]


 

[1] Buhârî, İsti’zân 27.

[2] Ebû Dâvûd, Edeb 143.

[3] Ebû Dâvûd, Edeb 143. Ayrıca bk. Tirmizî, İsti’zân 31; İbni Mâce, Edeb 15.

[4] Tirmizî, İsti’zân 31. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 15; Ahmed İbni Hanbel, Müsned, III, 198.

[5] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 270.

[6] Tirmizî, İsti’zân 33. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 16; Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV, 240.

[7] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 270.

[8] Ebû Dâvûd, Cihâd 96; Edeb 148. Ayrıca bk. Tirmizî, Cihâd 36; İbni Mâce, Edeb 16.

[9] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 270.

[10] Tirmizî, İsti’zân 32.

[11] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 270.

[12] Müslim, Birr 144. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 24; Tirmizî, Et’ime 30.

Önceden 121 ve 695’de geçmişti.

[13] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 270.

[14] Buhârî, Edeb 18; Müslim, Fezâil 65. Ayrıca. bk. Ebû Dâvûd, Edeb 145; Tirmizî, Birr 12.

227’de geçmişti.

[15] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 270.