167) Yalnız Yolculuk Yapmamak

e-Posta Yazdır PDF

 

167) Yalnız Yolculuk Yapmamak (Yolculuğa Çıkacak Olanın Arkadaş Araması Ve Aralarından Birini İtaat Etmek Üzere Başkan Seçmeleri)

 

960. İbni Ömer radıyallahu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Eğer insanlar, yalnız başına yolculuk yapmakta ne sakıncalar olduğunu benim kadar bilselerdi, hiç bir binek sahibi (yolcu) gece yolculuğuna yalnız çıkmazdı.”[1]

961. Amr İbni Şuayb’ın babası yoluyla dedesinden rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir yolcu bir şeytan, iki yolcu iki şeytan sayılır. Üç yolcu ise, kâfiledir.”[2]

* Yolcular üç kişi olunca şeytanın yanlış yönlendirmesinden uzak kalırlar. İstişare ile işlerini hallederler. Tek kişi ve iki kişi de bu istişare işi mümkün olmayabilir. [3]

962. Ebû Saîd ve Ebû Hüreyre radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Üç kişi yolculuğa çıkarlarsa, aralarından birini başkan seçsinler!”[4]

* Hayatın her cephesinde cemaat olmaya bakmak gerekir ki küçük cemaatlerden en büyük İslam cemaati oluşabilsin. [5]

963. İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“(Yolculukta) arkadaşların en iyisi dört kişiden oluşandır. Askerî birliklerin en iyisi dört yüz kişilik olandır. Orduların en iyisi ise dört bin kişiden meydana gelendir. Mevcudu on iki bine ulaşan ordunun mağlûp olması sayı azlığından değil başka sebeplerdendir.”[6]

* Yolculukta her ihtiyacın en güzel şekilde görülmesi ancak dört kişiyle daha muntazam olduğu için yolculukta dört kişi en ideal sayıdır.

Dört yüz kişilik askeri birlikler de en ideal olandır. İslam tarihi tetkik edilirse bu rakamla yapılan savaşların neticeleri meydandadır. On iki bin kişiden oluşan orduya hiçbir gücün karşı gelmeyeceği de bir mucize olarak bildirilmiştir. Böyle bir ordu mağlup olursa sayıda değil başka unsurlarda mağlubiyeti sebeplerini araştırmalıdır. Tevbe: 9/25’de Huneyn gazvesi anlatılırken bu husus anlatılmıştır. [7]


 

[1] Buhârî, Cihâd 135. Ayrıca bk. Tirmizî, Cihâd 4; İbni Mâce, Edeb 45.

[2] Ebû Dâvûd, Cihâd 79; Tirmizî, Cihâd 4.

[3] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 285.

[4] Ebû Dâvûd, Cihâd 80.

[5] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 286.

[6] Ebû Dâvûd, Cihâd 83; Tirmizî, Siyer 7. Ayrıca bk. İbni Mâce, Cihâd 25.

[7] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 286.