54.Mektup

e-Posta Yazdır PDF

54. MEKTUP


MEVZUU :


a) Bid'atçı (kendine göre, dinde yeni icad çıkarmaya kalkan kimse) ile sohbetten kaçınmanın lâzım olduğu; böyleleri ile sohbetin zararı, küffarla sohbet zararından çok olduğunun beyanı.,
b) Şeni bid'atçı şia fırkalarının şerri ve bunlarla münasebeti olan bazı bilgiler.

***

NOT : İMAMI RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Butaarî'ye yazmıştır.

***

Allah-ü Taâlâ ecrinizi artırsın; kadrinizi yüceltsin; işlerinize kolaylık versin; gönlünüzü açsın.. Zeyğ-ı basardan pâk Seyyid'ül-beşer hürmetine.. Ona ve âline bolca salât çokça selâm..

(Bir hadis-i şerifte) şöyle buyuruldu:

— «İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretme..»

Mana böyle olunca, ihsanlarınıza karşılık size teşekkür etmek, bize gerekli oldu. Zira, başta siz, Hazret-i Şeyhimizin topluluğuna bir sebep oldunuz. Bu toplulukta, bereketinizi vesile bilip Sübhan Hakkı taleb ettik; böylelikle, bir emniyet içinde bol hazza kavuştuk.

— Büyüklerin vefatı ile büyüdüm.

Hükmüne göre, nevbet ve tabakaya geçince; ikinci kere siz, bu fukaranın biraraya gelmesine vasıta oldunuz. Bu garib taliplerin intizamını sağladınız. Allah-ü Taâlâ, bizden yana sizi, mükâfatların hayırlısı ile mükâfatlandırsın.

Bu manada bu- şiir:

Olsa dahi tenimin kıl biten her yerine;
Dil, güçsüzüm şükr'için binde bir nimetine..

Sübhan Hak'tan temenni odur ki: Zatınıza lâyık olmayan şeylerden dünya ve âhirette sizi muhafaza ede.. Seyyid'ül-mürselin olan ceddiniz hürmetine.. Ona ve âline salâtların en tamamı., selâmların ekmeli..

***

Bu Fakir, sohbetinizden ayrılıp uzak kaldı. Onun için, bilemiyorum; mübarek meclisinizde, insanlardan hangi zümre var. Temiz mahfilinizde, enisiniz ve celisiniz kim?.

Bu mana üzerine bir şiir:

Düşünceli uykularım, içimdeki ateşten;
Acaba kimler var yanınızda dosttan ve eşten..

Yakininiz olsun; bid'atçının sohbet fesadı, kâfirin sohbetinden daha çoktur. Bütün bid'atçıların en habisi ve en hasisleri dahi o taifedir ki: Resulûllah'ın S.A. ashabına buğzederler.. Şu mana açıktır ki, Allah-ü Taâlâ, Kur'an-ı Mecid'inde zu zümreyi «küffar olarak anlattı; şöyle buyurdu:

«Kâfirlerin onlara (yani: Ashaba kinli) öfke duymalarına..» (49/29)

Kur'an-ı Kerim'i ve şeriatı ulaştıranlar bu ashab-ı kiramdır. Bunlara taan edildiği zaman, Kur'an'a ve şeriata taan edilmiş olur. Zira. Kur'an-ı Kerim'i Hazret-i Osman r.a. cem etti. Hazret-i Osman'a r.a taan edildiği zaman, onun şahsında Kur'an'a da taan edilmiş olur. Allah-ü Taâlâ, zındıkların itikadı olan bu gibi şeylerden bizleri korusun.

***

Ashab-ı kiram arasında vaki olan ihtilâf, keza kıtal nefsanî arzuya hamledilemez. Allah onlardan razı olsun. Çünkü: Onlann nefisleri, Hayr'ül-beşer Resulûllah S.A. efendimizle sohbetlerinden ötürü, tezkiye edilmiştir; emmarelikten dahi halâs bulmuşlardır.

Bu arada şuna itikadımız vardır ki: Emir (Hazret-i Ali) r.a. bu hususta haklı idi; hata ise., ona muhalif olan tarafta idi. Lâkin bu hata, içtihada dayalı bir hata olup fısk haddine ulaşmaz. Hatta, bu gibi hata için levmetmeye dahi yer yoktur. Çünkü: İçtihada dayalı bir hatada, sevap derecesinden bir derece vardır.

Yezid'e gelince., o saadetten uzaktır; ashaptan dahi değildir. Saadet sahasından uzak olan bir kimse için söylenecek hiç bir söz yoktur. Onun yaptığı iş, öyle bir iştir ki: Firenk kâfirleri dahi yapmaz. Ehl-i Sünnet alimlerinden bazıları: Ona lanetten kendini tutmuştur; ama bu tutuş, ondan ve yaptığı işten hoşnud oluşu anlatmaz. Yaptığından rücu edip tevbe etme ihtimalinden ötürüdür.

***

Uygun düşer ki: Her gün mecliste Muhdum-u Âlem Kutb-u Zaman'ın kitaplarından bir mikdar okuna.. Ta ki: Resulûllah'ın S.A ashabını nasıl medhettiği biline.. Onların hangi edep usulüyle anlattığı görüle. Ta ki: Muhalif olanlar, manadan yana mahcup ve mahzul olmayalar.

***

Bu azıp kuduran tayfa, bugünlerde pek galeyana geldiler; işi iyice azıttılar. Çevre kenarlara dağıldılar.. Bu sebepledir ki, onların fesadını birkaç cümle ile yazdık. Ta ki: Bu taife, mübarek meclise düşmeye.. Ta ki: Pâk mahfilde olanlara itibar edilmeye..

***

Sübhan Allah, razı olduğu yolda sizlere sebat ihsan eylesin.