182.Mektup

e-Posta Yazdır PDF

182. MEKTUP

MEVZUU : Bir hadis-i şerifte anlatıldığı üzere; hatıraların ve vesveselerin imanın kemalinden gelişinin beyanı.

***

NOT : ÎİMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu, Molla Salih Külâbî'ye yazmıştır.

Dervişlerden bir taife, günlerden bir gün, toplanıp oturmuşlardı. Bir ara söz, taliplere gelen hatıralara ve vesveselere geldi. Bu esnada bir hadis-i nebevi anlatıldı. Şöyle olmuştu:

Ashabtan bazıları, Resulûllah S.A. efendimize düşük hatıralardan şikâyet edip şöyle demişti:

— Biz kendimizde öyle hatıraları buluyoruz ki; birimiz başı üstüne düşüp gitse, kendisi için, o hatırayı anlatmaktan daha hayırlı olur..

Bunun üzerine, Resulûllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu:

- «Siz, böyle bir şey bulabiliyor musunuz?. Bu anlattığınız kemal-i imandandır.»

Yahut şöyle buyurdu:

«İmanın sarahatindendir.»

Yukarıda anlatılan konuşma üzerine, bu Fakir'in gönlüne geldi ki: Bu hadis-i şerifin manası üzerine bir açıklama yapayım. Hakikat-ı hali, en iyi bilen, noksan sıfatlardan münezzeh Allah'tır. Şöyle ki:

İmanın kemal bulması, yakin halinin kemale ermesinden ibarettir. Yakin halinin kemal bulması ise., kurb halinin kemal bulmasına kalmıştır.

Kalb ve daha yukarıda kalan letaife, ziyadesi ile ilâhi yakınlık hâsıl olduğu zaman; iman ve yakin dahi pek ziyade olur. Kalbin ve diğer letaifin bedenle alakasızlığı dahi pek artar. İşte o zaman kalıba gelen hatırat pek ziyade ve pek bol olur.. Uygunsuz vesveseler dahi, pek çok zuhura gelir..

Mana üstte anlatıldığı gibi olunca, anlatılan düşük hatıraların sebebi; zarurî olarak imanın kemali olur..

Bu durumda, nihayetin de nihayetine eren müntehi zatta hatıralar pek çok olduğundan, imanın ekmeliyeti dahi onda pek kuvvetlidir.

İmanın kemal bulması, eltaf-ı letaif ile, bu kalıp latifesi arasında bir münasebetin bulunmamasını iktiza eder.

Bu münasebetin olmayışı nekadar çok olursa., kalıbın boşluğu dahi o mikdar artar; zulmete ve küdurete o kadar yakınlaşır.. Hatıraların ona gelmesi dahi o nisbette bol ve ziyade olur..

Ama bu yola yeni giren müptedinin ve ortada bulunan mutavassıtın durumu anlatılan müntehi zatın durumu gibi olmaz. Müntehi zatların aksine, bunlara gelecek bu misilli hatıralar, öldürücü zehir hükmünü taşır. Batınî marazlarının artmasına sebeb olur. Bunun için kısa görüşlü olmayasın.

***

Yukarıda anlatılan türdeki; çetin marifet yolu, bu Fakir'e mahsustur.

Selâm bidayete tabi olanlara .

Mütabaat-ı Mustafa'yı bırakmayanlara..

Ona ve âline salât ve selâm.