352.Mektup

e-Posta Yazdır PDF

352. MEKTUP

MEVZUU: Ashab-ı Yemin, Ashab-ı Şimal ve Sabikun beyânındadır.

NOT: İmam-ı Rabbani Hz'leri bu mektubu, Seyyid Abdülbaki Sarankpuri'ye yazmıştır.

Rahman Rahim Allah'ın adı ile.

Allah'a hamd olsun; seçmiş olduğu kullarına dahi selam.

 Bilesin ki, Allahu Teala seni irşad eylesin. Ashab-ı Şimal, zulmani hicapların ehlidir. Ashab-ı Yemin, nuraniyet hicaplarının ehlidir. Sabikun ise, o hicaplardan ve bu hicaplardan halâs bulmuşlardır. Akranlarına nazaran, yarış okunu kazanmışlardır. Asıl olan 'meydana dahi ulaşmışlardır. İki ayaklarından birine şimale (sola) diğerini dâhi yemine (sağa) basmak sureti ile imkân zılâlinden de, vücup zılâlinden de yükselmişlerdir. Yüce Mukaddes Zat dışında; ne isim, ne sıfat, ne de itibar görmüşlerdir.

Ashab-ı şimal, şüfür ve şekavet erbabıdır.

Sabikun ise, asaletten enbiyadır; onlara salât ve selâm olsun. Tebaiyeten ise, bu devletle müşerref olan herkestir. Yani tebaiyet devleti ile... Tebaiyet yolu ile bu devlet, peygamberlerin ashabında daha çoktur. Onlara salât ve selâm. Ashabın gaynnda dahi, bu devlet kıllet ve nedret yollu tahakkuk etmiştir.

Bu şahıs (imam Rabbani Hz.leri kendisini kastediyor. Yani, bu devleti bulmakta) dahi, hakikatta ashab zümresine dahildir. Enbiyanın kemalâtına mülhak bulunmaktadır. Onlara salâtiar ve selâmlar. Resulullah (sav) Efendimiz onun hakkında söyle buyurmuştur: "Bilinmez, onların evveli mi, yoksa ahiri mi hayırlıdır?" Her ne kadar Resulullah (sav) Efendimiz:

"Asırların hayırlısı, benim asrımdır" buyurmuş ise de, bu asırlar itibarı ile olup öbürü dahi şahıslar itibarı iledir. En iyi bilen Sübhan Allah'tır.

Ne var ki, ehli sünnetin icmaı: Hazret-i Ebu Bekir'in ve Hazret-i Ömer'in daha faziletli oldukları üzerindedir. Allah onlardan razı olsun. Peygamberlerden sonra, Hazret-i Ebu Bekir'i (ra) geçen yoktur. Onlara salât ve selâm. Bu ümmetin sabikun olanlarının en ilerisinde, Hazret-i bu Bekir (ra) vardır. Bu milletin kıdemli olanların en kıdemlisi odur. Hazret-i Faruk (ra) dahi, onun tevessülü ile, en faziletli olma devletine ermiştir; onun tasavvufu ile, ahirlerin fevkine yükselmiştir. Bu mana icabı olarak, Hazret-i Faruk için:

-Hazret-i Sıddık'ın halifesi, demişler ve hutbede:

-Resulullah'ın (sav) halifesinin halifesi... diyerek, onun adını okumuşlardır.

Bu muamele meydanının süvarisi, Hazret-i Sıddık'tır. Hazret-i Faruk dahi, onun redifidir. O ne güzel bir rediftir ki, süvarinin refakatındadır. En has vasıflarında onun ortağıdır. Allah onlardan nazı olsun.

Biz yine esas sözümüze dönelim. Deriz ki:

-Sabikun, yeminin ve şimalin hükümlerinden hariçtirler. Nuraniyet ve zulmaniyet muamelelerinin de üstündedirler. Bunların kitabı, yeminin ve şimalin kitapları ötesindedir. Bunların hesapları dahi, ashab-ı yeminin ve asnab-ı şimalin hesaplarının ötesindedir.

Bunların meşguliyetleri ve halleri, kendi başına ayrı bir mana taşır. Bunların işvesi, sevgisi bir başka manada ayrıdır. Ashab-ı yemin ve ashab-ı şimal misli olan nasıl bunların kemalâtını idrak edebilir? Avam mü'minler gibi velayet erbabı dahi, onların sırlarına nasıl nail olsun?

Kur'an-ı Kerim'deki mukattaat harfleri, bunlann sırlarının remzidir. Fürkan-ı Kerim'deki müteşabih ayetler, bunların vusul basamaklarının hazinesidir. Bunların asla vâsıl olmaları, zıldan fariğ eylemiştir; zılâl erbabını dahi onların has hariminden uzaklaştırmıştır.

Bunlar, yakınlığı bulanlardır. Revh ü reyhan bunların nasibidir. Faraza-ı ekber, (büyük kıyamet bunları mahzun etmez. Başkaları gibi, mahşerde kıyamet dehşetleri, bunları yerlerinden oynatmaz.

Allah'ım, bizi, onları sevenlerder eyle. Zira insan sevdiği ile olacaktır.

Seyyidü'l-mürselin hürmetine. Ona ve âline salâtlar, selâmlar, tahiyyat ve bereketler.

***