518.Mektup

e-Posta Yazdır PDF

518. MEKTUP

MEVZUU: Resulullah (sav) Efendimizi rüyada gördüğünün bundan da, büyük müjdelere nail olduğunun beyanı.

NOT: İmam-ı Rabbani Hz. bu mektubu, Hazarat-ı Mahdumlara yazmıştır. Sübhan Allah onlara selâmet ihsan eylesin.

***

Keremli evlâdımdan mübarek mektup ulaştı. Sıhhat ve afiyet üzere olduklarından, Sübhan Allah'a hamd olsun.

Bugün, zuhur eden yeni bir muameleyi yazacağım. Onun, iyi dinlenmesi gerek.

Dünkü cumartesi gecesi, Sultan'ın meclisine gittim. Geceden üç saat geçtikten sonra, oradan döndüm.

Hafızdan Kur'an-ı Kerim'in üçte birini dinledim.

Geceden altı saat geçtikten sonra, uyumak müyesser oldu.

Bende gece yorgunluğu olduğundan; sabah halkasından sonra uyudum.

Resulullah (sav) Efendimizi rüyada gördüm; Fakir'e icazet yazdı. Tıpkı meşayihin halifelerine icazet yazmak âdetleri olduğu gibi...

İhlâs sahibi arkadaşlarımdan biri, bu muamelede aracı idi.

Bu esnada zuhur etti ki, icazetin imzasında bir eksiklik var. Bu kesiklik dahi o vakit malum olmuştu. Arkadaşlarımdan bu hizmet için aracı olan o kimse, o icazeti beraberinde alıp Resulullah (sav) Efendimize ikinci kere götürdü. Resulullah (sav) Efendimiz dahi, o icazetin arkasına bir bşaka icazet yazdı; yahut bir başkasına emir verip yazdırdı. Bu işi teşhis edemedim. Lâkin, Resulullah (sav) Efendimize nisbette bu malum.

Yazdıktan sonra; o icazete, mübarek mühürü ile zinet verdi.

O icazette yazılanlar şöyle idi:

-Dünya icazeti yerine, ahiret icazeti verdim. Şefaat makamından dahi bir nasip verdim.

O kâğıt uzunca idi ve ona çokça satırlar yazılmıştı.

Bu hizmet için aracı olandan sordum:

-Bu iki icazetten hangisi birincidir; hangisi ikincidir?

O vakitte ben, Resulullah (sav) Efendimizle bir mahalde bulunuyordum. Baba ile oğul gibi, onunla muaşeret halinde idim. Onun huzurunda ve ehl-i beyt-i huzurunda benim için bir yabancılık yoktu.

Ben, o kâğıdı aldım, düşürdüm.

Bir mahrem evlâd gibi, onun harem-i şerifine dahildim.

Resulullah (sav) Efendimizin huzurunda, Ümmühatü'l-müminin ( Resulullah (sav) Efendimizin zevceleri) bazı hizmetler için bana emir veriyordu. Hem de ihtimamla. Diyordu ki:

-Seni gözetliyorum; şöyle şöyle yapmalısın.

O esnada, ay.lma geldi. Hatırdan o duraklama şekli çıktı. Göz açmaktan daha az bir zaman içinde, o rüyanın hususiyetleri gitti.

Herhalde sizin hatırınızda kalmış olmalı; bu babda ben çok kelâm etmiştim.

Hayret edilecek bir durumdur ki, bu büyük nisbet, tam miktarına göre zuhur etmez.

Hatıra gelen şu ki: Bunun zuhuru, ahiret için zahire olur; güzel bir bedel müyesser olur.

Bu rüya ile, o tereddüdlerden şifa hasıl oldu.

Vakit, kıyamete yakın vakittir. Ve zulmetlerin teraküm ettiği vakittir. Bunda nasıl bir hayır olur ve ne gibi bir nuraniyet vardır. Meğer ki onu, Mehdi zahiri hilâfetle müeyyed olarak terviç eyleye. Allah ondan razı olsun.

Bugün emir verdim: Resulullah (sav) Efendimizin ruhaniyeti için çeşitli yemekler pişireler... Bu da, nimete bir şükür ola... Allahu Teala, ona salât ve selâm eylesin. Ve bir sürür meclisi akd edeler... Mektupları getirenler dahi o yemekten yiyeler...

Sonra bir mektup yazdım. Zuhur eden bir rüyanın beyanında idi. Söyle ki: Arkadaşlardan biri, sizinle beraber, Sultan'ın hizmetini kabul etmedi. Bir zaman sonra, onu kabul ettiği zuhur etti. Bu da, sırf keremle oldu. Kabul eseri de, zuhura geldi..Bunun için ve bütün nimetler için, Allah'a hamd-ü şükürler olsun.

***

Bugünlerde, garib ilimler ve acayip maarif zuhura gelmektedir.

Sanki bu yaprak bir kavme gitmiş; muamele dahi başkasına zuhur etmiş gibi...

Çocuklar uzaktalar; ömür muamelesi dahi yakındır. İş neye müncer olacak?

-Hayır, Sübhan Allah'ın yaptığındadır, diyerek sabrediyoruz.

Dua makamında bir ayet-i kerime meali:

"Rabbimiz, katında!, bize rahmet ver. İşimizde bizim için muvaffakiyet hazırla."(18/20)

Hüdaya ittiba edenlere selâm.