DÜNYADAKİ VE AHİRETTEKİ ŞEFAATİN KEYFİYETİ

e-Posta Yazdır PDF

Yaratılış itibariyle birbirine bağımlı olan insanlar, cemiyet halinde yaşamak durumundadırlar. Tek başına yaşamak isteyen insana "vahşi", onun içinde bulunduğu hale de "Vahşet" denilmiştir. İbn-i Abidin; farz olan ilimleri tasnif ederken: "Kulun dinini icrası, Allah(cc) için amelinin ihlası ve kulları ile muaşereti hususunda muhtaç olduğu ilimleri öğrenmesi İslam'ın farzlarındadındır"(1) diyerek, önemli bir mahiyeti gündeme getirmiştir. Kavmi, rengi, dili, dini ve meşrebi ne olursa olsun; insanlarla münasebetlerimizi, İslam'ın tayin ve tesbit ettiği sınırlar içerisinde sürdürmek durumundayız. Mü'minlerin birbirleriyle olan münasebetlerinde, kardeşlik hukukuna ve fütüvvet ahlakına riayet etmeleri farzdır. Resul-i Ekrem (sav)'in: "Sizden hiçbiriniz; kendi nefsi için istediğini, din kardeşi, için de istemediği müddetçe (kamil manada) iman etmiş olamaz"(2) buyurdugu ve mü'minleri ikaz ettigi malumdur. Fütüvvet; kardeşini, dünya ve ahirette kendi nefsine tercih edebilmektir. (3) Bu girişten sonra "şefaatin mahiyeti ve keyfiyeti nedir?" sualinize gecebiliriz.
Günümüzde "şefaat" kavramı; sadece ahirette gündeme girecek bir hadise gibi değerlendirmektedir. Bu eksik bir anlayıştır. Zira şefaat kelimesi şef kökünden gelir ve "birinin suçundan geçilmesi veya dileğinin yerine getirilmesi için yapılan aracılık" manasınadır. Ragıb el-Isfahani'ye göre, bir şeye onun benzerini eklemektir. İnsanlar, dünyada birbirine şefaat çi olabilirler. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "Kim güzel bir şefaatle şefaat de bulunursa ondan kendisine bir hisse (sevab) vardır. Kim de kötü bir şefaatle şefaat'de bulunursa ondan kendisine bir (günah) payı vardır. Allah her şeye hakkı ile kaadir ve nazırdır"( En-Nisa Suresi: 85) hükmü beyan buyurulmuştur. Tefsir-i Mücahid'de "Buradaki şefaatten maksad, insanların birbirlerine yardımcı olmalarıdır" denilmektedir. Allame Zemahşeri; bu ayetin tefsirinde şunları zikretmektedir: "Güzel şefaat; Müslümanın hakkına riayet edilen, kardeşinden bir kötülüğü gideren, ona bir hayırı getiren ve sadece Allahu Teala (cc)'nin rızası için yapılan şefaattir. Şefaat ancak caiz olan şeylerde yapılır. Allahu Teala (cc)'nın koyduğu cezaların (haddler'in) kaldırılması için şefaat olmayacağı gibi, başkasının hakkını ihlal edecek işlerde de şefaat edilmez. İmam-ı Mesruk birisine şefaat etmişti. Şefaatte bulunduğu kimse, kendisine bir hediye verdi. İmam-ı Mesruk öfkelendi, hediyeyi kabul etmedi ve: "Eğer kalbinde olanı bilseydim, senin işinin olması için tek kelime dahi söylemezdim" dedi.(4) Peygamberimiz Efendimizin (sav): "Kim bir Müslüman kardeşine şefaat eder de, şefaat ettiği kimse, kendisine bu sebeble bir hediye verir ve o da bunu kabul ederse büyük günah kapılarından birine gelmiş olur"(5) buyurduğu ve şefaat (yardım) konusundaki temel prensibi ortaya koyduğu sabittir. Ahiretteki şefaat meselesine gelince: Cahiliye döneminde müşrikler; Resul-i Ekrem (sav)'in tebliğini reddederken, şöyle bir iddiada bulunuyorlardı: "Kıyamet gününde bizim ilahlarımız ve büyük atalarımız bize şefaat edeceklerdir. Çünkü onlar Allah katında mümtaz varlıklardır. Onun için biz ne günah işlersek işleyelim bu aracı ve şefaatçiler nasıl olsa bizi kurtaracaklar" Bu iddianın batıl bir itikad olduğu; Kur'an-ı Kerim'de tafsili olarak beyan edilmiş ve "O'nun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir?"( El-Bakara Suresi: 255) buyurulmuştur. Hesap gününde; Allahu Teala (cc)'nın izni olmadan, kimse kimse için şefaat te bulanamayacaktır. Elbette Resul-i Ekrem (sav) ahiret gününde, ümmeti ve ümmetinin bazı fertleri için şefaat te bulunmayı arzu edecektir. Hadis-i şerif'lerde bu husus açıkça belirtilmiştir. Fakat Resul-i Ekrem (sav)'in şefaati de Allahu Teala (cc)'nın iznine ve müsaadesine bağlı olan bir hadisedir. Hesap gününe hazırlanan mü'minlerin; bu dünyada, iyilik ve takva hususunda, birbirlerine şefaat çi (yardımcı) olmaları zaruridir. Ahirette hiç kimsenin; Allahu Teala (cc)'ın izni olmadan, bir diğerine şefaat edebilmesi mümkün değildir. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İbn-i Abidin-Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar-İst: 1982 C: 1 Sh: 40.
(2) Sahih-i Müslim-İst.1401 C. 1 Sh. 66 Had. No. 71.
(3) Seyyid Şerif Çürani- Et Ta'rifat-İst: ty Sh: 165.
(4) Ez-Zemahşeri-El Keşşaf an Haka'ik'it-Tenzil-C: 1 Sh: 377.
(5) Sünen-i Ebu Davud-İst.1401 C. 3 Sh. 806 K. Büyu: 82