Fıkıh Köşesi
İNSANLARIN TERCİH HAKLARI VE HUKUK NİZAMI
- Ayrıntılar
- Kategori: Fıkıh Köşesi
- Gösterim: 2295
İNSANLARIN TERCİH HAKLARI VE HUKUK NİZAMI
Soru: "Bizim üniversitede okuduğumuz yıllarda, ideolojik mücadele ön plandaydı. Kendimi bu mücadelenin ortasında buldum. 12 Eylül darbesinden sonra, uzun süre cezaevinde kaldım. (...) Cezaevinde iken Allahu Teala (cc)'nın lutfu ile hidayet nimetine kavuştum. Şimdi eski dava arkadaşlarıma, İslam'ı anlatmaya çalışıyorum. Bu arkadaşlarımdan bazıları: "Biz de Müslümanız, fakat şeriatçı değiliz. Şeriat devletinde, bizim siyasi haklarımız, seçme ve seçilme hürriyetimiz olmayacaktır. İktidar sahipleri; kendilerine muhalefet ettiğimiz zaman, bizi ya asi, ya mürted diye öldürebilirler. Böyle bir siyasi rejimi niçin isteyelim?" diyorlar. (...) Osmanlı- saltanat rejimi ile İslam arasında bağ kuruyorlar. Bu arkadaşlarıma, İslam fıkhının saltanat rejimini tavsiye etmediğini nasıl izah edebilirim?"
CEVAP: Meseleye geçmeden önce, bir hususa işaret etmekte fayda vardır. İslam bir ideoloji değil, vahye dayanan bir dindir. İnsanların yeryüzünde; imanı veya küfrü seçmeleri ve sonuçlarına razı olmaları mümkündür. İmam-ı Taftazani: "İnsanların sevap ve mükafat almaya, ceza ve azap görmeye esas teşkil eden ihtiyari fiilleri vardır"
Kaynaklar
Siyasi haklar meselesine gelince: İslami iktidarın temel rükünlerini; "Hakkı esas almak, insanların rızası ile iktidarın teşekkülünü sağlamak, emaneti ehline vermek ve adaleti ihya etmek" şeklinde ifade edebiliriz.
Resul-i Ekrem (sav)'in; insanların rızasını (bey'atı) esas aldığı sabittir. Ayrıca zorbalığa ve yalana dayanan iktidarları lanetlediği de malumdur.(7) Usul uleması; ahkamın hangi hallerde değişebileceğini, maksadların ve vasıtaların (vesail) neler olduğunu izah etmişlerdir. İctihada konu olan bir meselede; icma teşekkül etmemiş ise, farklı görüşlerin gündeme girmesi zaruridir. İctihadın ictihadı nakzedemiyeceği kaidesi, tercih hürriyetinin genişliğini ifade etmektedir.
Çoğunluğun iradesine tabi olma mecburiyeti sözkonusu değildir. "Müslüman olduğunu, fakat şeriatçı olmadığını" söyleyen kimseler; abesle iştigal etmektedirler. İslam dininin (şeriatının) temel esasları, Allahü Teala(cc) tarafından va'z edilmiştir, Hakim-i mutlak olan sadece O'dur. Bütün insanlar için "müşterek haramlar ve müşterek helaller" vardır. Halife (devlet başkanı) ile en zayıf bir ferd bile, bu noktada aynı tekliflere muhataptır.
Size tavsiyem şudur: Eski dava arkadaşlarınız (Müslüman olduklarını söylediklerine göre) dinde inanılması zaruri olan hükümleri öğrendikleri zaman, bir tercihte bulunacaklardır. Siz buna vesile olmaya gayret ediniz. İslamı öğrendikleri zaman, zihinlerine takılan meselelerin cevaplarını kolaylıkla bulabilirler. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.
(1) İmam-ı Taftazani-Şerhu'l Akaid-İst.: 1980 Sh: 196.
(2) İmam-ı Şehristani-El Mile'l ve'n Nihal-Beyrut: 1392 : 1 Sh: 4.
(3) İbn-i Abidin-Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar-İst.: 1983 C: 8 Sh:186.
(4) İmam-ı Şafii-Er Risale-Kahire: 1979 (2 bsm) Sh: 20 Madde: 48-50.
(5) Seyyid Şerif Çürcani-Et Tarifat-İst.: ty Sh: 146.
(6) İbn-i Hümam-Kitabu'l Müsayere-İst.: 1979 Sh: 265.
(7) Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi-Mevkıfu'l Beşer-Kahire:1352 Sh: 26