YEMEKTEN SONRA "EL-HAMDÜ Lİ'LLAH" DENİLMELİDİR

e-Posta Yazdır PDF

1629  Hanefi fûkahası; yemekten sonra "El-Hamdû Li'llah" denilmesinin sünnet olduğu hususunda müttefiktir.(33) İbn-i Abbas (ra)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Bir kere ben Resûlullah (sav) ile beraber Halid b. Velid'de bulunduğu halde Meymûne'nin odasına girmiştim. Meymûne bize içi süt dolu bir kap ile geldi. Resûlullah (sav) içti. Ben de yanında kendisiyle beraberdim. Halid de sol tarafında idi. Resûl-i Ekrem (sav) bana: İçmek nöbeti senin hakkındır. Fakat istersen Halid'i tafdil edebilirsin!.." buyurdu. Ben de Ya Resûlullah, senin artığını hiçbir kimseye bahş-û ihsan edemem" dedim. Sonra Resûlullah (sav): Kim ki, Allah ona bir taam yemek müyesser kılarsa, o kimse: ""Ya Rab!.. Bu nimetini bize mübarek kıl ve bundan daha hayırlı ni'metlerini it'am ve ihsan buyur!.." diye dua etsin. Cenab-ı Hak her kime de süt içmek nasib ederse, o da: "Ya Rab!.. Bu sütü bize mübarek kıl, bundan ziyadesini de bize ihsan buyur" diye dua etsin." buyurdu.(34)

 1630 Müslümanların; mutfak eşyası hususunda da, titiz olmaları zaruridir. Altın ve gümüş kaplarda yemek yemek câiz değildir. Resûl-i Ekrem (sav) altın ve gümüş kapları (yemek ve içmek hususunda) kullanan bir kimse hakkında: Muhakkak ki o midesine ancak cehennem ateşi gönderir" buyurmuştur. Kaldı ki; altın ve gümüş kap kullanmada, müşriklere benzeme söz konusudur. Hadiste nehiy umûmi olduğu için; erkek ve kadın bu hususta müsavidir. Yine altın ve gümüş kaşıkla yemek yemek, bu mâdenlerden yapılmış mil ile sürme çekmek ve diğer eşyaları kullanmak caiz değildir.(35) Kalaylı bakır, cam, billûr ve akik kapların kullanılmasında bir beis yoktur.(36) İmam-ı Şâfii (rha) bunların kullanılmasının da mekruh olduğunu, çünkü bunlarla da tefahür (başkasına karşı böbürlenmek ve övünmek) hadisesinin cereyan edebileceğini esas almıştır. Hanefi fûkahası; altın ve gümüş eşyadan başkası ile tefahür adetinin olmadığını beyan ederek, diğer maddelerden yapılmış kapların kullanılmasının mübahlığını benimsemiştir.(37)

 1631 Yine altın ve gümüş ile yaldızlanan sandalyenin kullanılması da câiz değildir.(38) Bütün bunlar saf altın ve saf gümüşle ilgilidir. Başka mâdenlerle karışık olursa; kullanılmasında bir mahzur yoktur.

 1632 Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Her kim da'vete icâbet etmezse, Ebû'l Kasım'a (yani peygambere) isyan etmiştir"(39) buyurduğu bilinmektedir. Dolayısıyla meşrû olan her da'vete icâbet etmek sünnettir.

 1633 Bir kimse; içinde münker bulunan (şarap, müzik, vs.) bir düğün yemeğine davet edilse; (mahiyetini bildiği takdirde) o da'vete icâbet etmez.(40) Dolayısıyla şarap, rakı, bira vs. gibi haram olan müskiratın kullanıldığı sofralara oturmak câiz değildir.