1929 Önce kelime üzerinde duralım. Hacb lûgatta; men etmek, kaldırmak ve def etmek gibi manalara gelir. Ferâizde: "Mûrisin (Ölen kimsenin) yakın akrabasının, daha uzak olanları mirâstan düşürmesine veya onların mirâslarını azaltmasına "Hacb" denilmiştir"(66) Genel kaide; derecesi mukaddem olan (yakın olan) vârisin, muahhar olanı (sonra geleni) mirâstan hacb edeceğidir. "Hacb-i Noksan" ve "Hacb-i Hirman" olmak üzere ikiye ayrılır. Meselenin daha net olarak kavranabilmesi için; her ikisi için de birer örnek verelim: Karı-kocanın birbirinden alacağı miktarı; çocukların varlığı veya yokluğu ile değişir. Ölen kadının çocuğu yoksa; kocası malın yarısını alır. Ancak Çocuğu varsa; kocaya düşen miktar, dörtte bire (1/4) iner. Kadın; ölen kocasının çocuğu yoksa, malın dörtte birini (1/4) alır. Çocuğun varlığı halinde bu miktar sekizde bire (1/8) düşer. İşte bu farklılaşma "Hacb-i Noksan"dır. dikkat edilirse çocuğun varlığı veya yokluğu mirâsın miktarının değişmesine sebeb olmaktadır. Mûrisin (ölen kimsenin) babasının, dedesinin veya çocuklarının bulunmaması hâlinde; anne bir kardeşlerine mirâs düşer. Fakat onların varlığı (yani ölen kimsenin, babasının, dedesinin veya çocuklarının); anne bir kardeşlerin mirâstan tamamen mahrum olmalarına sebebtir. Buna da "Hacb-i Hirman" denilir. Hanefi fûkahası; bu konu üzerinde hassasiyetle durmuş; yakın ve uzak akrabanın durumlarını ayrı ayrı ele almıştır!..(67)
Biriniz insanlara namaz kıldırdığı zaman, hafif tutsun! Zîrâ onların arasında zayıf, hasta ve yaşlılar vardır. (Ancak) Biriniz kendi başına namaz kılarsa dilediği kadar uzatsın!” (Hadîs-i Şerif—Müttefekun aleyh)