Emanet ve Ehliyet

KENDİ BAŞINA ASABE OLANLAR (ASABE BİNEFSİHİ)

1943  Mûris'in (ölen kimsenin) neseb noktasından en yakın akrabası kimdir? sualine cevap arayalım. Bu noktada karşımıza; ölen (Mûrise) nisbetle, araya kadın girmeyen erkek vârisler çıkar. Fûkaha (asebe binefsihi) dört kısıma ayırmıştır.
Birincisi: Mûrisin (ölen kimesinin) cüzü'dür: Oğlu, oğlunun il'ânihaye oğlu!..
İkincisi: Mûrisin (ölen kimsenin) erkek fürûu, aslıdır: Babası, babasının ilânihâyet babası!..
Üçüncüsü: Mûrisin (ölen kimsenin) babasının cüz'üdür: Bu sınıf, babasının anne-baba bir kardeşleri veya baba bir kardeşlerinden teşekkül eder. Onların çocukları da dâhildir. Yâni öz ve üvey amca, onların çocukları!..
Dördüncsü: Mûrisin (ölen kimsenin) dedesinin erkek fürûudur, cüzüdür.(83) Şimdi bu tasnifin delillerini zikredelim.
1944 Kur'ân-ı Kerîm'de: "Ölenin çocuğu varsa, anne ve babadan her birine terikenin altıda biri vardır"(84) buyurulmuştur. Dikkat edilirse Ayette; mûrisin oğlu, (asabe içerisinde) babasından önce zikredilmiştir. Bu sebeb, babanın ilânihâye babasından da önde olması evleviyetle zarûridir. Ayrıca Ayette geçen çocuk (Veled) lâfzı; oğul olmayınca ilânihaye oğlunun oğlunu içine alır. Hz. Ebû Bekir (ra), Hz. Ali (ra), Hz. Abdullah İbn-i Mesûd (ra) ve Hz. Zeyd b. Sabit (ra) den şöyle dedikleri rivayet edilmiştir: "Asabenin en önde geleni (mûrisin) oğludur. Sonra ilânihaye oğlun oğludur"(85)
1945 Mûrisin (ölen kimsenin) oğlundan sonra; en kuvvetli asabe babasıdır. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de: "(Mûrisin) Çocuğu olmayıp da, O'na anne ve babası mirâsçı olduysa, üçte biri annesinindir"(86) buyurulmuştur. Ayette annenin hissesi belirlenmiş, kalanın da babaya âit olacağına işaret edilmiştir. Ayrıca mûrisin (ölen kimsenin) babasının; erkek kardeşleri den ve dedesinden önde olduğu tasrih olunmuştur.
1946 Üçüncü snıfa gelince!.. Kur'ân-ı Kerîm'de: "Eğer (mirâsçı) erkek kardeş ise, çocuksuz ve (babasız) ölen kız kardeşin bıraktığı mirâsın tamamını alır"(87) buyurulmuştur. Dikkat edilirse; çocuğu ve babası olmayan bir kimse (kelâle) ölür de; geride anne-baba bir veya baba bir erkek kardeşi kalırsa, mirâsın tamamını alır. Bunlar babanın cüzüdür.
1947 Dördüncü sınıfa gelince; Hz. Amr b. Şuayb (ra)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Resûl-i Ekrem (sav) mirâsı; anne-baba bir erkek kardeşe, sonra baba bir erkek kardeşe, sonra anne- baba bir erkek kardeşin oğluna, sonra baba bir erkek kardeşin oğluna verdi. Amcaların durumunu da aynen bunlar gibi zikretti"(88) Esasen bunlar; mûrise (ölen kimseye) akrabalık noktasından bu tertibe göre sıralanırlar. Velâyette de; bu sıra esastır. Birden fazla asabe (Asabe binefsihi) bulunursa; derecede yakın olan, uzak olanı mirâstan düşürür. Fûkaha; sınıf, derece, yakınlık ve kuvvet (Akrabalık noktasından) durumlarının dikkate alınacağında müttefiktir. Esasen Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Ashâb-ı Ferâizden artan mal; en lâyık (en yakın) erkek şahsındır"(89) buyurduğu bilinmektedir. Asabe binefsihi'nin; sınıflarını dikkate almak şarttır.
1948 Şimdi bir-kaç misâl verelim: Farzedelelim ki Ekrem efendi vefat etti!.. Geriye karısı, oğlu ve oğlunun oğlu kaldı. Mesele şöyledir:


Dikkat edilirse; ashâb-ı ferâizden artan mal, en yakın asabesi olan oğluna geçmiştir. Oğlunun oğlu; birinci sınıftan olmasına rağmen, kuvvet noktasından mûrise (ölen kimseye) oğlu kadar yakın değildir.
İkinci Misal: Diyelim ki Sadık efendi vefat etti!.. Geriye karısı, annesi, oğlunun oğlu ve kardeşi kaldı. Mesele şöyledir:


Dikkat edilirse; mûrisin (ölen kimsenin) oğlunun oğlu; anne-baba bir kardeşini mirâstan düşürdü. Çünkü sınıf ve derece bakımından mûrise; oğlunun oğlundan daha uzaktır. Derecesi mukaddem (önde olan) vârisin, muahhar (sonra) olanı mirâstan mahrum etmesi" genel bir kâidedir.

Günün Sözü

"Belâ, mü’min erkek ve kadının kendinde, çocuğunda ve malında, –Allah Teâlâ’ya günahsız olarak kavuşuncaya kadar– eksik olmaz.” (Hadîs-i Şerif—Tirmizî)"
Telif Hakkı © 2024 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla!, GNU Genel Kamu Lisansı altında dağıtılan özgür bir yazılımdır.