Büyük İslam İlmihali

Hazret-i Peygamberin Yüksek Tevazuu

 

Peygamber Efendimiz, yaratıkların en şereflisidir. O kadar yüksek mertebesiyle beraber pek ziyade mütevazi idi. Fakirleri ve zayıfları daima okşar, misafirlerinin altlarına kendi mübarek elbiselerini döşeyecek kadar ikramda bulunurdu. Bir meclise girince, nerede boş yer bulursa orada oturmak ister, bulunduğu meclislerde elbisesini toplu tutup etrafa yaymazdı. Bununla beraber bulunduğu meclislerde herkesden çok vakarını korurdu. Söze gerek görmedikçe susardı. Gülmek gerekince, tebessümle yetinirdi. Huzurlarında bulunanlar da son derece edebe riayet eder, başlarını aşağıya eğerlerdi Konuşurken seslerini yükseltmezlerdi. Gülmeleri de tebessümü aşmazdı. Peygamber Efendimiz acizlere, yoksullara o kadar iltifat ve tevazu gösterdiği halde, kendileri ile görüşmelerde bulunduğu hükümdarlara karşı asla tezellül (küçülme) göstermez, Risalet makamının ulviyetini korumadan hiç bir zaman geri durmazdı.

Kayserlere, Kisralara gönderdiği mektublarında daima mübarek ismini önce belirtir, "Allah'ın kulu ve Peygamberi Muhammed tarafından Rum büyüğü Hirakl'e" şeklinde yazdırırdı. Kendilerini hiç çekinmeden İslâm dinine davet ederdi. Kabul etmedikleri takdirde, azaba uğrayacaklarını, saltanatlarının ellerinden çıkacağını kedilerine açıkca duyururdu.

Günün Sözü

"Sa‘d b. Hişam’dan şöyle rivâyet olunmuştur: ‘Ben Hz. Âişe (r.anhâ)’ye: Bana Resûlüllah (s.a.v.)’ın ahlâkını anlatır mısın? Diye sordum. Hz. Âişe de: “Onun ahlâkı Kur’ân’dı” diye cevap verdi.’ (Hadîs-i Şerif—Ahmed b. Hanbel)"
Telif Hakkı © 2021 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla!, GNU Genel Kamu Lisansı altında dağıtılan özgür bir yazılımdır.