ZEKAT İBADETİNİN EDASI VE ZENGİNLİĞİN ÖLÇÜSÜ

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "- İslam fıkhında, mali ibadetlerin önemli bir yeri vardır. Mali ibadetleri eda edip-etmemek; Müslümanın vicdanına terkedilecek olursa, fakirlerin bundan zarar görmeleri kaçınılmazdır. (..) Bir Müslümanın; zekat ibadeti ile mükellef olabilmesi için, zengin olması gerekir. Fıkıh kitaplarında, zenginliğin tesbiti için bazı ölçüler konulmuş ve buna nisap denilmiştir. Fakat zenginliği tesbit için zaruri olan bu ölçüler, birbirine yakın bile değildir. Mesela: 39 koyunu olan kimse (maddi değeri iki milyar civarındadır) zengin değildir. Fakat 200 dirhem gümüşü olan kimse (değeri otuz-otuzbeş milyon) zengindir. Bazı kaynaklarda. Resul-i Ekrem (sav) döneminde, nisap miktarları arasındaki değer farkının olmadığı iddia edilmektedir. Bu iddia doğru mudur? (..) Değerleri milyarlarla ifade edilen özel otomobil sahipleri, bu malları için zekat vermiyorlar. Sorulduğu zaman "Bir Müslümanın atı için üzerine zekat yoktur" hadis-i şerifini delil getiriyorlar. Halbuki bazı kaynaklarda, Hz. Ömer (ra)'in atlardan zekat aldığını belirtiyor. Bu tatbikata göre, otomobillerin zekata tabi olması gerekmez mi? Kamyon şöförleri veya taksiciler; arabalarının mı, yoksa kazançlarının mı zekatını vermelidirler?"

CEVAP: Zekat ibadeti, İslamın üzerine bina edildiği beş şarttan birisidir. Hz. Abdullah ibn-i Ömer (ra)'den rivayet edilen hadis-i şerif'te Resul-i Ekrem (sav)'in: "-İslam beş şey üzerine bina olunmuştur. (Bu beş şey) Kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, hacc etmek ve Ramazan-ı Şerif orucunu tutmaktır" (1) buyurduğu malumdur. İslam fıkhını uygulayan bir devletin lideri, bu ibadetin hakkı ile eda edilmesini sağlamak durumundadır. Hanefi fukahasına göre, zekat mü'minlerin emirinin tayin ettiği amil (zekat memuru) tarafından toplanır ve hak sahiplerini ulaştırılır. Resul-i Ekrem (sav)'in Yemen Valisi Hz. Muaz b. Cebel'e (ra) hitaben: "-Zekat, Müslümanların zenginlerinden alınacak ve fakirlerine verilecektir" (2) buyurduğu ve valisine görevini hatırlattığı sabittir. Feteva-ı Hindiyye'de: "- Zekat muhkem bir farzdır. İnkar eden kafir olur. Vermeyen ise öldürülür. Serahsi'nin Muhıyt'inde de böyledir" (3) hükmü kayıtlıdır. Bu girişten sonra "Resul-i Ekrem (sav) döneminde, nisap miktarları arasındaki uçurum bu nisbette miydi?" sualinize geçebiliriz. Nisap, zenginliğin sabit olabilmesi için zaruri olan bir miktardır. Muteber kaynaklarda; Resul-i Ekrem (sav)'in döneminde, beş dirhem gümüş ile bir koyunun satın alınabildiği kayıtlıdır. (4) Dolayısıyle ikiyüz dirhem gümüşün değeri ile kırk koyunun bedeli birbirine denktir. Yani nisab miktarları, birbirine eşittir. Günümüzde ikiyüz dirhem gümüşle; kırk değil, iki koyun bile alınamaz. Yirmi miskal altın için de durum farklı değildir. Nisab miktarları arasında, değer farklılaşması ortaya çıkmıştır. Savaşan kimsenin (mücahidin) asli ihtiyacı olan atı, zekata tabi değildir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan; "Ata zekat yoktur" hükmü, muhtelif hadislerden kaynaklanan eksik bir anlayıştır. Hz. Zeyd b. Sabit (ra)'den rivayet edilen "Bir Müslümanın üzerine, atı için sadaka yoktur" hadis-i şerifi, mücahidin cihad vasıtası olan atı ile ilgilidir. Hz. Ömer (ra)'in: zekat amiline hitaben, "-Kırk koyundan bir koyun zekat alıyoruz. Bu kadar değerli olan attan almıyoruz. Bundan böyle her at için bir dinar veya on dirhem zekat alınız" (5) emrini verdiği de sabittir. O dönemde yaşayan diğer fakih sahabeler, Halife'nin bu tatbikata itiraz etmemişlerdir. İmam-ı Azam Ebu Hanife (rh.a) ticaret malı olan atlar için, zekat verilmesinin zaruri olduğunu belirtmiştir. (6) Büyük şehirlerde yaşayan insanlar için, özel otomobillerin ihtiyaç olduğu sabittir. Ancak "Asli bir ihtiyaç mıdır?" sualine, müsbet cevap vermek kolay değildir. Mali ibadetlerin (Zekat, sadaka-ı fıtr vs) edası ile ilgili olan ve istisna edilen asli ihtiyaçların artırılması, ihtiyaç sahiplerini (fakir, miskin vs) zor duruma düşürebilir. Mesela: Günümüzde kullanılan özel uçakları; asli ihtiyaç kabul edersek, Türkiye'deki zengin sayısı alabildiğine azaltmış oluruz. Özel otomobillerin ticaret malı olarak değerlendirilmesi, fakirlerin hakkını korumak açısından maslahata daha uygundur. Bilindiği gibi ticaret mallarının (uruzun) kıymeti tayin edilir ve her ikiyüz dirhem mukabilinde beş dirhem olarak eda edilir. (7) Rızkını taşımacılık yoluyla elde eden kimseler için (Kamyon söförleri, taksiciler vs) vasıtaları alet hükmündedir. Bu kimselerin elde ettikleri krazanç; nisap miktarından fazla olur ve üzerinden bir yıl geçerse, zekat vermek durumundadır. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim. (1) Sahih-i Buhari- İst: 1401 C: 1 Sh: 8, Ayrıca Sahih-i Müslim- C: 1 Sh: 45 K. İman: 5, İmam-ı Kasani- El Bedaiu's Senai- Beyrut: 1974 C: 2 Sh: 2 (2) İbn-i Hümam- Fethu'l Kadir- Beyrut: 1315 C: 2 Sh: 19. (3) Şeyh Nizamüddin ve Heyet- Feteva-ı Hindiyye- Beyrut: 1400 C: 1 Sh: 170. (4) İmam-ı Serahsi- El Mebsut- Beyrut: ty C: 2 Sh: 150, Ayrıca Mecmuau'l Enhur (Şerhu Damad) İst: 1316 C: 1 Sh: 197. (5) İmam-ı Zeylai- Nasbu'r Raye- Kahire: 1938 C: 2 Sh: 359. (6) İmam-ı Merginani- El Hidaye- Kahire: 1965 C: 1 Sh: 100. (7) İbn-i Hümam- A.g.e. C: 1 Sh: 526