ZEKAT KİMLERE VERİLMELİDİR

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "-Zekat hicri takvime bağlı olduğu için, Ramazan-ı Şerif ayını dikkate alıyorum. Geçtiğimiz yıl, fakir olduğunu bildiğim bir öğrenciye zekatımı verdim. Daha sonra bu öğrencinin komünist olduğunu ve Allahu Teala'nın varlığını inkar ettiğini öğrendim. (..) Durumu birkaç hocaefendiye açtım. Bazısı "Araştırma yaptığın halde isabet edememiş isen zekat olur" dedi. Bazısı ise, o öğrenci ayette geçen müellife-i kulüb ehlindendir. Zekat olduğunu belirterek verdiysen, belki hidayetine vesile olursun" diyerek, gönlüme su serpti. Fakat bir türlü mutmain olamadım. (..) Kafir olan o kimseye verdiğim zekat sahih midir?"

CEVAP: Zekat verilecek sınıflar nassla belirlenmiş, bu sınıfların ferdlerini tesbit ise mükellefe bırakılmıştır. Bu noktada "Taharri" gündeme girer. Feteva-ı Hindiyye'de: "- Bir şeyin hakikatine vakıf olmak için yapılan araştırmaya taharri denilir. Hakikatine vakıf olunamadığı zaman, zann-ı galip ortaya çıkar. Taharrinin rüknü; kalben hakikate ulaşmayı arzu etmektir. Taharri, şüphe halinde hüccet kabul edilir.(1) hükmü kayıtlıdır. Zekat bir ibadettir ve sadece Müslümanlara verileceği sünnetle sabittir. Hz. Muaz b. Cebel (ra)'dan rivayet edilen bir Hadis-i Şerif'te Resul-i Ekrem (sav)'in: "Ey Muaz!... Sen zekat'ı Müslümanların zenginlerinden alıp, onların (Müslümanların) fakirlerine ver." (2) buyurduğu malumdur. Bu kısa girişten sonra, meseleye geçebiliriz. Zengin olan bir mükellef; öncelikle zekat vereceği fakirin, Müslüman olup-olmadığını araştırmak durumundadır. Zira, herhangi bir batıl ideolojiye itikad eden kimseye, zekat vermek caiz değildir. İbn-i Abidin; İmam-ı Serahsi'nin "El-Mebsut'undan" naklen: "Zekat verdiği kimse harbi çıkarsa, o zekatını tekrar verir" hükmünü zikrettikten sonra şunları kaydediyor: "Bahır'da şöyle denilmiştir. Kenz sahibi kafiri mutlak söylemiştir. Binaenaleyh zimmiye de, harbiye de şamildir. Filhakika Mültega'da hakkında iki rivayet vardır. Bunların birine göre fark şudur: İbadet sıfatı asla bulunmamıştır. Hak ona (kafire) vermemektedir."(3) Dolayısıyle mükellef, zekatını tekrar verecektir. Çünkü kafire vermekle (bilmeyerek de olsa) zekat borcundan kurtulamaz. Ayrıca taharriye riayet etmediği için, vebal sözkonusu olur. Mektubunuzda zikrettiğiniz "Müellife-i Kulub" vakıasının da, mesele ile ilgisi yoktur. İmam-ı Kasani: "-Müellife-i Kulub, Kureyşin reislerinden ve Arapların önde gelen kimseleridir ki, Ebu Süfyan b. Harb, Safvan b. Ümeyye, Uyeyne İbn-i Hısn-ı Fizari, Ekra b. Habis, Abbas b. Mirdat onlardandır. Bunlar kendi kabileleri arasında, nüfuz, kuvvet, şeref ve çok bağlıları bulunan şahıslardı. Bazıları hakikaten Müslüman olmuştu. Bazıları zahiren müslüman, gerçekte ise münafık idiler. Üçüncü bir kısmı da kafirdiler" (4) diyerek, müellifenin (kalbi ısındırılacakların) mahiyetini izah etmektedir. İmam-ı Merginani: "Zekat'ın verileceği yerler sekiz sınıftır. Müellife-i Kulub sınıfı ise düşmüştür. Çünkü Allahu Teala (cc) İslamı aziz kılmış ve onlara (müellife-i kuluba) muhtaç etmemiştir. Bu hususta icma mün'akid olmuştur" (5) diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir. Taharriye riayet etmeden vermiş olduğunuz zekatınız sahih değildir. Tekrar vermenizde zaruret vardır. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim. (1) Şeyh Nizamüddin ve Heyet- Feteva-ı Hindiyye-Beyrut: 1400 C: 5 Sh:382 (2) Molla Hüsrev- Düreri'l Hükkam- İst: 1307 C: 1 Sh: 191. (3) İbn-i Abidin- Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar- İst: 1983 C: 4 Sh: 190. (4) İmam-ı Kasani- El Bedaiu's Senai- Beyrut: 1974 C: 2 Sh: 44. (5) İmam-ı Merginani- El Hidaye - Kahire: 1965 C: 1 Sh: 112.