Fıkıh Köşesi
KUR'AN-I KERİM, SÜNNET VE AKLIN DEĞERİ
- Ayrıntılar
- Kategori: Fıkıh Köşesi
- Gösterim: 3137
KUR'AN-I KERİM, SÜNNET VE AKLIN DEĞERİ
Soru: "Son yıllarda bazı Müslümanlar, 'Kur'andaki İslâm'a' inandıklarını, geleneksel Müslümanlığı terkettiklerini iddia etmektedirler. Bu iddia sahipleri 'Kur'an ile sünnetin teşrii değeri' konusunda, farklı görüşler ortaya atmaktadırlar. (...) Bunlara göre; 'Herhangi bir kanunun anayasaya aykırı olması mümkün değildir. Eğer kanun anayasaya aykırı olursa, iptal edilir. İslâm nizamında Kur'an-ı Kerim değişmez bir anayasadır. Herhangi bir hadis-i şerifin hükmü, değişmez anayasaya aykırı olursa reddedilir.' (...) Bir sohbette, aynı iddiayı gündeme getirdiler. Ben itiraz ettim. Bunun üzerine tezlerini ispat için Resûl-i Ekrem (sav)'in, 'Benden mervi hadisleri Allah'ın kitabına arzediniz. Ona uygun ise ben söylemişimdir. Ona aykırı ise ben söylememişimdir' buyurduğunu söyledi. (...) Bu hadis-i şerif sahih midir? Kur'an-ı Kerim'i anayasa, hadisleri de kanun olarak nitelendirmek doğru mudur? (...) Akıl ile herhangi bir şey haram veya helâl kılınabilir mi? Bir hadis-i şerifi, akl-ı selime uygun olmadığı gerekçesi ile reddetmek caiz midir?"
CEVAP: Kur'an-ı Kerim; iktidar sahipleri ile vatandaşların yetki, hak ve sorumluluklarını düzenleyen bir anasaya hukuku değil, Kelâmullah'tır. Dolayısıyle anayasa-kanun münasebetine dayanan yorum doğru değildir. Allahû Teâlâ (cc)'ya itaat ile Peygamber (sav)'e itaat, birbirinin mütemmim cüzüdür. Zira Kur'ân-ı Kerim'de "Kim Peygambere itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur" (Nisâ Sûresi, 80) hükmü beyan buyurulmuştur. Sohbet esnasında ortaya atılan; "Peygamberimizin 'Benden mervi hadisleri Allah'ın kitabına arzediniz. Ona uygun ise ben söylemişimdir. Ona aykırı ise ben söylememişimdir' tavsiyesine uymalıyız" şeklindeki teklif batıldır. Zira Resûl-i Ekrem (sav) böyle bir tavsiyede bulunmamıştır. İmam-ı Şafii (rh.a), "Er Risale" isimli usûl kitabında bu rivayeti zikretmiş ve "Meçhûl bir kimseden gelen ve hiçbir senedi bulunmayan uydurma bir haberdir"
Kaynaklar
Meselenin bir diğer boyutu da şudur: Herhangi bir hadis-i şerifin hükmü; senedinde bulunan ravileri ile ilgili bir zaaf veya metninde mevcut olan zahir bir illet sebebiyle terkedilebilir. Bunu yapabilecek kimsenin (hem sened, hem metin açısından) hadis hafızı olması zaruridir. Türkiye'de bu şartlara haiz tek bir hadis hafızı yoktur. Nassları şahsi kanaatlerine göre tevil eden kimseler; isabet etseler bile, usûl açısından hata etmiş olurlar.(6) Zira mücerred akla dayanan keyfi yorumlar, bid'at ve hurafelerin kaynağını teşkil etmişlerdir. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.
(1) İmam-ı Şafii- Er Risale- Kahire: 1979 ( 2 bsm), Sh: 225, Madde: 619.
(2) El Aclûni- Keşfû'l Hefa- Beyrut: 1351, C: 1, Sh: 86, Madde: 220.
(3) Molla Hüsrev- Mir'at El Usûl- İst: 1308, C: 2, Sh: 7-8.
(4) İbn-i Abidin- Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar- İst: l983 C: 8 Sh: 212.
(5) İbn-i Huzeyme- Es Sahih- Beyrut: 1390, C: 1, Sh: 75.
(6) İmam-ı Suyuti- Miftahû'l Cenne- Beyrut: 1987, Sh: 62.