1. Sabah namazına coşkuyla kalkın

e-Posta Yazdır PDF

 

Sabah namazı uykunun en tatlı yerinde nefis ve şeytana karşı açılan bir isyan bayrağı ve kazanılan bir zaferdir.

 

O saatte insanın bütün vücudunu tatlı bir uyuşukluk sarmıştır. Hiç kimsenin nefsi, sımsıcak yatağı terk edip namaz kılmak istemez.

 

Bunun için çoğu kimse istemeyerek, gönüllü gönülsüz, yarı uykulu bir vaziyette, son dakikalarda namaza kalkar. Bir an önce abdest alıp, aceleyle namazını kılar ve henüz soğumadan yatağa kendini atmak ister.

 

Oysa namaza büyük bir sevinç ve coşkuyla kalkmak gerekir. Çünkü bizi huzuruna çağıran Rabbimizdir. O her şeyin sahibi, sultanı, sevgilisidir. Onun huzuruna istemeyerek değil, koşa koşa gitmek gerekir.

 

Şöyle bir düşünün: Sabahın erken saatinde coşku ve sevinçle kalktığınız nice işiniz olmuştur. Milyonlarca insan, çalışmak için çok erken kalkmak zorundadır. Yine milyonlarca öğrenci, okuluna gidebilmek için güneş doğmadan yatağından fırlar. Dinlenmiş ve zinde bir şekilde kalkabilmek için erkenden yatarlar.

 

Acaba ebedî hayatımızın anahtarı olan sabah namazı, işten, okuldan önemsiz mi ki, istemeyerek ve uykulu gözlerle kalkacaksınız? Kesinlikle hayır!

 

Ezan sesini veya saat zilini duyduğunuzda sevinç ve heyecanla, bin can ile isteyerek yataktan kalkacaksınız. Dışarının veya suyun soğuk olması sizi zerre kadar etkilemeyecek. İnsan, varlığını ve hayatını borçlu olduğu sevgilisinin huzuruna giderken bunları düşünmez. Yolunda ölüm bile olsa hiç tereddütsüz koşar.

Uykunuzun kaçması ve canlı olmanız için soğuk suyla abdest alın. Ama nefis ve şeytan sizi namazdan uzaklaştırmak için içerinin ve suyun soğuk olmasını bahane ediyorsa, onları hemen susturun. İmkânınız varsa, odayı ve suyu ısıtın. İçiniz öyle rahat ediyorsa, buna zaman ve para harcamaktan çekinmeyin. Çünkü, namazdan daha önemli ibadet yok ve onu huzurlu kılmak kadar faziletli bir şey olamaz.