İSLAMİ EĞİTİMİN KEYFİYETİ VE İLİMLERİN TASNİFİ

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "Bazı fıkıh kitaplarında; ilimlerin, farz-ı ayn ve farz-ı kifaye olarak tasnif edildiğini görüyoruz. Bazı hadis mecmualarında ise peygamberimizin "Faydasız ilimden Allahü Teala(cc)'ya sığınırım" diye dua ettiği belirtilmektedir. Bu hadis-i şerif sahih ise ilimlerin faydalı ve faydasız tasnifine tabi tutulması gerekir. (...) İslami eğitim, faydalı ve zaruri olan ilimlerin öğretilmesiyle ilgilidir. Teknolojinin ilerlediği ve dünyanın küçük bir köy haline geldiği malumdur. Farz-ı kifaye olan ilimlerin yeniden tasnif edilmesi ve içinde bulunduğumuz şartlara göre tasnif edelmesi gerekir. (...) Bazı kaynaklarda "Bu mesele öğrenilir, ancak halka öğretilmez" gibi hükümlere raslıyoruz. Bunun sebebi nedir? (...) İlimlerin farz-ı ayn ve farz-ı kifaye tasnifi şahsa, zamana ve mekana göre değişebilir mi? Hangisi daha efdaldir?"

CEVAP: Allahu Teala'ya(cc) teslim olan her insanın üzerine farz olan ilimleri öğrenmesi ve amellerini ona göre eda etmesi farzdır. Sahabe-i kiram'dan birisinin "ilim nedir?" diye sualine, Resul-i Ekrem (sav) "Amelin kılavuzudur" (1) cevabını vermiştir. İlim; hem salih amelin değişmeyen rüknü, hem kılavuzudur. İmam-ı Serahsi; ilmi "peygamberlerin bıraktığı miras" olarak nitelendirmiştir. Geniş manada İslami eğitimi "Mükellefe Allahü Teala(cc)'nın razı olacağı davranışları kazandırmak" şeklinde tarif edebiliriz. Mücerred bilgi elde etme (öğretim) ile hakikate uygun amel (eğitim) arasında bir münasebet vardır. Ancak öğretim, eğitim değildir. Bu tesbitten sonra, "ilmin keyfiyeti nedir?" sualinize gecebiliriz. Seyyid Şerif Çürcani: "Hakikate uygun olan bilgiye ilim denilir. İlim, bir şeyi olduğu gibi idrak edebilmektir. Bilgisizliğin ve cehaletin zıddıdır."(2) diyerek, ilmin keyfiyetiri tarif etmiştir. ilimlerin, farz-ı ayn ve farz-ı kifaye tasnifi şahsa, zamana ve mekana göre değişebilir. İmam Burhanüddin Ez Zernuci: "Hangi durumda olursa olsun, bulunduğu halde meydana gelen işlerle ilgili ilimleri öğrenmek her Müslüman'a farzdır. Çünkü Müslüman için namaz kılmak zururidir. Bu sebeble namazın farzlarını, eda edecek kadar şart ve erkanına ait bilgileri edinmek onun için farz olur. Yine vacibi eda etmek için gerekli bilgileri edinmek vacip olur. Zira farzı yerine getirmeye vesile olan şey farz, vacibi yerine getirmeye sebeb olan bilgi de vacip olur"(3) diyerek, bu inceliğe işaret etmiştir. Hanefi fukahasından İbn-i Abidin, ilimleri tasnif ettikten sonra, şu noktalar üzerinde durmaktadır: "Farz-ı ayn (olan ilimler), farz-ı kifaye'den efdaldir. Çünkü farz-ı ayn, nefsin hakkı için farz kılınmıştır. Nefis için o daha mühim ve daha meşakkatlidir. Farz-ı Kiyafe öyle değildir. O umumun hakkı için farz kılınmıştır. Bu umuma kafir bile dahildir. Bir iş umumi olursa hafifler, hususi olursa ağırlaşır. Bazıları farz-ı kifaye'nin efdal olduğunu söylemişlerdir. Zira bu farzın edası bütün ümmetten borcu iskat eder. Terk edilirse edaya imkanı olan herkes günahkar olur. Bu sıfatta olan bir farzın, te'sir cihetinden daha büyük olacağından şüphe yoktur. Mamafih Tahtavi'nin kavline göre birinci kavil mutemet sayılmıştır"(4) İnsanoğlunun dünyevi ve uhrevi saadetlerine vesile olan her ilim faydalıdır. İslam'ın temel hedeflerine zarar veren ve insanın Allahü Teala(cc)'ya isyanına vesile olan bilgiler ise zararlıdır. Öğrenilmesi haram kılınan ilimler de vardır. Başta sihir ve büyü olmak üzere, şa'beze, simya, ilm-i remil, kehanet ve tivele ile ilgili ilimler haram kılınmıştır. Bazı fıkıh kitaplarında: "Bu mesele öğrenilir, fakat halka öğretilmez" hükmü yer almıştır. İstismara müsait olan veya değişik vecihleri bulunan mücmel konuları; Müslümanların maslahatı dikkate alarak, yaymamak mümkündür. Mesela: "Zengin olan bir kimsenin, hangi durumlarda zekat vermesi farz değildir?" sualine cevap verdikten sonra, "Bu mesele öğrenilir, fakat halka öğretilmez" kaydı konulmuştur. Çünkü hesap gününü unutan zenginler; bu bilgileri istismar ederek, zekat vermeyebilirler.
Resul-i Ekrem (sav)'in "Allah'ım!.. Dört şeyden (musibetten) sana sığınırım. Faydası olmayan ilimden, huşu duymayan kalbten, doymayan nefisten ve işitilmeyen (kabul edilmeyen) duadan"(5) mealindeki duası, muteber sünnet mecmualarında yer almıştır ve sahihtir. Elde edilen bilgiler; insanoğlunun zihnini ve kalbini, melayani fiillerle meşgul ediyorsa zararlıdır. Faydalı olduğu halde, insanın vebalini artıran bilgiler de vardır. Başkalarına öğretilmeyen ve salih amellere vesile olmayan ilim, sahibi için vebaldir. (6) Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İmam Fahrüddin-i Razi; Tefsiri Kebir-Ankara: 1988 C: 2 Sh: 296.
(2) Seyyid Şerif Cürcani-Et Ta'rifat-İst.: ty Sh: 160.
(3) İmam Burhanüddin Ez Zernuci-Ta'limü'l Müteallim-İst.: 1980 Sh: 9.
(4) Geniş bilgi için/ İbn-i Abidin-Rüddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar-İst.: l982 C: 1 Sh: 40- 41.
(5) Sahih-i Müslim, İst.: 1401 K. Zikr: 73, ayrıca Sünen-i İbn-i Mace-İst.: 1401 C: K.Mukaddeme: 23 C:1 Had. N0: 250, Sünen-i Ebu Davud-İst.: 1401 K. Vitr:8 C: 2 Had.N0: 1548. Sünen-i Tirmizi-K.Davet: 68, Sünen-i Nesai-K. İstiaze: 13,18.
(6) El Azimabadi-Avnü'l Mabud-Medine: 1968 C: 4 Sh: 407