TAHKİKİ İMANIN VE İSTİKAMETİN ÖNEMİ

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "Son yıllarda, Kur'an Müslümanlığı propagandası moda haline gelmiştir. Bu tabiri dillerinden düşürmeyenler; ehl-i sünnet bir mezhebe bağlı olmayı, geleneksel Müslümanlığın getirdiği bir fazlalık kabul ediyorlar. Gazetemizdeki bazı yazılarda da bu propagandanın etkisini görüyorum. (..) Halbuki Kur'an-ı Kerim'e inanmayan bir kimse Müslüman olabilir mi? Kur'an Müslümanlığı veya Kur'an'daki İslam tabiri, mezheplere ve meşreplere karşı geliştirilen bir slogandır. (..) Allahu Teala (cc)'nın "Sadıklarla (İstikamet üzere olanlarla) beraber olunuz" ( Et Tevbe Suresi: 119) emrindeki incelik nedir? Bu ayet, İslam cemaatinin zaruretini de gündeme getirir mi ? Tahkiki imanın ve istikametin önemini izah eder misiniz?"

CEVAP: Sahabe-i Kiram'dan Hz. Süfyan b. Abdullah b. Sakafi, bir gün "Ya Resulallah!.. Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, onu senden sonra hiç kimseye sormayayım?" diyerek, nasihat talebinde bulunmuştur. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (sav)'in "Allahu Teala (cc) iman ettim de ve sonra istikamet üzere ol" buyurduğu sabittir. Bununla ilgili olarak Kadı İyaz : "Bu hadis, Resul-i Ekrem (sav)'in cevami'ul-kelim (az sözle çok mana ifade eden) sözlerindendir." (1) diyerek, bir inceliğe işaret etmektedir. Bu hadisin Sahih-i Müslim'de "İslam'ın vasıflarını toplayan hadis" babında yer alması, bu mahiyeti ortaya koymaktadır. Sultanu'l Müfessirin İbn-i Abbas (ra) "Sen hemen emrolunduğun vecihle müstakim ol" (Hud Suresi:112) ayet-i kerimesi hakkında şunları zikretmektedir: "Resul-i Ekrem (sav)'e Kur'an-ı Kerim'de , bu ayetten daha şiddetli ve meşakkatli bir ayet daha nazil olmamıştır. (2) Bundan dolayıdır ki, Ashab-ı Kiram: (Sana ihtiyarlık çabuk geldi) dedikleri vakit Resul-i Ekrem (sav) "Beni Hud Suresi'ndeki (istikameti emreden) ayet ihtiyarlattı" buyurmuşlardır. İslam dini; bütün insanları tevhide ve istikamete davet etmektedir. İstikamet (doğruluk) kavramı; itikadi, ameli ve ahlaki bir-çok meseleyi gündeme getirir. Kur'an-ı Kerim'de kafirlerin ve münafıkların vasıfları zikredilirken, onların "yalancı oldukları" üzerinde durulmuştur. Bu yalan, öncelikle itikadi bir özellik taşımaktadır. Hesap gününü düşünmeyen bir kimsenin, daima yalan söylemesi mümkündür.
Hevasını bir kenara bırakıp, şeriata teslim olan bir mükellef; Allahu Teala (cc)'nın her emrini, emredildiği gibi yerine getirdiği zaman "İstikamet" üzere olur. İhlas, ihsan, sabır, azim, itaat, istişareye riayet, infak, cihad, emaneti korumak, velayeti ve fütüvveti muhafaza etmek, istikamet üzere olmanın zaruri şartlarıdır. Allahu Teala (cc)'nın "Sadıklarla (İstikamet üzere olanlarla) beraber olunuz" ( Et Tevbe Suresi: 119) emrindeki incelik de budur. İtikadi, ameli ve ahlaki meselelerde, İslam'ın çizdiği sınırları muhafaza eden ve hesap gününe hazırlanan kimselerle beraber hareket edilmesi farzdır. Bu aynı zamanda İslam cemaatinin zaruretini de gündeme getirir. Resul-i Ekrem (sav)'in "İstikamet üzere olunuz, kurtuluşa erersiniz" (3) buyurduğu malumdur. Buradaki istikamet; itikadi, ameli ve ahlaki meselelerde, şer'i şerifin çizdiği hududlara riayet etmekten ibarettir. Davranışlarda doğruluğa (istikamete) "hakkaniyet" denilmiştir. Bu da adalet, insaf ve merhametten ibarettir. Tağuti güçlere karşı mücadele veren mü'minler; birbirlerinin ufak-tefek kusurlarını müsamaha ile karşılamazlarsa, "Hakkaniyet" ölçüsünden ayrılmış olurlar. Mürüvveti ve fütüvveti terketmek caiz değildir.
Allahu Teala (cc)'nın mü'minlere "yalan sözden kaçınmalarını" (El Hacc Suresi: 60) emrettiği malumdur. İmam-ı Merginani "Yalan, bütün dinlerde haram kılınmıştır" (4) diyerek, bir inceliğe işaret etmektedir. "Amentübillah" diyen ve itikadda istikamet üzere olan kimselerin; gerek sözlerinde, gerek davranışlarında "İhlası" esas almaları ve malayani fiillerden kaçınmaları şarttır. Hesap gününe hazırlanan her mükellef; Hz. Abdullah İbn-i Mes'ud (ra)'dan rivayet edilen şu hadis-i şerifi, kendisine rehber edinmeleridir. Hadis-i Şerif şudur: "Doğruluk insanı birre (hayra) irşad eder, hayırlı işler de Cennet'e kılavuzluk eder. O kimse ki, doğruluk şiarıdır. Nihayet sıddık (vasfına müstehak) olur. Yalancılık da muhakkak insanı fücura (şerre) sürükler, şer de cehenneme götürür. O kimse ki yalancılık onun şi'arıdır. Nihayet bu kimse de Allah'ın (cc) divanında kezzab defterine yazılır." (5) Bu hadis-i Şerif'teki "Sıddık" ve "Kezzab" mefhumları; mübalağa sigasında gelmiştir ve birbirinin zıddıdır. İmam-ı Buhari; bu hadis-i şerifi, "Sadıklarla beraber olunuz" ayet-i kerimesini unvan ittihaz ederek, açtığı bir babta rivayet etmiştir. Zalimlerin hakim olduğu ve küfür ahkamının uygulandığı beldelerde, zalim siyaset bütün şiddetiyle gündemdedir. Bazı Müslümanlar, zalim siyasetin etkisiyle ve değişik tevillerle ehl-i sünnet ve'l cemaati hakir görmeye başlamışlardır. Meselenin özü budur. Allahu Teala (cc) cümlemizi sadık ve adil kullarından eylesin. Birbirimize dua edelim.

(1) Ahmed Davudoğlu- Sahihi Müslim Tercüme ve Şerhi-İst: 1973 C:1 Sh: 253.
(2) Geniş bilgi için bkn/ Gadı Beyzavi- Envaru't Tenzil-C: 1 Sh: 580.
(3) Sünen-i İbn-i Mace- K.Taharet: 4, Sünen-i Darimi-K.Vudu: 2.
(4) İmam-ı Merginani- El Hidaye -Kahire: 1965 C: 3 Sh: 124.
(5) Abdi'l Latifi'z Zebidi- Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi-Ank: 1975 C: 12 Sh: 146 Had.No: 199