DEVLET MEMURLUĞU, HEDİYE VE RÜŞVET

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "-'Devlet dairelerinde vazife yapan akrabalarımız vardır. Söylediklerine göre kendileri rüşvet almıyorlar, fakat hediye verilirse kabul ediyorlar. Ortak kanaatlerine göre, çalıştıkları (...) işyerlerinde rüşvet oldukça yaygındır. Bu meseleyi müzakere ederken "devlet memurlarının aldığı hediye helal mıdır, haram mıdır?" konusunda ihtilaf ortaya çıktı.( ..) Hediye ile rüşvet arasındaki fark nedir? İslam fıkhını uygulayan bir devlette rüşvet hastalığının önüne nasıl geçilebilir? (..) Akrabayı ziyaret, terkedilmemesi gereken amellerden birisidir. Kazançlarından şüphe ettiğim akrabalarımın; hediyelerini kabul edip-etmeme veya ikram ettikleri şeyleri yeyip-yememe konusunda vicdanen rahatsızım. Bu meseleyi izah ederseniz sevinirim."

CEVAP: Önce bir hususa işaret edelim. İnsanoğlu cemiyet halinde yaşıyan bir varlıktır. Bunun sonucu olarak bir siyasi rejime ve sosyal sisteme ihtiyacı vardır. İki veya daha fazla insanın, birbirleriyle doğrudan veya vasıtalı olarak meydana getirdikleri, zaman içinde devamlılık kazanan sınırları belirli (hukuki ve ahlaki) münasebetler zincirine sosyal sistem denilir. Her devletin veya cemaatin bir sosyal sistemi vardır. Adaletle ve ferdi ahlak ile ilgili hükümler, bu sistemin sürekliliği için zaruridir. Ferdi ve ictimai ahlaka sahip olmayan insanlar, birbirlerinin kurdu haline gelebilirler. Rüşvet; hem siyasi rejimi, hem sosyal sistemi felç edebilen bir hastalıktır. Nitekim: "-Rüşvetin zuhur ettiği bir kavim, ru'b (korku, endişe veya huzursuzluk) ile cezalandırılır (1) hadis-i şerifinde, bu inceliğe işaret edilmiştir. Türkiye'de rüşvet alıp-vermek yaygın bir felakettir. Hatta vatandaşların en tabii haklarını bile, rüşvet vererek elde edebildikleri görülmektedir. Bu felaketin getirdiği korku, endişe ve huzursuzluk, sosyal sistemi felç etmiştir. Bu tesbitten sonra "hediye ile rüşvet arasındaki fark nedir?" sualinize geçebiliriz. Feteva-ı Hindiyye'de: "-Hediye şartsız olarak verilen maldır. Rüşvet ise belirli şartlarla verilir. Hizanetü'l Müftin'de de böyledir"(2) hükmü kayıtlıdır. Fukaha; rüşvetteki belirli şartın mahiyetini "bir hakkın iptali veya bir batılın ihkakı için verilmesi"(3) şeklinde ifade etmiştir. Bu zahiru'r rivaye olan bir tariftir. Hediye'de ise, herhangi bir şart sözkonusu değildir. Hediyenin sebebi, karşılıklı sevgiyi geliştirmek ve sünnete riayet etmektir. Hediye veren kimse; karşısındakinden daha büyük bir hediye beklerse, sünnete muhalefet etmiş olur. Nazari olarak hediye ile rüşvet birbirinden farklıdır. Fakat bazı hallerde rüşvet, hediye adı altında verilebilir. Halife Ömer b. Abdülaziz; "Resul-i Ekrem (sav)'in ve sahabilerin hediye kabul ettiklerini, kendisinin niçin hediye kabul etmediğini" soranlara: "-Resul-i Ekrem (sav) zamanında hediye hediye idi. Şimdi ise hediye rüşvet olmuştur"(4) diyerek bir inceliğe işaret etmiştir. Herhangi bir devlet görevlisinin; işi sebebiyle, tanımadığı kimselerden hediye alması caiz değildir. Zira Resul-i Ekrem (sav); kendisine maaş ödenerek bir makama getirilen kimsenin vazifesini eda ederken, herhangi bir hediye almasını yasaklamıştır. (5) Elbette İslam fıkhına göre kurulan bir devlet, meleklerin yönettiği devlet değildir. Bütün tedbirlerin alınmasına rağmen, haram işleyen insanlara raslamak mümkündür. Mü'minlerin emiri; hesap gününü düşünen muttaki insanları memur tayin ederek, rüşveti önlemeye gayret eder. İbn-i Abidin "-Me'mur tayin etmede, me'mura ta'zim vardır. Ulema, Müslüman olmayanın ta'ziminin haram olduğunu söylemiştir.(...) Fasıkların memur tayin edilmeleri de haramdır. (6) diyerek, bu noktaya dikkati çekmiştir. Ziyaret ve hediye meselesine gelince: Fukaha: "-Rüşvet yoluyla zenginleşen ümera'nın (resmi görevlilerin) verdiği hadiye kabul edilir mi, edilmez mi?" suali üzerinde hassasiyetle durmuştur. Mülteka'da: "-Zalim ümeranın hediyesinin kabulü caiz değildir. Meğer ki, malının ekserisinin helaldan olduğu malum olsun"(7) hükmü kayıtlıdır. Dolayısıyle kazancının çoğunun helal olduğu bilinmeyen kimsenin, ikram ettiği şeyleri yememekte (şüpheden kaçınma noktasından) fayda vardır. Kazancının çoğu helal ise yemekte bir beis yoktur. Tebliğ niyetiyle akrabalarınızı ziyaret etmenizde ve sünnete uygun bir şekilde nasihat etmenizde fayda vardır. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.

(1) İmam Ahmed b. Hanbel- El Müsned- İst: 1401 C: 4 Sh: 205.
(2) Şeyh Nizamüddin ve Heyet- Feteva-ı Hindiyye-Ankara: 1985 C: 6 Sh: 268.
(3) Et Tahanevi- Keşşafu Istılahati'l Fünun- İst: 1984 C: 1 Sh: 595 vd, Ayrıca Seyyid Şerif Cürcani- Et Tarifat- Sh: 111.
(4) Sahih-i Buhari- İst: 1401 K. Hibe: 17,
(5) İmam-ı Şatibi-El Muvafakat- İst: 1990 C: 2 Sh: 387, Ayrıca A. Ziyaüddin Gümüşhanevi- Ramuz El Ehadis- İst: 1982 C: 2 Sh: 454,
(6) İbn-i Abidin- Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar- İst: 1983 C: 4 Sh: 102.
(7) İbrahim Halebi- İzahlı Mülteka El Ebhur Tercemesi- İst: 1976 C: 4 Sh: 140