İŞCİNİN ÜCRETİ

e-Posta Yazdır PDF

Soru: "Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine yeğenimi (...) isimli şirkete, işçi olarak yerleştirdim. Şirketin sahibi samimi bir Müslüman olduğu için, nasıl olsa hakkını verir diye düşündüm, ücret pazarlığı yapmadım. Kendisi de ne ücret vereceğini söylemedi. (...) Altı ay asgari ücret ödedi. Daha sonra, bazı bahanelerle o ücreti de geciktirmeye başladı. (...) Yeğenim, ailesinin nafakasını temin edemediği için, bu ücrete itiraz etti. Meseleyi bir türlü çözemiyoruz. (...) İslam fıkhına göre haklı mıyız, haksız mıyız?"diyorsunuz.

CEVAP: Tahkim yoluyla çözülmesi mümkün olan ihtilaflar ile ilgili fetva vermek doğru değildir. Ancak ikrarınızı dikkate alarak, bazı tesbitlerde bulunabiliriz. Resul-i Ekrem (sav)'in, "Kim bir ecir (işçi, memur vs) çalıştırırsa, verilecek ücretin miktarını hemen ona bildirsin"(1) emrini verdiği malumdur. Şirket yöneticisi (işveren) , bu emre itaat etmediği (veya ihmal ettiği) için vebal altındadır. İslam fıkhında, iş akdinin sahih olabilmesi için, her iki tarafın rızası şarttır. Dolayısıyle iş akdinin rüknü, icap ve kabuldür.(2) Ayrıca Resul-i Ekrem (sav)'in, işçinin ücretinin zamanında ödenmesini tavsiye ettiği ve "İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz"(3) buyurduğu sabittir. Zamanında ödenmeyen ücret, işçinin hukukuna yapılan bir tecavüzdür. Meselenin özü budur.

(1) İbn-i Hümam-Fethu'l Kadir-Beyrut: 1317, C: 7, Sh: 147.
(2) Şeyh Nizamüddin ve Heyet-Feteva-ı Hindiyye-Beyrut: 1400, C: 4, Sh: 409.
(3) İmam-ı Kasani-El Bedaiu's Senai-Beyrut: 1974, C: 4, Sh: 174.