TEŞEBBÜH EHLİ KÜFRE BENZEME

TEŞEBBÜHTE ZAMANA VEMEKANA GÖRE DEĞIŞME OLABILIR MI? MESELA ŞAPKA TEŞEBBÜH ALAMETI IKEN BUGÜN BÖYLE OLMAKTAN ÇIKMIŞ MIDIR?

Teşebbüh, yani kafir ve fasıklara benzemek yasaktır. Ehli küfre has ve küfür alameti sayılan bir elbiseyi giymek küfür, ehli fıska has bir elbiseyi veya bir cinsin diğer cinse has elbisesini giymek ise fısktır. Yani islam'ın üzerinde durduğu teşebbüh sırf gayrimüslimleri taklit etme veya erkeklerin kadınlara, kadınların da erkeklere veya ehli fıska benzeme özentisiyle birbirlerinin şekil ve kıyafetlerini taklid etmeleridir. Nitekim peygamberimiz (sav) kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lanet etmiştir (Et-Tergib ve't-Terhib).

İmam-ı Rabbani, Ahmed el-Faruk Serhedi Mektubat isimli eserinde der ki: "Doğru olan şu ki, erkekler kadınlara benzemekten nehy edildiklerine göre hüküm kadınların adetlerini bilmeye tevakkuf eder. Bir beldede kadınlar önden düğmeli gömlek giyiyorlarsa oradaki erkeklerin kadınlara benzememek için bunu giymeyi terketmeleri ve yandan düğmeli gömlek veya elbise giymeleri gerekir. Başka bir beldede kadınlar yandan düğmeli elbise giyiyorlarsa erkeklerin önden düğmeli olan elbiseyi tercih etmeleri lazımdır" (Mektubat).

Muğnil-Muhtaç isimli eserde de, bir memlekette bir fakihin mutad olmayan kaftan ve takke giyinmesi kişiliği zedeler ve şehadetin reddine vesile olur, denilmektedir (Muğnil-Muhtaç).

Şaoka, Osmanlı döneminde sırf gayrimüslimleri taklıd gayesiyle giyilmesi bakımından teşebbüh alameti sayılır. Fakat bugün şapka giyinmede gaye gayr-i müslimleri taklıd değildir. Belki adet böyle olduğu için giyilmektedir. Bu itibarla niyette gayrimüslimlere benzeme sözkonusu olmayınca şapka giymek teşebbüh alameti sayılmaz. Yukarıda İmam-ı rabbani'den de naklettiğimiz gibi, hüküm örfe göre değişmektedir.

 

TEŞEBBÜH TE ZAMAN VE MEKÂNA GÖRE DEĞIŞME OLABILIR MI?

"Teşebbüh" te zaman ve mekâna göre değişme olabilir mi? Meselâ "şapka dün teşebbüh alâmeti iken bugün böyle olmaktan çıkmış mıdır?

Teşebbühü iki grupta mütâlaa etmek gerekir: Birincisi: Şi'âr sayılan, yani ibadetle ilgili olan noktalarda teşebbüh ki, bu noktalarda teşebbüh zâhiren küfrü gerektirir.

Ikincisi: Şi'âr sayılmayan noktalarda teşebbüh ki, bunun da teşebbüh maksadıyla olması halinde fısk ve isâet olduğunda ittifak vardır.Şi'âr olan noktalarda, önceden başkalarının Şi'ârı olduğu bilindiği sürece teşebbüh yasağının devam edeceği, şi'ar olmayan hususlarda ise, teşebbühün her an değişebileceği söylenebilir. Hattâ belli bir tarihte belli bir gruba şi'ar olmakla beraber, bu durumu ancak tarih sayfalarından öğrenilen, yaşanması halinde hiç bir dinin ya da grubun kendisi ile ögünmeyeceği hususlarda da teşebbühün değişebileceğini kabul etmek daha gerçekçi bir yol olmalıdır, kanaatindeyim. Fakat, ibadetle ilgili olarak, İslam'ın Şi'âri sayılan hususlarda değişmenin olacağı düşünülemez. Sakalı buna ömek gösterebiliriz. Müşriklerin hep sakallı olması halinde, onlara benzememek için sakalın kesilmesine kail olmak, onlardan dişlerini misvaklamayı, ya da temizlemeyi âdet edinmeleri durumunda misvak kullanmayı terketmemiz gerektiğini söylemek demektir. Bunun ise hiç bir akıllının kabûlü olamayacağı açıktır. Sakaldaki muhalefetin boyamakla temin edilmesinin istenmesi de, bu hikmete mebni olmalıdır. Anadoluda köylülerimizin giydiği şekliyle sapkaya gelince, bu mütefekkirlerimizin ifadesiyle "o artık ihtida etmiştir", bizim malımız olmuştur. Ama sırf başkalarına benzemek maksadıyla giyilmesi mahzurdan hâlî değildir.

 

Günün Sözü

"Emânete riâyet etmeyenin kâmil îmânı ve ahdinde(sözünde) durmayanın da kâmil dîni yoktur. (Hadîs-i Şerif—İbn-i Hıbbân)"
Telif Hakkı © 2020 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla!, GNU Genel Kamu Lisansı altında dağıtılan özgür bir yazılımdır.