MİRÂSTA "KIZ ÇOCUĞUNUN" DURUMU

e-Posta Yazdır PDF

1936  Mûrisin (ölen kimsenin) oğlu olmayıp, diğer vârislerle birlikte yalnız bir kızı bulunursa terikenin yarısını (1/2) alır. Kur'ân-ı Kerîm'de: "... kız bir tane ise, mirâsın yarısı onundur" hükmü beyan buyurulmuştur. Şimdi mûrisin (ölen kimsenin) karısı, kızı ve anne-baba bir kardeşinin varlığını ele alalım. Bu durumda farz sahipleri karısı ve kızıdır.


İkinci hali şudur: Mûrisin (ölen kimsenin) oğlu olmayıp, iki veya daha fazla kızı diğerleriyle birlikte vâris olurlarsa üçte ikisini (2/3) alırlar. Kur'ân-ı Kerîm'de: "Kızlar ikiden fazla ise, mirâsın üçte ikisi onlarındır" buyurulmuştur. Ayetin zahiri iki ayrı görüşe meydan vermektedir. İbn-i Abbas (ra) iki kızı, bir kız hükmünde mütâlâa etmiştir. Terikenin üçte ikisini almak için, en az üç kızın bulunması gerektiğine kâildir. İbn-i Mesûd (ra) ise; ayetin "İki ve ikiden fazla kız şeklinde anlaşılması" gerektiğine kâildir. Nitekim Enfâl Sûresinde: "(Eğer) ölenin iki kızkardeşi varsa, bıraktığının üçte ikisi onlarındır" buyurulmuştur. Ayrıca Resûl-i Ekrem (sav); Uhud savaşında şehid düşen Hz. Sa'ad İbn Rabi'nin iki kızına terikenin üçte ikisini (2/3) vermiştir.(69) Ayet-i Kerime'nin bu sırada nâzil olduğu ve ilk mirâs taksiminin Resûlallah (sav) tarafından bu şekilde yapıldığı kayıtlıdır. Meseleyi şöyle gösterebiliriz:


Üçüncü hali şudur: Mûrisin (ölen kimsenin) oğlu ile birlikte kızı vâris olurlarsa, ikili-birli paylaşırlar. Kur'ân-ı Kerîm'de: "Allah size (mirâs hükümlerini şöylece) tavsiye (ve emir) eder. Çocuklarınız hakkında erkeğin hissesi, iki kızın hissesi kadardır" hükmü beyan buyurulmuştur. Şimdi bir kadının öldüğünü; geriye kocası, oğlu ve kızı kaldığını kabul edelim. Mesele şu şekilde olur:


Dikkat edilirse kız; oğlanın yarısı kadar hisse almıştır. Burada hepsi "Ashâb-ı ferâiz" durumundadır. Bir misâl daha verelim. Farzedelim ki; Ahmed Efendi kaza sonucu öldü. Geriye karısı, iki oğlu ve üç kızı kaldı. Bunlar terikeyi şu şekilde paylaşırlar.